Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/2468 E. 2010/2958 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2468
Karar No
2010/2958
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, dosya içeriğinde toplanıp değerlendirilen delillere, davanın sadece 143 ada 28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve uzman bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen raporda (G) harfi ile gösterilen ev ile bu evin müştemilatı olan ve raporda (K ve L) harfleri ile gösterilen kömürlüğe yönelik olarak açılmasına, taşınmazın zeminine yönelik olarak açılmış bir dava bulunmamasına, hakkında kabul kararı verilen evin daha büyük veya küçük olmasının davada önemli olmamasına göre davacı ...'ün sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabi olduğundan muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Aksine bir hüküm bulunmadıkça da muhdesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Böyle bir istemle dava açılması halinde "Çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek hukuki diğer koşulların da varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Toplanan delillerden davaya konu muhtesatların üzerinde bulunduğu, ortaklığın giderilmesi davasına konu 143 ada 28 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesi üzerine 16.04.1979 tarihinde tapuya tescil edildiği, tespit maliki Veli Böcük'ün ölümü ile taşınmazın mirasçıları olan taraflara intikal ettiği, davaya konu ev ve kömürlüğün kadastro tespitinden sonra davacı tarafından yapıldığı, kömürlüğün komşu parsele tecavüzlü olduğu, uzman bilirkişi haritasında (L) harfi ile işaretli bölümünün taşınmaz üzerinde kaldığı anlaşılmaktadır. Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın satılması halinde, taşınmazı alan kişinin taşınmaz ve üzerindeki evle birlikte evin müştemilatı olan kömürlüğün taşınmaz üzerinde kalan bölümünü de satın alacağı, taşınmazın satış bedelinin kömürlüğün taşınmaz üzerinde kalan bölümü nedeniyle az veya çok artacağı gözetildiğinde davacının kömürlüğün taşınmaz üzerinde kalan bölümü için dava açmakta hukuki yararının bulunduğu da kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece açıklanan bu olgular gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 143 ada 28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve uzman bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen raporda (G) harfi ile gösterilen ev ile bu evin müştemilatı olan kömürlüğün 143 ada 28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kalan ve (L) harfi ile gösterilen bölümünün davacı tarafından yapıldığının tespitine, davacının mülkiyet tespiti istemi ile kömürlüğün taşınmaz dışında kalan ve raporda (K) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 82,80 TL temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 12.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2468, K. 2010/2958, T. 12.05.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2010-2468-e-2010-2958-k-15eb1420184c