Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/330 E. 2026/845 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/330
- Karar No
- 2026/845
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1340 E., 2025/1376 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/11 E., 2025/443 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... T.A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren ... Menkul Değerler A.Ş. vasıtası ile müflis bankanın hisse senetlerini ticari U+0020 kâr amaçlı olarak satın aldığını, satın alma işleminin 2016 yılında yapıldığını, davalı müflis bankaya 2014 yılında TMSF tarafından el konulduğunu, müvekkilinin hisse senetlerini müflis banka TMSF bünyesinde iken satın aldığını, müvekkilinin alacağının iflas masasına kaydı için başvurduğunu, iflas idaresince alacağın hisse senedine dayanması nedeniyle kayıt talebinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin alacaklı 3. şahıs konumunda olduğunu, alacağının iflas masasına kaydı gerektiğini ileri sürerek, alacağının müflis bankanın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... idaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davacı alacağının hisse senedine dayandığını, hisse senetleri için ödenen bedellerin ortaklığın sermayesini oluşturduğunu, hisse senedi sahiplerinin iflas masasına alacak kaydı talebinde bulunamayacaklarını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TTK 480/3. maddesinde “Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır" hükmüne yer verildiğini, bu nedenle anonim şirket ortağının ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olamayacağı, ortakların payları için yaptığı ödemelerin ortaklığın sermayesini oluşturduğu, sermaye payının ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığı, ortaklığın iflası halinde ortakların kural olarak iflas alacaklısı olamayacakları ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyecekleri, ancak pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin ... T.A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren ... Holding'e bağlı bir kuruluş olan ... Menkul Değerler A.Ş. vasıtası ile müflis şirketin hisse senetlerini ticari kâr amaçlı olarak satın aldığını, satın alma işleminin 2016 yılında yapıldığını, müflis bankaya 2014 yılında TMSF tarafından el konulduğunu, müvekkilinin müflis banka TMSF bünyesinde iken hisse satın alma işleminin gerçekleştiğini, müvekkiline ait satın almadan kaynaklı alacağın verilmesi gerektiğini, müvekkilinin Istanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada müşteki/katılan sıfatı ile yer aldığını, mahkemece 3. şahıs alacaklarının korunması hususları saklı kalmak kaydıyla tasfiye işlemlerinin tamamlanması akabinde artacak bakiyenin müsaderesi şeklinde karar verildiğini, müvekkilinin 3. şahıs alacaklı konumunda olduğunu, alacağının iflas masasına kaydı gerektiğini beyan etmiştir. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK'nın 235. maddesi gereği alacağın iflas masasına kayıt kabul istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.