Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14468 E. 2013/21161 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14468
Karar No
2013/21161
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, fazla mesai ve hafta tatili ücretinin ödenmediğini, aylık ücretlerinin sürekli geç ve eksik ödendiğini, ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na eksik bildirildiğini, iş ilişkisi devam ederken davalı işverenin kendisinin çaresizliğinden yararlanarak istifa dilekçesi imzalattırdığını ancak kendisinin haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil, prim ve aile yardımı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının kendi iradesi ile kendi el yazısı ve imzasını taşıyan dilekçe ile istifa ettiğini, istifa dilekçesindeki beyanında çalıştığı döneme ilişkin tüm hak ve alacaklarını aldığını belirttiğini, bu nedenle davacının hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, istifa dilekçesine göre davacının istifa ettiğinin kabulü ile kıdem ve ihbara hak kazanamadığı, imzalı istifa dilekçesinde fazla çalışma ücretini aldığını belirtmiş olması nedeniyle fazla çalışma alacağına da hak kazanmadığı belirtilerek davacının tüm alacak taleplerinin reddine karar verilmiştir. İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97 inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır. İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, sosyal güvenlik hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır. Somut olayda, davacı İş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia etmektedir. Fesih gerekçesi olarak da, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesini ileri sürmektedir. Davalı, davacının fazla mesai alacağının bulunmadığını ve davacının kendi isteği ile haksız olarak işten ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece, dosyada bulunan istifa dilekçesinde, fazla çalışma ücretlerini aldığını beyan ettiği ve davacı feshinin haklı nedene dayanmadığı gerekçesi ile kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir. Ancak dosya içerisinde bulunan istifa dilekçesinin yazılış tarzında davacıya dikte ettirildiği anlaşılmaktadır. Dilekçe içeriği ve dosya muhtevası birbiri ile çelişmektedir. Gerçekten tanık beyanları ile davacının fazla çalışma yaptığı ispatlanmıştır. Yine davacının gerçek ücreti üzerinden sigorta primlerinin yatırılmadığı da sabittir. Gerçek durumu yansıtmayan dilekçeye dayanılarak kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş olması hatalıdır. Ayrıca, davacı istifa etmiş olsa bile, eğer haklı sebeple iş sözleşmesini feshederse kıdem tazminatına hak kazanır. 9 yıl 6 ay süre ile çalışan bir işçinin tazminat haklarından mahrum kalacak şekilde, herhangi bir sebep olmaksızın istifa etmesi de hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Belirtilen nedenlerle kıdem tazminatının kabulü yerine reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. 3-Yukarıda da açıklandığı üzere, dosya içeriği ile uyuşmayan istifa dilekçesindeki "maaş, prim ve mesai ücretlerini aldım" şeklindeki dikte ettirilen miktar içermeyen ibraname niteliğindeki belgeye dayanılarak fazla çalışma ücreti isteğinin reddine karar verilmiş olması da isabetsiz olmuştur. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davacıya iadesine, 05/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14468, K. 2013/21161, T. 05.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-14468-e-2013-21161-k-d180cb72ba36