Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/1627 E. 2024/6770 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1627
- Karar No
- 2024/6770
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/572 E., 2021/147 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama A.Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 5752 sayılı Kanun ile değişik 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun (4733 sayılı Kanun) kapsamında kaldığı bu suçtan zarar görenin de Tarım ve Orman Bakanlığı olduğu cihetle; suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. B.Katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekil, sanık ...'nin Temyiz İstemleri Yönünden Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; vekalet ücretine hükmedilmemesi sebebiyle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; nakil aracının iadesine ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına ilişkindir. 3.Sanık ...'nin temyiz sebepleri; suça konu sigaraların suç teşkil ettiğini bilmediğini belirterek hükmün bozulması talebine ilişkindir. II.OLAY VE OLGULAR 1.18.01.2013 tarihinde, Cumhuriyet savcısının arama kararına istinaden sanığın sürücüsü olduğu, malen sorumlu adına kayıtlı kapalı kasa kamyonet araçta yapılan aramada 298 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir. 2.30.01.2013 tarihinde, önleme araması kararına istinaden cadde üzerindeki sanığın elindeki poşetler içerisinde yapılan aramada toplam 150 karton kaçak ele geçirilmiştir. 3.18.01.2013 ve 30.01.2013 tarihli eylemler nedeniyle, sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle ayrı ayrı açılan kamu davaları, hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle birleştirilerek, yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. Sanık ...'nin aşamalardaki savunmalarında; birinci eylemdeki suça konu sigaraların kendisine ait olduğunu, nakil aracını malen sorumludan emaneten aldığını, ikinci eylemdeki suça konu sigaraları yolda bulduğunu teslim etmek için götürürken yakalandığını, bozma sonrasında ise, önceki savunmalarını tekrar ettiğini, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemek istemediğini beyan etmiştir. Suça konu sigaraların kaçak olduğuna ilişkin bilirkişi raporları dava dosyasında mevcuttur. 18.01.2013 tarihli eylemde; sanık hakkında kesinleşen mahkumîyet hükmüne konu 324 kg. çaylar ile birlikte suça konu 298 karton kaçak sigaranın toplam gümrüklenmiş değerinin 21.743,00 TL olduğuna ilişkin kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. 30.01.2013 tarihli eylemdeki suça konu 150 karton kaçak sigaranın gümrüklenmiş değerinin 7.946,48 TL olduğuna ilişkin kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. III.GEREKÇE A.Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibariyle 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, suçtan zarar gören kurumun Tarım ve Orman Bakanlığı olduğu, suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz inceleme isteğinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Nakil Aracının İadesi Yönünden; Sanık savunması, malen sorumlunun beyanları ve tüm dosya kapsamından, nakilde kullanılan vasıtanın kayıt malikinin üçüncü kişi durumunda bulunması ve kaçak eşyanın değeri ile müsaderesine karar verilen nakil vasıtasının değeri göz önüne alındığında, müsaderesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hakkaniyete de aykırı olacağı gözetilerek, nakil aracının hak sahinine iadesi ve şerhin kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. C.Sanık ...'nin Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Olay tutanaklarına göre, suç tarihlerinde sanıkta ele geçirilen suça konu kaçak sigaraların ticari miktar ve mahiyette olması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Sanığın tekerrüre esas sabıka kaydı bulunduğu halde hakkında 5237 sayılı Kanun'nun 58 inci maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 1.Sanık hakkında 18.01.2013 ve 30.01.2013 tarihli eylemler yönünden 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları uyarınca ... ceza belirlendikten sonra, 5237 sayılı Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği zincirleme suç hükümlerine göre artırım yapılması, ardından, kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin pek hafif olması nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası gereği cezada indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, 2.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle; her iki eylemde ele geçen suça konu 298 karton kaçak sigara ile 150 karton kaçak sigaranın toplam gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanığa bildirilmesi gerekirken, kesinleşen mahkûmiyet hükmüne konu 324 kg. çayın dava konusu sigaraların gümrüklenmiş değerine dahil edilerek, cezada uygulanacak indirim oranının 1/3 olarak bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması, 3.Suç tarihi ve ele geçen kaçak sigaralar yönüyle, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi’nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A.Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Nakil Aracının İadesi Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/572 Esas, 2021/147 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ...'nin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracına ilişkin hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, C. Sanık ...'nin Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyizinin vekâlet ücretine hasren olduğu kabul edilmiştir. Gerekçe bölümünün (C-1, 2, 3) bendinde açıklanan nedenlerle Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/572 Esas, 2021/147 Karar sayılı kararına yönelik katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekili ile sanık ...'nin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2024 tarihinde karar verildi. (Kısmî Karşı Düşünce) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık, şikayetçi kurum vekili ile katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 11.02.2021 tarih ve 2021/147 sayılı kararıyla sanığın 4733 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (... Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; ... Yenisey, ... Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. ... Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, ... Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 11.09.2024