Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/2800 E. 2023/6447 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2800
- Karar No
- 2023/6447
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2270 E., 2020/4428 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2017 tarihli ve 2012/320 Esas, 2017/7 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ... hapis ve 416 gün karşılığı 8.320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve banka zararının sanığa tazmin ettirilmesine karar verilmiştir. 2.Katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2018/2270 Esas, 2020/4428 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ... hapis ve 1.608.171,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve banka zararının sanığa ödettirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, suç vasfının ... olarak nitelendirilmediğine, zimmet suçunun tanımındaki unsurların somut olayda mevcut olmadığına, müvekkiline görevi sebebiyle emanet edilmiş bir para veya kıymetli evrak bulunmadığına, ayrıca bankadaki paraların koruma ve gözetiminin de müvekkilinde olmadığına, bu nedenle zimmet suçunun kanuni şartlarının oluşmadığına, eksik inceleme ve suçun yanlış vasıflandırılması ile hüküm kurulduğuna, sanığın zimmet suçunu işleme kastıyla hareket etmediğine, alt sınırdan uzaklaşılmasının yanlış olduğuna, zarar tazmini hususunda hakkaniyete aykırı olarak karar verildiğine ve hükmün bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Vakıfbank Derince şubesinde görevli olan ve kendisine teslim edilen para üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan sanığın, 2010-2012 yılları arasında bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bankanın müşterileri olan mudiler adına, herhangi bir talep ve talimat olmaksızın, 86 farklı mudi hesaplarını kullanarak 93 adet kredi hesabı açtığı ve bu hesaplardan mudilerin bilgileri dışında kredi tahsis ederek, tahsis edilen bu kredilerden usulsüz olarak çekilen toplam 957.502,00 TL tutarlı parayı zimmetine geçirdiği anlaşılmıştır. 2.5411 sayılı Kanun'un 162 nci maddesinde düzenlenen muhakeme şartı, katılan banka vekilinin şikâyeti ile yerine getirilmiştir. 3.Dosya kapsamında bulunan öğretim üyesi bankacılık bilirkişisi, öğretim üyesi hukuk bilirkişisi ve emekli banka müfettişi/müdürü bankacılık bilirkişisinden oluşan 29.09.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, yapılan incelemelerde sanığın mudilerin bilgileri dışında usulsüz kredi çıkartımını sağladığı ve çıkartılan bu kredilerden mudilerin hesaplarından usulsüz olarak çekilen 957.502,00 TL tutarlı paranın basit zimmet kapsamında değerlendirilebileceği bildirilmiştir. 4.Sanık savcı huzurunda alınan savunmasında; müşterilere ait bütün kredi sözleşmesine ilişkin paraları kendisinin çektiğini, bir kısım müşterilerin kredi başvurusunda bulunmak için bankaya gelmesi üzerine olayın ortaya çıktığını, çektiği bütün paraları internet üzerinden bahis oynadığını, olayları tamamen tek başıma gerçekleştirdiğini, şifrelerini kullandığı kişilerin bu olaydan haberlerinin bulunmadığını ve pişman olduğunu, esas mahkemesinde alınan savunmasında; ekonomik sıkıntıya girdiği için müşterilerin haberi olmadan kredi dosyası hazırlayıp para çekmeye başladığını, veznedeki görevlilerin kendisine güvendiği için ödemeyi kendisine yaptıklarını, izne ayrıldığı dönemde bu olayın ortaya çıktığını, gelen müfettişe yaptığı tüm işlemleri bildirdiğini, kendisinin aslında vezneden para alma yetkisinin olmadığını, kendisine emanet edilen para olmadığı için suçun zimmet olduğunu kabul etmediğini beyan etmiştir. 5.Yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan 29.09.2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, sanığın basit zimmet suçundan eylemine uyan 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verildiği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezasında artırım yapıldığı belirlenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1.İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın yeniden görülmesine karar verildiği ve duruşma açılarak yargılama yapıldığı anlaşılmıştır. 2.Sanık Bölge Adliye Mahkemesinde alınan savunmasında, önceki savunmalarına ekleyecek herhangi bir husus olmadığını beyan etmiştir. 3.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından alınan bankacılık ve finans bölümü öğretim üyesi, banka müfettişi ve adlî tıp uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda; Yargıtay içtihatları, bankacılık usul ve mevzuatına göre yapılan değerlendirmede, toplam 957.502,00 TL olarak kabul edilen zimmete konu usulsüz işlemlerin, imza bilirkişi raporunda yer alan tespitler de dikkate alındığında 536.057,00 TL'sinin işlem belgelerinde yer alan imzaların iğfal kabiliyetinin bulunması nedeniyle nitelikli zimmet, 421.445,00 TL'sinin ise basit zimmet kapsamında değerlendirildiği belirtilmiştir. 4.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın eyleminin banka görevlisinin nitelikli zimmet suçu olarak vasıflandırılması gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılması ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. 5.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde; Yargıtay içtihatlarında belirlenen ilkeler ve uygulamalar doğrultusunda, sanığın savunmalarında da açıkça kabul ettiği şekilde, mudiler adına atılan imzaların, mudi imzasına benzetilme gayreti içerisinde atılan imzalar olduğu ve iğfal kabiliyetine haiz bulunduğu gerekçesi ile sanığın eyleminin nitelikli zimmet olarak değerlendirildiği, iğfal kabiliyetini haiz belgelerin incelenmesi sonucunda hesaplanan tutarların toplamı olan 536.057,00 TL'nin nitelikli zimmet, 421.445,00 TL'nin ise basit zimmet olarak kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporu ve dosyadaki deliller doğrultusunda kaldırıldığı ve sanığın 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "23.02.2012'' yerine ''2012'' olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir. 2.Suça konu işlem miktarı ile zimmete geçirilen para miktarına göre temel ceza tayininde ve zincirleme suç hükümleri uyarınca artırım miktarının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 3.Vakıfbank Derince şubesinde görevli olan sanığın, banka parası üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğu, buna göre 5411 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen zimmet suçunun faili olabileceği, katılan bankanın şikâyetinin bulunduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi kapsamında muhakeme şartının gerçekleştiği, toplam zimmet miktarının 957.502,00 TL olduğu, kartonetler ile kredi evrakları ve ödeme işlemlerinin yapıldığı banka dekontları üzerinde yapılan imza incelemesi sonucunda her bir belge yönünden iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı ve zimmete konu usulsüz işlemlerden 421.445,00 TL tutarın basit zimmet, 536.057,00 TL tutarın işlem belgelerinde yer alan imzaların iğfal kabiliyetinin bulunması nedeniyle nitelikli zimmet kapsamında kaldığı, sanığın usulsüz işlemlerle farklı zamanlarda her biri ayrı ayrı bankacılık zimmeti suçunu oluşturan eylemlerini katılan banka aleyhine aynı suç işleme kararı icrası kapsamında işlemesi nedeniyle, eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirildiği ve böylece sanığın alınan savunmaları ile dosya kapsamında yer alan delillerden üzerine atılı suçun sübut bulduğu anlaşıldığından, sanık hakkında hapis cezası yönünden takdiren alt sınırdan, adlî para cezası yönünden ise sanığın kastının yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak kurulan hükümde, adlî para cezası yönünden 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince bankanın uğradığı zarar miktarından nitelikli zimmet olarak kabul edilen miktarın üç katı tutarına hükmedilmesi ve 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca banka zararının ödettirilmesine karar verilmesi nedeniyle, hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2018/2270 Esas, 2020/4428 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 65.406,96 TL temyiz onama harcının sanıktan tahsiline, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde karar verildi.