Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/15762 E. 2025/5363 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/15762
Karar No
2025/5363
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/33 E., 2016/131 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında beraat; sanıklar ... ve ... hakkında mahkûmiyet, kaçak sigaraların müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî incelenmeksizin iade, kısmî ret, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteminin nakil aracının iadesi ve beraat kararı ile sınırlı olduğu gözetilerek yapılan incelemede; I- Katılan ... İdaresi Vekilinin Nakil Aracına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Soruşturma aşamasında şerh konulmayan ve iddianamede müsadere talebi bulunmayan nakil aracının müsaderesine ilişkin temyiz incelemesine konu bir kararın da mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II- Katılan ... İdaresi Vekilinin Münhasıran Sanık ... Hakkında Verilen Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Sanığın üzerine atılı suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, III- Sanık ... Müdafiin ve Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemleri Yönünden; Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, 2. Sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi yerine 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması, 3. 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4. Dava konusu kaçak sigaraların müsaderesi sırasında 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 14.04.2025 tarihinde karar verildi. (K.D.) (K.D.) KARŞI DÜŞÜNCE TCK'nin 281. maddesindeki ''suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme'' suçu, Türk Ceza Kanununun dördüncü kısmında ''Millete ve Devlete Karşı Suçlar'' ana başlığının ikinci bölümünde ''Adliyeye Karşı Suçlar'' alt başlığı altında düzenlenmiştir. Kaçakçılık suçundan zarar görenlerin ''suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme'' suçundan sanık olan kişiler hakkında açılan davaya katılamayacaklarını kabul eden düşüncenin temelinde, bu suçun ''adliyeye karşı suçlar'' bölümünde düzenlenmiş olduğu gerekçesi vardır. TCK'nin 281. maddesinde düzenlenen ''suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme'' suçunun salt ''adliyeye karşı suçlar'' bölümünde düzenlenmiş olması nedeniyle asıl işlenen suçun mağdurlarının davaya katılamayacağını kabul etmek katılma isteğinde bulunan kişilerin haklarının haleldar olması sonucunu doğurabilecektir. TCK'nin dördüncü kısmında ''Millete ve Devlete Karşı Suçlar'' ana başlığı altında düzenlenen suçlarla ilgili açılan davalarda, kişilerin CMK'nin 237. maddesi kapsamında davaya katılıp katılmayacaklarına ilişkin değerlendirmelere gelince; TCK'nin dördüncü kısmında ''Millete ve Devlete Karşı Suçlar'' ana başlığı altında düzenlenen bazı suçlar yönünden de kişilerin davaya katılmalarının mümkün olduğu kabul edilmektedir. Yargıtay'ın TCK'nin 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunda kamu görevlilerinin cismani bir zarar görüp görmemelerini aramaksızın kamu görevlilerinin davaya katılabileceğini kabul ettiği bir vakıadır. Yine TCK'nin 257/1. maddesinde düzenlenen ''görevi kötüye kullanma'' suçunda ''kişilerin mağduriyetine'' neden olma bir unsur olarak öngörüldüğünden, görevi kötüye kullanma suçuna da kişilerin katılabileceği kabul edilmektedir. Bu uygulamalardan çıkan sonuca göre, suçun hangi kısımda düzenlendiğinin bir önemi yoktur. Önemli olan davaya katılmak isteyen kişinin davaya katılmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığıdır. TCK'nin 281. maddesinde ''gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla'' suçun işlenmiş olması bir unsur olarak tanımlanmıştır. Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla işlenen bir suça, kaçakçılık suçunun zarar göreni gümrük idaresinin katılamayacağını söylemek, gerçeğin meydana çıkmamasından zarar göreceklerin davada delil ve iddia ileri sürememeleri sonucunu doğuracaktır ki; ceza hukukunun maddi gerçeği araması gerektiği düşüncesinden hareket ettiğimizde bu sonucu kabul etmek mümkün değildir. Zira katılanların maddi gerçeğe ulaşma noktasında katkılarının olabileceği ve hukuki yararları olduğu göz ardı edilmemelidir. Heyetimizin sayın çoğunluğunun kaçakçılık suçundan açılan davaya katılan olarak iştirak eden gümrük idaresinin ''suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme'' suçundan açılan davaya katılamayacağına dair düşüncesini kabul etmediğimiz için karara muhalifiz.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/15762, K. 2025/5363, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-15762-e-2025-5363-k-305c58b68fba