Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/17592 E. 2026/6055 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/17592
- Karar No
- 2026/6055
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/520 E., 2021/588 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, suçta kullanılan çekicilerin iadesi, suçta kullanılan dorselerin müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1. Suç tarihinde suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin "fahiş değer" aralığında olduğu ve hükmün gerekçesinde de 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/22. maddesi uyarınca 1/2 oranında ceza artırımı yapıldığı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında fahiş değer artırımına yer verilmeyerek hükümde çelişki oluşturulması ve eksik ceza tayin edilmesi,
2. 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmayan sanıklara, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemeleri halinde 1/2 oranında ceza indirimi uygulanacağının usulüne uygun olarak ihtar edilmesi gerekirken, sanıklara usulüne uygun olarak ihtarat yapılmaksızın hüküm kurulması,
3. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adlî para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeksizin, sanıklar hakkında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin bentte infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adlî para cezasının ödenmemesi halinde cezanın hapis cezasına çevrileceğinin belirtilmesi,
4. Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
5. Katılan ... İdaresi lehine maktu vekalet ücretinin sanıklardan "eşit tahsiline" karar verilmesi gerekirken, "müteselsilen tahsiline" karar verilmesi,
6. Güvenlik tedbiri niteliğinde olan dava konusu nakil araçlarının müsaderesi ya da iadesine ilişkin hususlarda kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği cihetle, farklı şirketler adına kayıtlı olan suçta kullanılan çekiciler ve bunlara bağlı dorselerde özel olarak düzenlenmiş tertibatın yer aldığı, dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre zula mekanizmalarının birebir aynı nitelikte olması, yapımının önemli bir zaman dilimi ve masraf gerektirmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların bu hususta aşamalarda çelişkili beyanları ile malen sorumlu şirket yetkililerinin beyanları da dikkate alınarak, dava konusu eşyanın değeri nazara alındığında suçta kullanılan çekiciler ve bunlara bağlı dorselerin müsaderesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/3. maddesi uyarınca işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı gibi hakkaniyete de aykırılık oluşturmayacağı gözetilerek, suçta kullanılan çekicilerin de müsadere edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafi ile malen sorumlu şirketler vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son cümlesi uyarınca sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 06.05.2026 tarihinde karar verildi.