Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/4484 E. 2026/3191 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4484
- Karar No
- 2026/3191
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/127 E., 2024/53 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, ... kaçağı eşyanın müsaderesi sanıklar ... ve ... müdafi, sanık ..... müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I- Katılan ... İdaresi Vekilinin Nakil Aracının Müsadere Edilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin suçta kullanılan nakil vasıtasının müsadere edilmesi gerektiğiyle sınırlı olduğu gözetilerek;
İddianamede müsadere talebi bulunmayan nakil aracının müsaderesine ilişkin temyiz incelemesine konu bir kararın da mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
II- Sanıklar ...,.... ve ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1.Sanıklar hakkında verilen 8 gün adlî para cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52/2. maddesi uyarınca adlî para cezasına çevrilmesi sırasında gün adlî para cezasının 8 gün yerine 62 gün adlî para cezası olarak yazılması,
2.Sanıklar hakkında kurulan hükümde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış hakkı gözetilerek bozma öncesi verilen 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası üzerinden cezalarının infazına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
3.Sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiş olması karşısında; katılan ... İdaresi lehine hükmolunan vekâlet ücretinin, sanıklardan eşit olarak alınacağının hükümde belirtilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ve ... müdafi ve sanık..... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, hükmün 9. bendindeki ''62 TAM GÜN'' ibaresinin çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme ''8 gün'' ibaresinin eklenmesi, hükmün 15. bendinin çıkarılarak yerine gelmek üzere hükme "22.10.2013 tarihli hükümde sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet kararı yalnızca sanıklar tarafından temyiz edilmiş olup, aleyhe temyiz bulunmadığından ve bu durum sanıklar lehine 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca cezada kazanılmış hak oluşturduğundan, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince sanıkların cezalarının 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası üzerinden İNFAZINA," ifadesinin eklenmesi, hükmün 17. bendindeki ''tüm sanıklardan'' ibaresinin çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme ''sanıklardan eşit olarak'' ibaresinin eklenmesi ile diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile
eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 22.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin 13.12.2013 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında Dairemizin 2022/18426 Esas sırasında kayıtlı olup aynı gün incelemesi yapılan Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/704 Esas, 2021/78 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 18.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 05.11.2013 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık ve müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.03.2026 tarihinde karar verildi.