Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/6193 E. 2026/5656 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/6193
- Karar No
- 2026/5656
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/240 Esas, 2022/123 Karar SUÇ : Çekle İlgili Karşılıksızdır İşlemi Yapılmasına Sebebiyet Verme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 15. İcra Ceza Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2021/240 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararıyla, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek suçundan sanık ...’nin, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddeleri gereğince 49.100,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.10.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB-2025/125570 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB-2025/125570 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...1-Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 18/06/2018 tarihli ve 2018/3098 esas, 2018/7281 karar sayılı ilamında "10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/1 91... /131 sayılı kararı ile 5941 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” şeklindeki ibarenin iptal edilmiş olması karşısında, sanık hakkında bankanın sorumlu olduğu miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan çek bedelleri kadar adli para cezalarına hükmedilmesi gerekirken, çek bedellerinin karşılıksız kalan miktarları üzerine ticari temerrüt faizi, takip ve yargılama gideri toplamları da eklenmek suretiyle fazladan adli para cezasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan çek bedeli kadar adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği nazara alındığında; sanığın karşılıksız kalan kısım üzerinden adli para cezası ile cezalandırılması yerine, ilgili bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda ise sanığın savunmasının tespiti için gönderilen davetiyenin, doğrudan sanığın mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilmesi nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlanarak karar verilmesinde, Kabule göre de, 3-Müştekinin 49.100,00 Türk lirası bedelli çekin süresi içerisinde bankaya ibrazına rağmen ödenmemesi nedeniyle şikayetçi olduğu, Mahkemesince sanığın günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden olmak üzere 2455 gün karşılığı 49.100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde yer alan, "(Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz." düzenleme gereğince sanığa verilecek cezanın üst sınırı olan 1.500 günü geçemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) ve (3) numaralı nedenler yönünden;
Bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) ve (3) numaralı nedenler inceleme dışında bırakılmıştır.
III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriklerindeki hususlardan (2) numaralı neden yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE,
2.İstanbul 15. İcra Ceza Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2021/240 Esas, 2022/123 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesi için dosyanın, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) ve (3) numaralı nedenler bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 11.05.2026 tarihinde karar verildi.