Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/2089 E. 2026/2156 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2089
Karar No
2026/2156
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1552 E., 2025/1177 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/581 E., 2022/169 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı alacaklının 1. sırada, müvekkilinin ise 2. sırada gösterildiğini, davalı alacaklıya ait alacağın gerçekte mevcut olmadığını ve muvazaalı olduğunu, borçlu ... ile davalı arasında anlaşmalı olarak oluşturulan bir icra takibine dayandığını, borçlu ... ile davalı alacaklının bu alacağı ödememek ve mal kaçırmak amacıyla işbirliği yaparak ... İcra Dairesi'nin 2021/317 Esas icra takip sayılı dosyasında borçluya ait 06... , 07... ve 07... plakalı araçların satıldığını, sıra cetveli ve derece kararında satış bedelinin davalı alacaklıya ödendiğini, müvekkilinin ise paraya yeter bakiye olmadığı gerekçesiyle derece kararına alınmadığını, davalının alacağının gerçeğe aykırı olduğunu, ... İcra Dairesi'nin 2021/317 Esas sayılı dosyasının incelenmesiyle bu durumun açıkça görüldüğünü, takip dayanağı bononun 10.01.2021 vade tarihli ve 5.000.000,00 TL bedelli olduğunu, takibin 25.05.2021 tarihinde başlatıldığını, borçlunun aynı gün ödeme emrini bizzat tebliğ alıp itiraz etmediğini ve sürelerden feragat ettiğini, yine aynı gün borçlunun araçlarına ve taşınmazlarına haciz konulduğunu, araçlar üzerinde başka haciz bulunmamasına rağmen 12.07.2021 tarihinde yediemin otoparkına çekilerek fiili haciz yapıldığını, araçların ...e ihale edildiğini, ihale alıcısının borçlu ...’nın eşi ...’nın yeğeni olduğunu, bunun da muvazaayı ortaya koyduğunu, icra takibinin ... yerine ...’da başlatılmasının da şüphe uyandırdığını, dava dışı borçlu ...'nın ekonomik durumu itibarıyla 5.000.000,00 TL nakit borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bononun tek başına alacağı kanıtlamaya yeterli olmadığını ve ispat külfetinin davalıda olduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/326 Esas sayılı dosyasıyla bir ilgisi bulunmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkilinin ...’dan olan alacağını tahsil etmek amacıyla bono dayanaklı icra takibi yaptığını, tarafların yabancı uyruklu olduğunu ve aralarında yabancı para üzerinden borç ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin alacağını tahsil edememesi üzerine borçlunun araç ve taşınmazlarının bulunduğunu görerek güven duyduğunu ve borçludan bono aldığını, kambiyo senetlerinde illetten mücerretlik prensibi gereği senedin temel ilişkiye bağlı olmadığını, senedin bedelsiz olduğunun ispat yükünün aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, ihalenin herkese açık yapıldığını, araçların bilirkişi kıymet takdirlerinin davacıya tebliğ edildiğini, davacının kıymet takdirine veya ihalenin feshi sebeplerine itiraz etmediğini, sadece ihale alıcısından hareketle alacağı geçersiz göstermeye çalışmanın kötüniyetli olduğunu, borçlunun adına kayıtlı malvarlığı bulunduğundan müvekkilinin buna güvenerek borç verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlu ile davalı arasında her zaman akdedilebilecek bir bono ile davalının alacağını ispat etmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki takip konusu bononun bedelinin 5.000.000,00 TL olduğu düşünüldüğünde davalının dava dışı ...'ya bu meblağda bir parayı elden ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine davalı ile dava dışı borçlu ...'nın adreslerinin ... olmasına rağmen davalı tarafından ... İcra Dairesi'nde icra takibi başlatılması, takibin başladığı aynı gün dava dışı borçlunun İcra Dairesi'nde ödeme emrini kalemde tebliğ alması ve lehine sürelerden feragat ederek takibin kesinleştirilmesini talep etmesi, yine dava dışı borçluya ait araçların üzerlerinde herhangi bir yakalama kaydı olmamasına rağmen aynı gün üç aracın birden ... ilçesinde bulunan bir yedi emin deposunda fiilen haczedilerek kıymet takdirlerinin yapılması, yine davalının eski eşinin iki aracı ihaleye katılarak yeğeni adına satın alması hususlarının muvazaa olgusunu gösteren olgular olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Müvekkilinin alacağının nakden alınan bir bonoya dayandığını, tarafların yabancı uyruklu olduğunu ve aralarında yabancı para birimi üzerinden bir alacak verecek ilişkisinin bulunduğunu, müvekkilinin alacağını alamayınca da, borçlunun üzerine araçları ve birden çok taşınmazının olduğunu, parasını alamazsa bile onların borcu fazlasıyla karşılamaya yeter nitelikte olduğunu beyan etmesi üzerine, borçluya güvenerek Türk Lirası üzerinden borçludan bono imzalamasını istediğini, kambiyo senetlerinden olan bonolarda illetten mücerretlik prensibinin geçerli olduğunu,

b.İcra Dairesi dosyası incelendiğinde görüleceği üzere ihalenin herkese açık yapıldığı, katılımcıların tekliflerini verdiğini, ve aracın katılımcıların tekliflerine göre en yüksek teklifi veren kişi de kaldığını, sadece ihaleye giren kişi yönünden huzurdaki davayı şekillendirmeye çalışmanın kötü niyetli olduğunu, kıymet takdirine itiraz etmeyen veya ihalenin varsa feshi nedenini şikayet yolu ile ileri sürmeyen davacının sırf ihaleye giren kişi yönünden dosyadaki alacağın geçerli olmadığını savunduğunu, mahkemece de bu kurguya kanaat edilerek davanın kabulüne karar verildiğini,

c.Bonoda yer alan paranın verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönündeki değerlendirmenin yanlış olduğunu, borçlunun yeminli Rusça tercüman olduğunu ve adına kayıtlı taşınmaz ve araçların bulunduğunu, bu malvarlığına güvenilerek borç verildiğini, mahkemece dava dışı borçlunun ödeme gücünün olup olmadığı dahi araştırılmadan, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğini,

d.Mahkemece ihalesi yapılan araçların yakalama şerhi olmaksızın ... İlçesindeki otoparka çekilmesinin ve burada satışının yapılmasının muvazaa olarak değerlendirilmesinin hukuka uygun olmadığını, borçlu adına 5 adet araç kayıtlı ve icra dosyasından hacizli olduğunu, araçlardan ikisinin davacı tarafça yakalanarak ... İlçesinde bir otoparka çekilmiş ve diğer üç aracın da icra takibinin yapıldığı yer olan ... İlçesindeki otoparka çekildiğini, araçların neden ... İlçesindeki bir otoparka çekildiğinin muvazaa ile bir bağlantısını kurmaya çalışmanın en basit haliyle niyet okuma olduğunu, aracın icra takibinin yapıldığı İcra Dairesi'nin sınırları içerisinde bir otoparka çekildiğini, borçlu tarafından aracın otoparka teslim edildiğini ve alacaklı tarafça da fiilen haciz ve kıymet takdiri istendiğini, bu durumun hukuki olup bunun muvazaanın temel unsuru olan mal kaçırma kastıyla uzaktın yakından ilgisi olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/2089, K. 2026/2156, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-2089-e-2026-2156-k-d1d1d63d8f07