Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3103 E. 2026/2154 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3103
- Karar No
- 2026/2154
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/413 E., 2025/731 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin müteahhit olduğunu, davalıların arsa sahibi olduklarını, aralarında 17.02.2018 tarihli protokol yaptıklarını, bahsi geçen sözleşmenin 9 parsel sayılı boş arsa üzerine KKİS yapılmasına ilişkin ön sözleşme olduğunu, sözleşmeye istinaden müvekkillerinin davalılara 270.000,00 USD ödeme yaptıklarını, daha sonrasında asıl sözleşmenin düzenlenmediğini, ön sözleşmenin 14.09.20 18... yevmiye no'lu ihtarname ile feshedildiğini, davalıların ödenen 200.000,00 USD karşılığında 197.868,00 USD geri ödediklerini, 72.132,00 USD müvekkillerin alacağı kaldığını belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; protokolün taraflarının, dava dışı "...İnşaat A.Ş" ve davalılar olduğunu, davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, protokolün resmi şekle uyulmadan yapıldığından geçersiz olduğunu, tarafların ancak verdiklerini geri alabileceklerini, davacılardan ...'nun, davalılardan ...'in banka hesabına gönderdiği paraların tamamının gönderildiği para cinsi üzerinden, davacı ...'na, aynı banka hesapları üzerinden tamamen iade edildiğini, müvekkiline gönderilen Türk Lirası havalelerin açıklama kısmında, USD karşılığı gibi bir açıklama olmadığını, bu nedenle bu gönderilenden Türk Lirası olanların döviz cinsinden karşılık olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, ... tarafından gönderilen havalelerin, ...İnşaat A.Ş ile yapılan protokolde ...'e ait olduğu belirtilen banka hesabına değil, ...'in başka bir hesabına yapıldığını, havalenin gönderildiği hesabın davacıların ortak hesabı olmadığını, bu nedenle diğer davacı ...'nun bir hak ileri sürmesinin mümkün olmadığı gibi, ...'in ödeme almadığı için iadesinden de sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli kararı ile makbuz içeriğinde gönderilen paranın sözleşmeye istinaden ödendiğinin veya kararlaştırılan USD karşılığı olduğunun belirtilmemiş olduğu, makbuza açıkça dava konusu olan 1314 ada, 9 parselin bedeli diye belirtilmediği, sözleşme fesih olduğunda tarafların karşılıklı olarak verdiklerini iade yükümlülüğü altında olduğu, davalıların bu iade yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacıların ancak ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren verdiklerini faizi ile birlikte isteyebilecekleri, bu yönde talepleri bulunmadığı, 13.03.2018 tarihinde gönderilen para dekontunda kur karşılığı yazılmadığı, davacıların davalılar tarafından iade edilen Türk Lirası karşılığına rağmen itiraz etmeden Türk Lirası karşılığını kabul ettikleri, bu nedenle iadenin de Türk Lirası karşılığından kabulü anlamına geldiği ve davacıların davalılar tarafından iade edilen Türk Lirası karşılığına rağmen itirazı kayıt koymadan Türk Lirası üzerinden kabul ettikleri, bu durumun da iadenin Türk Lirası üzerinden yapıldığının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile protokoldeki bedel USD üzerinden belirlenmiş olsa da Türk Lirası olarak iade edilmesinde bir sakınca bulunmadığı, sözleşme gereği yapılacak iadelerin ya doğrudan USD olarak veya iade tarihindeki TL/USD efektif satış kuru karşılığı üzerinden yapılması gerektiği, ödeme dekontlarının açıklama kısmında "Beylikdüzü 1314 ada parsel sayılı taşınmaz bedeli içindir" şeklinde şerh yazılı olduğu, bu itibarla davacıların davalı ...'in banka hesabına yatırdığı bedellerin 17.02.2018 tarihli protokole istinaden yapıldığının kabulü gerekirken mahkemece "makbuz içerisinde gönderilen paranın sözleşmeye istinaden ödendiğinin belirtilmemiş olduğu" şeklindeki tespitinin de hatalı olduğu gerekçesi ile usul ve yasaya aykırı görülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, adi yazılı şekilde yapılan sözleşmenin şeklen geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye dayalı alacaklar bakımından davacı tarafın geçersiz sözleşmeye göre verdiğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği, davalılar tarafından da davacı tarafça kendilerine gönderilen miktarda paranın aynen iade olunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; yapılan protokole ve protokolde belirtilen ödemelere dair USD cinsinden yapılacağına davalı tarafından herhangi bir itiraz bulunulmadığını, müvekkili tarafından USD üzerinden anlaşılan bedel kadar ödemenin yapıldığını ve yapılan bu ödemenin şimdi aynen iadesi için yine USD cinsi kadarına tekabül eden kadar ödeme yapılması gerektiğini, davalının iade aşamasında sanki bu durumu bilmiyormuş gibi davranmasının hakkın kötüye kullanımı olacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.