Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14665 E. 2013/22313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/14665
- Karar No
- 2013/22313
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) vekili Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve özellikle feshe konu olaya karışan dava dışı ...'ın iş akdinin feshedilmemesinin eşit işlem borcuna aykırılık teşkil etmesi nedeniyle haklı fesih haksız hale geleceğinin ve Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğunun anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve davacının davalı işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin ulusal bayram, genel tatil ücret alacağının olup olmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen ulusal bayram ve genel tatil alacağının ödendiği varsayılır. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılıp çalışılmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin ulusal bayram ve genel tatil alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyaya sunulan 2010 ve 2011 yılına ilişkin ücret bordrolarının 30 gün üzerinden yapılarak 30 günlük ücretin ödendiği belirtilmiş ve tanık beyanlarına göre davacının dini bayramlarda bir gün hariç diğer resmi tatillerde çalıştığı kabul edilerek ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı hesaplanmıştır. Ancak davacıya ilişkin imzalı ücret bordroları incelendiğinde 2010 Yılı Nisan ,Mayıs,Ağustos,Eylül , Ekim ve Kasım ayları ile 2011 yılı Ocak ,Nisan ve Mayıs aylarında genel tatil ve tatil mesaisi başlığı altında ayrıca ücret tahakkuklarının bulunduğu ve ücret bordrolarının ihtirazı kayıt içermediği anlaşılmaktadır. O halde yapılacak iş ,hesaplamaya konu dönem içinde kalan ve ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuku içeren imzalı bordroların bulunduğu aylar dışlanmak suretiyle davaya konu ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağını belirlemek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde,iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde,işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Somut olayda; davacı işçi yıllık ücretli izin alacağının ödenmediğini belirterek izin ücreti isteğinde bulunmuş, davalı ise yıllık izinlerini imza karşılığı kullandığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 4 yıl 3 ay 9 gün süre ile davalı işyerinde çalıştığı,56 gün izne hak kazandığı,dosyaya sunulan yıllık ücretli izin defterine göre 42 günlük izin hakkının kullanıldığı ve davacının bakiye 14 gün izin alacağı bulunduğu tespiti ile yıllık izin alacağı hesaplanmıştır. Dosyada bulunan imzalı yıllık ücretli izin istek formuna göre davacının 19.03.2011-26.03.2011 tarihleri arasında 7 gün izin kullandığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davacı işçi tarafından 2011 yılında kullanıldığı anlaşılan 7 günlük izin süresinin mahsup edilmek suretiyle ücretli izin alacağını belirlemek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.