Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/2185 E. 2026/2174 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2185
Karar No
2026/2174
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1499 E., 2026/82 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/140 E., 2024/236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.01.2012-31.12.2012 tarihlerini kapsayan hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalı üniversite tarafından hizmet alım sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ve müvekkili şirketin 2 yıl süreyle kamu ihalelerinden yasaklandığını, yasaklama kararına karşı Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde açılan davada işlemin iptaline karar verildiğini, işlemin iptaline yönelik verilen kararın kesinleştiğini, davalının sözleşmeyi feshinin 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun idarenin sözleşmeyi feshetmesi başlıklı 20/b maddesine göre haksız fesih niteliğinde olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fesih nedeniyle nakde çevrilen 75.000,00 TL kesin teminat mektubununn nakde çevrilerek davalıya ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle, 5.606,93 TL sözleşme damga vergisi bedelinin, 3.364,20 TL karar pulu bedelinin, 339,85 TL Kamu İhale Kurumu payının, 11.650,80 TL davacının hak edişinden kesilen ceza bedelinin kesinti tarihinden itibaren 12.250,00 TL Kırıkkale İdare Mahkemesinde açılan iptal davasında vekalet ücreti olarak ödenen bedelin, 25.000,00 TL Kırıkkale İdare Mahkemesinin 2012/467 Esas sayılı dosyasına sunulan mütalaa nedeniyle ödenen mütalaa ücretinin, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle değerinin çok altında satılan araçtan kaynaklanan zararın şimdilik 1.000,00 TL’nin aracın satım tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ödenmesine, davalı idarenin haksız fesih işlemini neticesinde müvekkilinin uğradığı manevi zarara karşılık 200.000,00 TL manevi tazminatın, sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile 2012 yılı için özel güvenlik sözleşmesi yapıldığını, hizmetin devamı sırasında davacı şirket yetkililerinin güvenlik personelinden zorla para topladığı iddiaları üzerine yapılan inceleme sonucunda güvenlik amiri ... tarafından çalışan personelden borç adı altında toplam 37.000,00 TL borç para ve ayrıca daha önce çalışan güvenlik personelinden gerekmediği halde sertifika yenileme ücreti adı altında para toplandığının tespit edildiğini, para toplama hususunun davacının da kabulünde olduğunu, yapılan denetim sonucunda Hizmet Alımı İdari Şartnamesinin 25.3, 25.3.1 ve 25.3.2 maddeleri ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 25. maddesinin ihlal edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, yine davacının sözleşmenin uygulanması sırasında, sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırdığını, sözleşme konusu işin yapılması sırasında hileli usuller kullanıldığını, Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2012/1235 Esas, 2013/787 Karar sayılı dosyasının henüz kesinleşmemiş olduğunu, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini belirterek, davacının tüm maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Ankara 11. İdare Mahkemesi'nde ihalelerden yasaklılık işleminin iptali için dava açtığı, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve kararın Danıştay incelemesinden geçerek onandığı, iptalin usule ilişkin verildiği, iptal kararında davacının sahte fatura kullandığının usulen sübut bulduğu, yine taraflar arasındaki sözleşmenin feshine neden olan güvenlik amiri ...'in çalışanlardan para topladığı iddiasının Kırıkkale 1. İş Mahkemesi'nin 2020/152 Esas, 2020/332 Karar sayılı davası ile de sabit olduğu, bu nedenlerle davalının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin 31.05.2013 tarih ve 2012/1235 Esas, 2013/787 Karar sayılı kararı ile dava konusu idari işlemin davacı şirketin temsilcisinin (güvenlik amirinin) koruma ve güvenlik hizmeti verilen Üniversite bünyesinde hizmet veren güvenlik elemanlarından şirket adına usulsüz para toplama işleminin 4735 sayılı Yasanın 25/a maddesinde belirtilen yasak fiil ve davranışlar kapsamında olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği, yine Ankara 11. İdare Mahkemesi'nde açılan davada verilen iptal kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay kararı ile ...Tekstil Gıda İnşaat Nakliyat Katı Yakıt İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından düzenlendiği anlaşılan söz konusu belgenin davacının iştirakiyle düzenlendiğinden bahsedilemeyeceği gibi içeriğindeki bilgiden dolayı davacı şirketi sorumlu tutma ve suç isnat etme olanağı da bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek kararın onandığı, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nda açılan 2013/3531 sayılı ceza soruşturmasında 13.02.2013 tarih ve 2013/3509 sayılı kararla, kurumlar vergisi, geçici vergi ve kaçakçılık suçları ve cezaları yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, takipsizlik kararına yapılan itirazın Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.06.2013 tarih ve 2013/759 D.İş sayılı kararı ile reddedildiği, buna göre idari işlemlerin iptal edilmesi ile idari işlemlerin hukuki dayanağını oluşturan sözleşmenin feshi işleminin de hukuka aykırı/haksız olduğu hükmen sabit hale geldiğinden davalı idarenin sözleşmenin feshi işleminin haksız fesih niteliğinde olup, davacı yüklenici sözleşmenin haksız feshinden ... zararını davalı idareden isteyebileceği 14.04.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da tespit edildiği üzere davacı, sözleşmenin feshi nedeniyle nakde çevrilerek davalıya ödenen 75.000,00 TL kesin teminat mektubu miktarı ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin kalan kısmına (7 ay) oranlı şekilde talep ettiği alacakları yönünden ise, 5.606,93 TL damga vergisi, 3.364,20 TL karar pulu bedeli 339,85 TL Kamu İhale Kurumu payı, hakedişten haksız tahsil edilen 11.650,80 TL ceza kesintisi olmak üzere toplam 95.961,78 TL maddi tazminat miktarını davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının toplam 95.961,78 TL maddi tazminat talebinin, davacı dava tarihinden önce davalıyı usulüne uygun bir ihtarla temerrüte düşürmediğinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda 134.211,78 TL üzerinden maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, reddedilen maddi tazminat taleplerinin davalı idarenin haksız fesih işlemi neticesinde ortaya çıktığını, dava ve işlemlerle doğrudan bağlantılı olduğunu, zararların delillerle açıkça ispat edildiğini, müvekkili şirketin maruz kaldığı karalama kampanyası, asılsız isnatlar, yalan haberler neticesinde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yine davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin de yerinde olmadığını, mahkemece maddi tazminatın reddedilen kısmını geçmemek üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 2012 yılı Özel Güvenlik Hizmeti Alımı İdari Şartnamesi’nin 25.3, 25.3.1, 25.3.2 maddeleri gereğince müvekkilinin, davacı firmanın çalıştırdığı güvenlik personeline asgari ücret ve sosyal yardımlar için ödeyeceği alt sınırları belirlendiği halde, firmanın önce bu ödemeyi yapıp daha sonra çalışan personelinden borç veya diğer adlarla hileli yollarla yetkili personel vasıtasıyla para topladığını, sözleşmenin uygulanması sırasında sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırıldığını ve sözleşme konusu işin yapılması sırasında hileli usuller kullanıldığını, dolayısıyla 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 25. maddesinin ihlal edildiği sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu nedenle davacının tüm maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından davacıdan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/2185, K. 2026/2174, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-2185-e-2026-2174-k-1d302318c796