Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/19583 E. 2024/8887 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/19583
- Karar No
- 2024/8887
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/27 E., 2016/191 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiin temyiz isteği; suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, emvalin henüz orman sınırları dışına çıkarılmadığına, sanığın orman içinde iken görevliler tarafından yakalandığına, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına, emvalin değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 45 inci maddesinin uygulanması gerektiğine ve re'sen tespit edilecek nedenlere ilişkindir. II. GEREKÇE Kolluk tarafından düzenlenen 08.11.2014 tarihli olay yeri tespit tutanağına göre, saat 23.00 sıralarında orman idaresi tarafından üretilen orman emvallerinin kamyonete yüklenerek kaçırıldığı ihbarı üzerine gidildiği, sanığın kullandığı pikabın durdurulduğu ve kasasında orman içi istif rampasından yüklenmiş 3 ster odun görüldüğü, sanıktan sorulduğunda ihtiyacı için orman içinde yüklediğini beyan ettiği tespit edilmiştir. 10.11.2014 tarihli suç tutanağına göre, sanığın sürücülüğünü yaptığı aracın kasasında orman içi istif rampasından yüklenmiş olduğu tespit edilen odunların görülmesi üzerine odunların temin edildiği yere gidildiğinde orman idaresi tarafından üretim yaptırılan ve istife alınan odunlardan alındığı belirlenmiştir. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/1-a ve 143 üncü maddelerine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında, orman içi yol kenarından evinde yakmak için odunları aldığını ve pişman olduğunu beyan etmiştir. Tutanak tanığı ..., odunların orman içinde kesilmiş ve istiflenmiş vaziyette durduğunu, üzerinde istif numaralarının yazdığını, odunların bulunduğu yer ile sanığın yakalandığı yer arasında yaklaşık 500 metre mesafe olduğunu beyan etmiştir. Sanığa 18.03.2016 tarihli celsede 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildikten sonra, sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 108 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Ancak; Olay tutanağı, suç tutanağı, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın orman içi istif rampasından aldığı emvalleri naklederken yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 143 üncü maddesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de; 1. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile, 5237 sayılı Kanun'un önödemeyi düzenleyen 75 inci maddesinde yapılan değişiklik sonucu, 6831 sayılı Kanun'un 108 nci maddesine aykırılık suçunun önödeme kapsamına alındığı ve Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 E. 2020/33 K. sayılı iptal kararları ile 7188 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda "basit yargılama usulü"nün uygulanması mümkün hale getirilmiş olmakla; sanık hakkında önödeme prosedürü ve basit yargılama usulünün uygulanarak, sonucuna göre hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2.Sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında fiili, eylem ile ceza arasındaki dengeyi bozacak şekilde alt sınırdan uzaklaşarak teşdit uygulanmasını gerektirmediği hâlde hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayacak biçimde sanık hakkında asgari hadden ayrılarak fazla ceza tayini, 3.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4.5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca adlî para cezasının taksit sayısının dörtten az olamayacağının gözetilmemesi, 5.Tekerrüre esas alınan Çanakkale Ayvacık Sulh Ceza Mahkemesinin 07.09.2005 tarihli ve 2006/15 Esas, 2006/144 Karar sayılı ilâmı ile hükmolunan adli para cezasının 29.04.2011 tarihinde infaz edildiği, yeni suçun ise infaz tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 3 yıllık süre dolduktan sonra işlenmiş olması nedeniyle tekerürre esas alınamayacağının gözetilmemesi, bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 saylı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 16.10.2024 tarihinde karar verildi.