Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/7940 E. 2024/11004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7940
- Karar No
- 2024/11004
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/242 E., 2015/54 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanığa yapılan tebliğ mazbatası incelendiğinde temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; münhasıran nakil aracı hakkında müsadere kararı verilmesi gerektiği sebebi ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanığın temyiz istemi; şüpheden sanık yaralanır ilkesinin gözetilmediğine, suç tarihindeki yasal hükümlerin uygulanmadığına ve resen tespit edilecek sebeplerle usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 09.10.2013 tarihinde, önleme araması kararı uyarınca sanığın içinde bulunduğu yolcu minibüsünde yapılan aramada sanığa ait 450 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmasında, çobanlık yaparak geçimini sağladığını, dava konusu sigaraları kendisi ve arkadaşları için aldığını, ticari amacının bulunmadığını beyan etmiştir. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. A. Katılan ... İdaresi Vekilinin Nakil Aracına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Nakil aracı hakkında açılmış dava ve verilmiş temyize konu hüküm bulunmadığından katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır. B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hâzinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkrası ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir. 2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 E., 2014/171 K. ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 E., 2017/272 K. sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kannu) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerekmekte olup, Temyiz incelenmesine konu dosyada suç tarihinin 09.10.2013 iddianame düzenlenme tarihinin ise 23.03.2014 olduğu, Aynı gün incelenen Dairemizin 2023/11572 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 11.09.2013 iddianame düzenleme tarihinin ise 08.11.2013 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 3.15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. 4.Suça konu gümrük kaçağı sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle TCK'nun 54/4 maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken, delalet maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Katılan ... İdaresi Vekilinin Nakil Aracına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenlerle, nakil aracı hakkında temyiz denetimine konu bir hükmün bulunmadığı anlaşıldığından katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.