Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/14522 E. 2023/11234 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14522
Karar No
2023/11234
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmün temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Osmaniye 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2014/114 Esas, 2015/652 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca erteli 5 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu yerin müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; suç işleme kastı olmadığına, suça konu yerin orman olmadığına, 2/B kapsamında satın almak için başvuru yaptığına, beraati gerektiğine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1.26.12.2013 tarihinde orman muhafaza memurları tarafından ihbar üzerine yapılan kontrolde, orman alanında sürülen ve uzun süredir kullanılan alanın tespit edilmesi üzerine sanık hakkında suç tutanağı düzenlendiği anlaşılmıştır.

2.Sanık savunmalarında suça konu yerin babasından kaldığını, ecrimisil ödediğini, 2/B kapsamında satın almak için başvuruda bulunduğunu, ağaç kesmediğini, sadece bahçeyi sürdüğünü beyan etmiştir.

3.Mahallinde yapılan keşif sonucu orman ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda, dava konusu alanın memleket haritası ve amenajman planına göre orman sayılan yerlerden olduğu, orman kadastrosunun yapılmadığı, bakımları yapılan zeytin fidanları ve sebze ekili alan olduğu tespit edilmiştir. 20.10.2015 tarihli ek raporda dava konusu alanın 101 ada 1 parsel sınırları dışında kaldığı yönünde görüş bildirilmiştir.

4.Milli Emlak Müdürlüğünün 06.11.2014 tarihli yazısında, sanığın 2/B kapsamında verilmiş bir dilekçesinin bulunmadığı ve hak sahibi şartlarının henüz oluşmaması sebebiyle satışa yönelik işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.

5.Milli Emlak Müdürlüğünün 05.11.2014 tarihli yazısı dosyada mevcuttur.

IV. GEREKÇE Davanın dayanağını oluşturan suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;

1.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda "basit yargılama usulü"nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanunla Ceza Muhakemeleri Kanunu'na eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş..." dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibarelerinin, aynı bentte yer alan "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, Mahkemece sanığın lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki "basit yargılama usulünün" uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi mecburiyeti,

2.Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı Kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun' un 23 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde hüküm altına alınan seri yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddeleri uyarınca dosyanın seri yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep eden sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4.İnfazı mümkün olmayacak şekilde suça konu yerin müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Osmaniye 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2014/114 Esas, 2015/652 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/14522, K. 2023/11234, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-14522-e-2023-11234-k-a747f95dff97