Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/17715 E. 2024/446 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17715
- Karar No
- 2024/446
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYIS I : 2022/127 E., 2023/39 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2013/308 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği 3 yıl 9 ... hapis ve 25.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, taksitlendirmeye karar verilmiştir. 2.Mahkemenin anılan kararının katılan Gümrük İdaresi vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 2020/3996 Esas, 2022/9903 Karar sayılı ilâmıyla; ".. Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen Geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2023 tarihli ve 2022/127 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında ayrı ayrı 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası, anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği 3 yıl 9 ... hapis ve 25.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, taksitlendirmeye karar verilmiştir. 4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.09.2023 tarihli ve 7-2023/79924 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanıkların ithalatçı firmanın yetkilisi olmadığına, sanık ...'un şirketi tek başına temsile yetkili olduğundan tüm işlemleri sanık ...'nin gerçekleştirdiğine, diğer sanıkların sorumluluklarının bulunmadığına, mahkumiyete yeterli delilin bulunmadığı nedenleri ile hükmün bozulması istemine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, Gümrük Kanunu'nun 241 inci maddesinin uygulanması gerektiğine, toplu kaçakçılıktan ötürü artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR 1.Şikâyet üzerine, sanık ...'un ortağı ve yetkili müdürü olduğu, sanıklar ...’in ortağı bulunduğu, ... Ltd. Şti. adına tescilli 01.10.2010 tarihli ithalat beyannamesi muhteviyatı 10.140 adet mekanik su sayacı için, gönderici firma tarafından ... Şirketi adına düzenlenen 20.07.2013 tarihli 26.153,80 USD tutarlı faturanın beyan edildiği, söz konusu fatura ile aynı sayı ve tarihli, aynı firmaya ait, aynı eşyaları ihtiva eden, ancak tutarları farklı; şikâyet dilekçesi ekinde 15.07.2010 tarihli 26.153,80 USD ve 130.579,60 USD tutarlı faturaların sunulduğu ve ithalatla ilgili yapılan para transferleri için Halk Bankası tarafından verilen cevapta 15.07.2010 tarihli 109.254,00 USD'lik para transferine konu 15.07.2010 tarihli, 141.301,50 USD toplam kıymetinde fatura düzenlendiğinin bildirildiği, gönderici firmaya 22.04.2010 tarihinde 32.047,52 USD ve 19.07.2010 tarihinde 109.254,00 USD olmak üzere toplam 141.301,52 USD para gönderildiği, 01.10.2010 tarihli ithalat beyannamesi ekinde yer alan 20.07.2010 tarihli 26.153,80 USD toplam kıymetinde olan faturanın gerçeği yansıtmadığı, düşük kıymetli faturanın ithalat beyannamesinde kullanılması suretiyle düşük miktarda vergi ödendiğinden ve şirket ortağı olan sanıklar Recai, Şaban ile Recep arasında iş bölümü yapılmadığında bahisle sanıklar hakkında; 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesini ikinci fıkrası, 4 üncü maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2.Sanık ... bozma öncesinde savunmasında; yetkilisi bulunduğu şirket tarafından yapılan ithalatın kanunlara uygun şekilde yapıldığını, şirketin mali işleri ile sanık ...'ün ilgilendiğini, gönderici firmaya havale edilen paraların proje, tasarım ve kalıp parası olduğunu belirterek atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, bozma sonrasında gönderilen ihtaratlı davatiyeye rağmen duruşmaya katılmamış, ithalat beyannamesine konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemediği anlaşılmıştır. 3.Sanık ... bozma öncesinde savunmasında; ithalat yapan şirketin ortağı bulunduğu, şirketi temsil ve ilzama sanık ...'un yetkili olduğundan tüm işlemlerin sanık ... tarafından gerçekleştirildiği belirterek, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, bozma sonrasında ise önceki savunmalarını tekrar ederek, ithalat beyannamesine konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemek istemediğini belirtmiştir. 4.Sanık ... bozma öncesinde savunmasında; ithalat yapan şirketin sermaye ortağı olduğunu, yapılan işlemlerin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğini, şirketin alım satımlarını bilmediğini belirterek, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, bozma sonrasında ise önceki savunmalarını tekrar ederek, ithalat beyannamesine konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemek istemediğini belirtmiştir. 5.Bozma öncesinde davaya konu ithalatla ilgili tanıklar ....................., beyanları alınmıştır. 6.Davaya konu 01.10.2010/IM137453 tarih ve sayılı ithalat beyannamesi ekinde yer alan NWG10006 sayılı 20.07.2010 tarihli 26.153,80 USD toplam kıymetinde olan fatura, banka havale dekontu ve diğer evrakın Gümrük İdaresi'nden getirtilerek dava dosyasına eklendiği anlaşılmıştır. 7.Sanıkların şirketteki görev dağılımına ilişkin sanıkların imzalarını içeren toplantı tutanağının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır. 8.Suça konu beyanname ve ekinde Gümrük İdaresi'ne sunulan fatura, havale dekontu ile ithalata ilişkin bankalardan getirtilen fatura ve havale dekontları ile diğer delillerin incelenerek, oluşan kanaate ve ithalat beyannamesi kapsamı eşyanın gümrüklenmiş değerini içeren bilirkişi heyet raporu dava dosyasında mevcuttur. IV.GEREKÇE 1.Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen sanıkların savunması, tanık beyanları, bilirkişi heyet raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanıklara soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu ithalat beyannamesi kapsamı eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanığa bildirilmesi gerekirken indirim oranının 1/3 olarak bildirilmek suretiyle sanıkların yanıltılması, 3.Sanıklar hakkında verilen gün adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası yerine, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması hususları, isabetli bulunmamıştır. V.KARAR Gerekçe bölümünde (2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2023 tarihli ve 2022/127 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.