Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/10612 E. 2026/3957 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10612
Karar No
2026/3957
Karar Tarihi

HÂKİMLİĞİ : İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/5216 Değişik İş KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

Https://.../... https://.../...-fotoğrafi-davasi-basladi-3108988 https//.../genel/... -oldu-h334900.html uzantılı internet sitelerinde yayınlanan haberlerin içeriğine ilgilisi ... ve ... vekili tarafından yapılan erişimin engellenmesi talebinin reddine dair İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.08.2022 tarihli ve 2022/5066 Değişik İş sayılı kararına yönelik itirazın İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.08.2022 tarihli ve 2022/5216 Değişik İş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40883 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40883 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Dosya kapsamına göre, ilgililer ... ve ... vekilinin 16/08/2022 tarihli dilekçesi ile özetle, adı geçen müvekkillerinin 27/07/2018, 30/08/20 18... /09/2018 tarihlerinde yazlık konutlarının bahçesinde site kurallarına da aykırı şekilde dışarıdan gelen misafirlerin çocuklarının seyyar havuz ve motorlu su kaydırağı kurarak ve etrafı oldukça rahatsız edici ve aşırı gürültülü bir şekilde zaman geçirmeleri nedeniyle, yaşanan olumsuz durumun site yönetimine bildirilebilmesi amacı ile ve site yönetiminin talebi üzerine anılan yerdeki görüntüler alınarak, sadece site yöneticisine ... tarafından gönderildiği, söz konusu eylem nedeniyle adı geçenler hakkında, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda müvekkilleri hakkında beraat kararı verildiği ve anılan kararın 15/06/2022 tarihinde kesinleştiği belirtilerek, söz konusu olaya ilişkin müvekkilleri hakkında bahse konusu internet sitelerinde yapılan haber sebebiyle kişilik haklarının ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebinde bulunulması üzerine, mahkemesince yayın içeriğinin haber niteliği taşıdığından bahisle talebin reddine karar verildiği, Öte yandan, anılan haber içeriğindeki olaya ilişkin olarak yapılan yargılama neticesinde ilgililerin beraatine dair verilen Bodrum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2022 tarihli ve 2021/243 esas, 2022/265 sayılı kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 15/06/2022 tarihli ve 2022/1326 esas, 2022/1364 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05/06/2017 tarihli ve 2016/15510 esas, 2017/5325 karar sayılı ilâmında yer alan, "Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir..." Yukarıda yapılan açıklamalar ve genel ilkeler bağlamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuruya konu haberlerin ilk kez yayınlandıkları tarihte, her hangi bir eleştiri veya yorum yapılmaksızın internet üzerinde yorumsuz biçimde yayınlanmalarının, olay tarihinde kişilik haklarına karşı bir saldırı veya ihlal içermediği, bu hâliyle ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği, başvuranların beraat etmeleri sonucu, aradan geçen dokuz yıl sonra, haberin "güncellik" değerini yitirdiği, dolayısıyla haberin o tarihte "gerçeklik ve doğruluk" kriterlerini karşılamasının artık bir önemi kalmadığı, habere konu olan yargılama sürecinin tüm aşamalarıyla sona ermesiyle birlikte, habere konu olan kişiler için haksızlık içeren durumun, toplum tarafından öğrenilmesinin, geçmişte gerçeklik ve doğruluk payı varmış gibi ifşa edilmesi anlamına gelebileceği, dolayısıyla adı geçen habere istenildiği zaman ulaşılmasının, toplum açısından yanlış algılamaya yol açabileceği, başvuranların beraatle sonuçlanan bir yargı sürecinde gözaltına alınması ve tutuklanması süreçlerine dair haberin basının arşivinde bulunmasının, haberin kamu yararı için gelecekte hatırlanması veya istatistiki açıdan değerlendirilmeye alınması gibi işlevi de taşımadığı, dolayısıyla haberin yayında kalmasının, toplumun ilerlemesi, gelişmesi için bir katkı sağlamayacağı gibi, kamu yararına toplum hafızasında yer etmesi gibi bir etkisi de olmadığı, haberin içeriğini oluşturan kişilerin; toplumu temsil ve topluma hizmet etme gayesiyle seçilmiş veya atanmış siyasilerden olmadığı gibi, topluma kendini anlatma ve toplumu aydınlatma gayesiyle eser veren sanatçılardan veya aydınlardan da olmaması nedeniyle, suç geçmişlerine dair bilgilerin kamuyu ilgilendirmediği, ayrıca bu bilgilerin sadece devletin belirli organlarınca kayıt altında tutulabileceğinin, başvuranların isimlerinin ad ve soyadı şeklinde açıkça yazılması suretiyle "örgüt, fuhuş ve insan ticareti" gibi kelimelerin yanında anılmaya devam etmesinin, şeref ve haysiyetlerine karşı bir eylem olduğu gibi, bu nedenle gözaltına alındıkları bilgisinin arşivlenmesinin kişisel verilerin izinsiz olarak işlenmesi ve yayınlanması anlamına geleceği, yukarıda yer alan değerlendirmeler karşısında, başvuranların istememesine rağmen, geçmişlerinde yer eden olumsuz tecrübelere dair haberlere, toplum tarafından istenen her anda kolaylıkla ulaşılmasının başvuranların kişilik haklarını zedelediği, sonuç ve kanaatine varıldığından ..." şeklindeki açıklamalar da nazara alındığında, ilgili haber içeriğinde yer alan haberin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, başvurucunun unutulma hakkının bulunduğu, anılan haber ve paylaşımlarla ilgili yapılan yargılama neticesinde de beraat kararı verildiği, haberin güncellik değerini kaybettiği, bu nedenle haber içeriğinin ve paylaşımların kişilik haklarını zedelediği anlaşılmakla, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.'' yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE Kanun yararına bozma isteminde yer verilen URL adreslerinin, başvuru dilekçesinde belirtilen URL adresleri ile bir kısım farklılıklar içermesinin maddi yazım hatası olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Başvuru dilekçesinde sadece talebe konu URL adresleri bakımından bilgi verildiği, talep içeriğinde ya da ekinde yayın içerikleri bakımından herhangi bir görüntü, video ya da tespitin de bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, kanun yararına bozma incelemesinin yapıldığı tarihte başvuru dilekçesinde yazılı tüm URL adreslerinin internet ortamında sorgulaması yapılmasına rağmen, belirtilen sayfaların bulunamadığı uyarısı verilmesi ve adreslere ulaşılamaması nedeniyle haber içeriklerinin basın özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, kişilik haklarına zarar verip vermediği ile unutulma hakkı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda inceleme yapılamadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Hâkimliğine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/10612, K. 2026/3957, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-10612-e-2026-3957-k-7ca849981518