Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14588 E. 2013/22315 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14588
Karar No
2013/22315
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili,davacının davalı şirkete ait meyve suyu fabrikasında kazancı olarak 23.08.2004 tarihinde işe başladığını,07.11.2009 tarihinde ekonomik kriz bahane edilerek davalı işverence iş akdinin feshedildiğini,ancak gündelikçi işçi çalıştırılmaya devam edildiğini, resmi kayıtlarda gerçek ücretin gizlendiğini, davacının kendi branşı dışında çok ağır şartlarda hafta sonu, dini ve resmi bayramlar ve genel tatiller dahil olmak üzere 12 saatten fazla çalışmasına rağmen bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; davacının 09.07.1990 tarihinde kazancı olarak işe girdiğini, iş akdinin ekonomik kriz nedeni ile 13.11.2009 tarihi itibariyle feshedilerek aynı tarihte davacıya tebliğ edildiğini, ihbar süresine uyulduğundan ihbar tazminatı tabelinin reddi gerektiğini,iş akitleri feshinde objektif davranıldığını, tazminatının ödeneceği bildirilmesine rağmen davacının tazminatını almadığını, şirket kayıtlarının davacının resmi tatil, fazla mesai ve hafta tatili ücretine ilişkin taleplerin doğru olup olmadığını ortaya koyacağını ve alacak talepleri yönünden zamanaşımı süresinin gözetilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında hizmet süresi uyuşmazlık konusudur. Somut olayda; 20.03.2012 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının 09.07.1990-13.11.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabulü ile 19 yıl 4 ay 4 gün hizmet süresi üzerinden davaya konu işçilik alacakları hesaplanmış, davacı anılan bilirkişi raporunu kabul etmemekle birlikte davasını bu rapora göre ıslah etmiştir. Davalı hizmet süresi dışındaki nedenlerle anılan rapora itiraz etmiş alınan 30.07.2012 havale tarihli ikinci bilirkişi raporunda SGK prim ödeme gün sayısı esas alınarak davacının 19 yıl 3 ay 27 gün çalıştığının kabulüyle davaya konu işçilik alacakları hesaplanmış ve mahkemece ikinci rapor esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak dinlenen tanık beyanlarından davacının davalı iş yerinde kesintisiz çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla hizmet süresinin 09.07.1990-13.11.2009 tarihleri arasında 19 yıl 4 ay 4 gün olarak belirlenmesi dosya kapsamına uygun olup mahkemece ikinci bilirkişi raporunda kabul edilen ve eksik hesaplanan hizmet süresine göre yapılan hesaplamaların hükme esas alınması hatalıdır. Yapılacak iş, ilk raporla belirlenen hizmet süresi üzerinden hüküm altına alınan işçilik alacaklarının yeniden hesaplattırılarak çıkacak sonuca göre karar vermektir. 3-Taraflar arasında, davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 47. maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödeneceği hükme bağlanmıştır. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ancak 2007 yılı Kasım ve 2009 yılı Kasım ayları arasındaki imzalı ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin tahukkuk ettirilerek ödendiğinin tespiti ile bu dönemlerin hesaplama dışı tutulduğu belirtilmiştir. Davacının hesap dışı bırakılan döneme ilişkin bordrolarının incelenmesi neticesinde Nisan 2008 ayına ilişkin imzalı ücret bordrosunda tatil tahakkukunun bulunmadığı, tatil tahakkukları bulunan 2007 yılı Aralık ayı ile 2008 yılı Ocak, Mayıs, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında ise çalışma karşılığı olmaksızın o günün normal ücretinin davacıya imza karşılığı ödendiği, ancak ayrıca çalışılan gün ücretinin bir kat fazlasıyla ödendiğinin davalı işverence kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; hesap dışı bırakılan 2007 yılı Kasım ve 2009 yılı Kasım ayları arasındaki döneme ilişkin davacının ulusal bayram genel tatil alacağının hesaplattırılarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. 4-4857 sayılı İş Kanunu'nun 59'uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Somut olayda; davacı işçi yıllık ücretli izin alacağının ödenmediğini belirterek izin ücreti isteğinde bulunmuş, mahkemece anılan istek hüküm altına alınmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde "her türlü delil" ifadesi ile yemin deliline de dayanmış bulunmaktadır. Mahkemece somut olayın özelliğine göre davalı tarafa izin konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14588, K. 2013/22315, T. 16.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-14588-e-2013-22315-k-4c802cc69f06