Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/17387 E. 2026/4143 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/17387
Karar No
2026/4143
Karar Tarihi

HÂKİMLİĞİ : Boyabat Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2022/1054 Değişik İş KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

... Gazetesi’nin 26.08.2022 tarihli "Kifayetsiz Muhterisler" başlıklı köşe yazısına yönelik ilgilisi ... vekili tarafından yapılan düzeltme ve cevap yazısının yayımlanması talebinin reddine dair Sinop Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/1835 Değişik İş sayılı kararına yönelik itirazın Boyabat Sulh Ceza Hâkimliğinin 22.11.2022 tarihli ve 2022/1054 Değişik İş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.07.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90913 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90913 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Dosya kapsamına göre, düzeltme ve cevap talebinde bulunan ilgili vekilinin, ... Gazetesi’nin 26/08/2022 tarihli nüshasının 3. sayfasında ...'a ait "Kifayetsiz Muhterisler" başlıklı köşe yazısında; ''...Arkadaşımız daha önce bir ilçemizin Belediyesinde üst düzey bürokratlık yaptıktan sonra o Belediyenin el değiştirmesi sonucunda önce başka bir ilçe Belediyesine nakletmiş, daha sonra da komşu İlimize tayin olmuştu, WhatsApp yazışmalarından anlaşılan şu ki bu arkadaşımız kendi yanında çalışan personelinin eşiyle yazışmış, aralarında belli şeyler yaşanmış, ama arkadaş ısrarla bunlar bana yapılan komplo deyince olayın adli boyuta taşınmasını ve sonucuna göre değerlendirme kararı almıştık. Aradan geçen üç, dört aya rağmen olayı siber suçlar bürosuna ulaştırdıklarını söylemelerine rağmen hala daha sonuç alınamamasının veya alınmış ise de basına veya topluma ulaşmış bir sonucunun olmamasının nedenini anlamış değilim. Ortada belge niteliği taşıyan yazışmalar var, ya bu yazışmalar doğru veya yazışmaların doğru olmadığı yönünde ilgili mercilerden belge alınması gerekmekte aksi halde iddialar doğru kabul edilir çünkü ortada belgeler var...'' ifadelerinin yer aldığını, bu yazıların gerçek dışı olduğu, müvekkilinin itibarına ve kişilik haklarına zarar verdiğinden bahisle düzeltme ve cevap metninin yayınlanmasına karar verilmesine yönelik talebinin, belirtilen köşe yazısı içeriğinde herhangi bir kişilik hakkı ihlaline ilişkin bir ibare ya da söz bulunmadığı, yazı ile ilgili erişimin engellenmesi talebinin anılan Hakimliğin 2022/1581 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca şartları oluşmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de; Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05/06/2017 tarihli ve 2016/15510 esas, 2017/5325 karar sayılı ilâmında yer alan, "Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir..." Yukarıda yapılan açıklamalar ve genel ilkeler bağlamında somut olay değerlendirildiğinde; başvuruya konu haberlerin ilk kez yayınlandıkları tarihte, her hangi bir eleştiri veya yorum yapılmaksızın internet üzerinde yorumsuz biçimde yayınlanmalarının, olay tarihinde kişilik haklarına karşı bir saldırı veya ihlal içermediği, bu hâliyle ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği, başvuranların beraat etmeleri sonucu, aradan geçen dokuz yıl sonra, haberin "güncellik" değerini yitirdiği, dolayısıyla haberin o tarihte "gerçeklik ve doğruluk" kriterlerini karşılamasının artık bir önemi kalmadığı, habere konu olan yargılama sürecinin tüm aşamalarıyla sona ermesiyle birlikte, habere konu olan kişiler için haksızlık içeren durumun, toplum tarafından öğrenilmesinin, geçmişte gerçeklik ve doğruluk payı varmış gibi ifşa edilmesi anlamına gelebileceği, dolayısıyla adı geçen habere istenildiği zaman ulaşılmasının, toplum açısından yanlış algılamaya yol açabileceği, başvuranların beraatle sonuçlanan bir yargı sürecinde gözaltına alınması ve tutuklanması süreçlerine dair haberin basının arşivinde bulunmasının, haberin kamu yararı için gelecekte hatırlanması veya istatistiki açıdan değerlendirilmeye alınması gibi işlevi de taşımadığı, dolayısıyla haberin yayında kalmasının, toplumun ilerlemesi, gelişmesi için bir katkı sağlamayacağı gibi, kamu yararına toplum hafızasında yer etmesi gibi bir etkisi de olmadığı, haberin içeriğini oluşturan kişilerin; toplumu temsil ve topluma hizmet etme gayesiyle seçilmiş veya atanmış siyasilerden olmadığı gibi, topluma kendini anlatma ve toplumu aydınlatma gayesiyle eser veren sanatçılardan veya aydınlardan da olmaması nedeniyle, suç geçmişlerine dair bilgilerin kamuyu ilgilendirmediği, ayrıca bu bilgilerin sadece devletin belirli organlarınca kayıt altında tutulabileceğinin, başvuranların isimlerinin ad ve soyadı şeklinde açıkça yazılması suretiyle "örgüt, fuhuş ve insan ticareti" gibi kelimelerin yanında anılmaya devam etmesinin, şeref ve haysiyetlerine karşı bir eylem olduğu gibi, bu nedenle gözaltına alındıkları bilgisinin arşivlenmesinin kişisel verilerin izinsiz olarak işlenmesi ve yayınlanması anlamına geleceği, yukarıda yer alan değerlendirmeler karşısında, başvuranların istememesine rağmen, geçmişlerinde yer eden olumsuz tecrübelere dair haberlere, toplum tarafından istenen her anda kolaylıkla ulaşılmasının başvuranların kişilik haklarını zedelediği, sonuç ve kanaatine varıldığından ..." şeklindeki açıklamalar da nazara alındığında, ilgili köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, başvurucunun unutulma hakkının bulunduğu, anılan köşe yazısı ile ilgili yapılan tahkikatlar neticesinde de ilgilinin kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle söz konusu köşe yazısında yer alan ifadelerin kişilik haklarını zedelediği anlaşılmakla, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gibi, Anılan köşe yazısının http://.../kifayetsiz-muhterisler-18290yy.htm internet adresinde yer alan aynı içeriğe ilişkin erişimin engellenmesi talebinin reddine dair Sinop Sulh Ceza Hakimliğinin 10/10/2022 tarihli ve 2022/1581 değişik iş sayılı kararına karşı ilgili vekili tarafından yapılan itirazın, şahsın kişilik haklarının ihlali sonucunu doğuracak şekilde paylaşımların bulunduğu gerekçesiyle kabulü ile ''Kifayetsiz Muhterisler'' başlıklı paylaşıma erişimin engellenmesine ilişkin Boyabat Sulh Ceza Hakimliğinin 12/10/2022 tarihli ve 2022/920 değişik iş sayılı kararının verilmesi karşısında anılan köşe yazısı nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği, bu haliyle de tekzip talebi yönünden yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.'' yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE Talebe konu içeriğin başvuranın kişilik hakları bakımından bir ihlal içermediği gibi basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, itirazın reddine dair kararda yer verilen kabulün yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Hâkimliğine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/17387, K. 2026/4143, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-17387-e-2026-4143-k-38b4d27e059e