Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2020/514 E. 2023/9991 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2020/514
Karar No
2023/9991
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/500 E., 2015/825 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2015/500 Esas, 2015/825 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ile 54 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ... hapis ve 4 gün karşılığı 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir. 2.Sanık müdafiinin temyiz isteği, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, araç yönünden verilen müsadere kararının kabul edilebilir olmadığına, re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, kolluk görevlileri tarafından yapılan çalışmalar neticesinde, Şanlıurfa istikametinde "... Petrol" isimli işyerinin önünde önleme araması kararına istinaden oluşturulan uygulama noktasında, suç tarihinde saat 08.00 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın durdurulduğu, bahse konu araçta suç unsurları olabileceğinin değerlendirilmesi üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunması sebebiyle verilen yazılı arama emrine istinaden yapılan aramada, araçta oluşturulan gizli bölmeler içerisinde toplam 1400 karton gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigara ele geçirildiği, suçta kullanılan nakil aracının sanık adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. 2.Sanık aşamalarda, suçta kullanılan nakil aracının kendisine ait olduğunu ve suça konu sigaraları satmak için bulundurduğunu beyan etmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1.Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca temel ceza belirlendikten sonra, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası ve onuncu fıkrasının son cümlesi gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, 2.1400 karton gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigaranın ele geçirildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci ve 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz eden fiili, eylem ile ceza arasındaki denge gözetildiğinde teşdidi gerektirdiği halde, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmadan ceza tayin edilmesi, 3.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının yirmiüçüncü fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 4.24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi, 5.Sanığın tekerrüre esas alınan adlî sicil kaydının 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış, her ne kadar uyarlama talebi infaz edildiğinden reddedilmiş ise de uyarlamada hükümlünün hukuki yararı bulunduğundan yeniden uyarlama yargılaması yapılması zorunlu olup, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının yirmiüçüncü fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâmla ilgili öncelikle yeniden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesinin gerekmesi, 6.Sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde, hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 7.Suça konu kaçak eşyaların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, suçta kullanılan nakil aracının ise 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2015/500 Esas, 2015/825 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2020/514, K. 2023/9991, T. 20.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2020-514-e-2023-9991-k-7bc3b3ce3859