Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/7913 E. 2024/10368 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/7913
- Karar No
- 2024/10368
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/114 E., 2022/13 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; nakil aracının müsaderesi için gerekli yasal şartlar bulunduğu halde aracın iadesine karar verildiğine, dava konusu tüm çaylar yerine sadece numune olarak alınan çayların müsaderesine karar verildiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlere ilişkindir. 2.Sanık müdafiinin temyiz istemi; olaydan 10 gün önce alınan önleme araması kararı ile araçta yapılan arama işleminin usulsüz olduğuna, sanığın sunduğu faturaların dikkate alınmadığına, sanığın suçla ilgisinin bulunmadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek nedenlere ilişkindir. II. GEREKÇE Kolluk görevlileri tarafından Hakkari il merkezinde 08.06.2013 tarihinde saat 05.30 sıralarında icra edilen yol kontrolünde, sanığın sevk ve idaresindeki malen sorumlu ... adına kayıtlı ... plaka sayılı Isuzu marka tenteli kasa kamyonda, Hakkari Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli ve 2013/1019 Değişik İş sayılı kararı ile yapılan aramada, aracın kapalı kasasında; 4 adet 5 er kilogramlık 100 kolide 2000 kg ... ... Super Pekoe ve 1 adet 10 ar kilogramlık 150 kolide 1500 kilogram ... ... Super Std:27 ... marka olmak üzere toplam 3500 kilogram yabancı menşeili çay olduğunun görüldüğü ve görevlilerce sanığa çayların faturasının bulunup bulunmadığının sorulduğu, sanığın görevlilere, araçta tespit edilen çayların daha evvel uhdesinde yakalanan ve Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasına konu olup da, dava sırasında kendisine teminatla iade edilen çaylar olduğunu beyan ederek, Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasına ait bazı evrak suretlerini ibraz ettiği, kolluk görevlilerince yapılan incelemede; evrak içeriklerinden, marka, gramaj ve üretim tarihlerine göre 4 adet 5 er kilogramlık 100 kolide 2000 kg ... ... Super .... çayın, Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasına konu 3071 kilogram çaydan sanığa teminatla iadesi yapılan çaylardan olduğu ancak 10 ar kilogramlık 150 kolide 1500 kilogram ... ... Super Std:27 ... marka çayın sanığa iade edilen çaylardan olmadığı tespit edilerek, 10 ar kilogramlık 150 kolide 1500 kilogram ... ... Super Std:27 .... marka çaya el konulduğu anlaşılmıştır. Sanık müdafii bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinde; 10 ar kilogramlık 150 kolide 1500 kilogram ... ... Super Std:27 .... marka çayın Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasında kendisine iade edilen çaylardan olmamakla birlikte, Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasına konu olay tarihinde deposunda bulunmakla birlikte o tarihte işlem yapılmayan çaylar olduğunu, çayların tamamını 2012 yılında Sema adlı firmadan aldığını, çayların yasal çaylardan olduğunu belirtmiştir. Çaykur Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünün 18.06.2013 tarihli raporunda, ele geçen çayın orta kalitede ....tipi yabancı menşeili siyah çay olduğu belirtilmiştir. Ele geçen 10 ar kilogramlık 150 kolide 1500 kilogram ... ... Super Std:27 .... marka çay nedeniyle sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık mahkemedeki savunmasında; dava konusu çayların kaçak olmadığını, Adana ilinden aldığı çaylar olduğunu, alış faturalarında çayın markasının Siyah ... marka çay olarak belirtilmesinin nedeninin, ... ... marka çayın satıcı ile kendisi arasında bu şekilde ifade edilmesi olduğunu belirterek, dava konusu çaylara ait olduğundan bahisle tamamı siyah ... marka çay cinsi eşyaya ilişkin Adana ilinde mukim ... firması tarafından düzenlenmiş gözüken fatura suretlerini ibraz etmiştir. Mahkemece ... firması yetkili temsilcisinin tüm araştırmalara rağmen beyanına başvurulamadığı anlaşılmıştır. Malen sorumlu mahkemedeki beyanında; aracını sanığa olaydan önce aralarında yazılı kira sözleşmesi olmadan kiralamış olduğunu, aracın haberi olmadan kaçakçılık suçunda kullanılmış olduğunu beyan etmiştir. Mahkemenin 09.02.2016 tarihli ve 2013/240 Esas, 2016/91 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hapisten çevrili 6.000,00 TL adlî para cezası ve doğrudan verilen 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın sanık müdafii tarafından süresinde temyizi üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun'un 61 ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş sanığın lehine olabileceğinden, 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme gereği mahkemesine iade edilmiştir. Sanığa 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve yirmiikinci fıkralarının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmıştır. Somut olayda araçta yapılan arama öncesinde suç soruşturmasını başlatmaya yetebilecek nitelikte olması gereken ve basit şüphe de denilen başlangıç şüphesinin mevcut bulunmadığı, bu nedenle adlî arama emri veya kararının alınmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, adlî arama emir veya kararı alınmadan önleme araması kararı ile araçta yapılan arama işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanığın ticari miktarda yabancı menşeili çay naklederken suçüstü yakalanması, ilk olarak dava konusu çayları mahkemece kendisine iade edilen çaylar olarak belirterek polis kontrolünden geçirmeye çalıştığı, bunu başaramayınca ise çayların dava konusu edilmesi üzerine, dava sırasında başka bir markaya ait çaya ilişkin faturaları ibraz ederek çayların müsaderesinden ve yargılamadan kurtulmaya çabaladığı, ... marka çay ile ... ... marka çayların tamamiyle farklı yabancı menşeili çaylar olup, çay ticareti sırasında ... ... marka çaya ... çay denildiği yönündeki savunmanın hayatın olağan akışına uygun düşmediği cihetle; sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında atılı kaçakçılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Mahkemece imha edilip edilmediklerine bakılmaksızın dava konusu çayların tamamının müsaderesine karar verildiği anlaşılmakla, tüm çaylar yerine sadece numune olarak alınan çayların müsaderesine karar verildiğine ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği, dosya kapsamında malen sorumlunun araca ilişkin olarak yukarıda özetlenen beyan içeriğinin aksine delil bulunmaması karşısında nakil aracının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğunun kabul edilerek iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında hukuka aykırılık görülmemiştir. 1.09.02.2016 tarihli hükümde, sanık hakkındaki netice ceza hapisten çevrili 6.000,00 TL adlî para cezası ve doğrudan verilen 80,00 TL adlî para cezası olarak belirlendiği ve hükmün yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, bozma mahiyetindeki kanun iadesi sonrası yapılan yargılamada sanık hakkındaki netice cezanın 5 ay hapis ve 20,00 TL adlî para cezası olarak belirlenmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına muhalefet edilmesi 2.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hükümde(5) numaralı bende "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın cezasının 09.02.2016 tarihli hükümde verilen, 20 eşit takside bölünen hapisten çevrili 6.000,00 TL adlî para cezası ve doğrudan verilen 80,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına," ibaresinin eklenmesi, hükmün eşya müsaderesine ilişkin bölümünden ''5237 sayılı TCK'nın 54/1 maddesi'' ibaresinin çıkarılması, yerine gelmek üzere hükme ''5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2024 tarihinde karar verildi.