Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1989 E. 2026/2126 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1989
Karar No
2026/2126
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/805 E., 2026/268 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/76 E., 2022/183 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ŞİKAYET Şikayetçi vekili dilekçesinde; satışa konu taşınmaza ilişkin ipotek alacağını temlik alanların sıra cetvelinde birinci sırada gösterilmesinin hatalı olduğunu, ipotek alacaklısının taşınmazı devralması halinde ipoteğin kalkmadığını, ancak uyduğunu, bu dönemde konulan hacizlerin ipoteğin önünde yer alacağını, ipotekli alacaklının taşınmazı elden çıkarması halinde ipoteğin yeniden hüküm ifade etmeye başlayacağını, ipotekli alacaklının taşınmazı devralmasından sonra ipotekli alacaklının borcu nedeniyle taşınmaza hacizler konulmasının mümkün olduğunu, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/6724 Esas sayılı kararına göre bu durumda ipoteği devralanın bu hacizlerin önüne geçemeyeceğini, bu nedenle müvekkilinin alacağına sıra cetvelinde 1. sırada yer verilmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Şikayet olunanlar vekili cevap dilekçesinde; ipotekli taşınmazın malike devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesi ile tapu kaydının eski durumuna döneceğini, şikayetçinin bedeli paylaşıma konu taşınmaza haczinin 12.10.2020 tarihinde konulduğunu, temlik aldıkları ipotek hakkının ise 2007 yılında tesis edildiğini, ipotekli alacaklı banka taşınmazı temlik alsa da, tasarrufun iptali kararı nedeniyle taşınmazın uhdesine geçmediğini, davacının dayandığı Yargıtay kararında tasarrufun iptali durumunun olmadığını, şikayetçinin süreci uzatmayı amaçladığını savunarak şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar şikayetçi şirket, "ipotek tarihi önce olsa da taşınmazın ipotek sahibi bankaya devredildiği tarihte ipoteğin uyuduğu, ipotek alacağının temlik edildiği tarihte yeniden canlandığı, şikayetçi şirketin haciz tarihinin ipotek alacağının temlik edildiği tarihten önce olması nedeniyle sıra cetvelinde 1. sırada yer almaları gerektiği" iddiasıyla sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2014/32076 Esas, 2015/7871 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, ipoteğin tapudan terkin edilmediği sürece geçerliliğini koruduğu, taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının terkin edilmediği, tasarrufun iptaline karar verilmesiyle taşınmazın kaydi durumunun, iptal edilen tasarruftan önceki hale döneceği, taşınmaz üzerinde banka lehine kurulan ipotek hakkı mevcudiyetini koruduğundan icra dairesince ipotek alacağı dikkate alınarak işlem yapılması gerektiği, buna göre ipotek alacağının öncelikli olması nedeniyle ihale bedelinin şikayetçiden alınarak şikayet olunan ipotek alacaklılarına ödenmesine yönelik düzenlenen sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayetçinin tasarrufun iptali kararı ile bedeli paylaşıma konu taşınmazı haczettiği, ipoteğin tapudan terkin edilmediği sürece geçerliliğini koruduğu, somut olayda da taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının terkin edilmediği, şikayetçi vekilinin dayandığı Yargıtay kararında ipotekli alacaklı ve malik sıfatının birleşmesinden sonra taşınmaza konulan hacizlerin, taşınmazın elden çıkarılması halinde yeniden hüküm ifade etmeye başlayan ipotek alacaklısının önünde olacağına değinmişse de, somut davada ipotekli alacaklının taşınmazı temlik almasına dair tasarrufun iptal edildiği, ayrıca şikayetçinin dayandığı Yargıtay kararında ipotekli alacaklı ve malik sıfatının birleşmesinden sonra, malikin (aynı zamanda ipotekli alacaklının) borcu için taşınmaza konulan hacizden bahsettiği, oysa somut olayda, şikayetçinin haczinin, malikin (aynı zamanda ipotekli alacaklının) borcuna ilişkin olmadığı, bu nedenle şikayetçinin dayandığı Yargıtay kararının somut olayda uygulanmasının mümkün görülmediği, kaldı ki şikayetçinin ipotekli alacaklının ipotek hakkı sahibi olduğu taşınmazı devralmasına dair tasarrufun iptalini talep etmesi ve tasarrufun iptal edilmesi, eldeki dosya ile bu kez ipotekli bankanın taşınmazı temlik alması sonucuna dayanarak sıra cetvelinin iptali istemesi de doğru görülmediği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin ipotek hakkının, şikayetçinin haczinden önce olduğu, ipotekli alacaklılara sıra cetvelinde 1. sırada yer verilmesine dair sıra cetvelinde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; ipotek alacağının ... ve ...'ya temlik edildiği 13.10.2014 tarihi olmakla, bu tarihten önce haciz işlenen alacaklıların alacağının öncelikli olduğunu, dolayısıyla taşınmaz üzerine kendilerince temlikten önce yani 12.10.2010 tarihinde haciz işlenmiş olmakla sıra cetvelinde 1. sırada yer almaları gerektiğini, buna ilişkin sundukları Yargıtay kararının da iddialarını doğrular nitelikte olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Şikayet, sıra cetveline itiraza ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, şikayetçi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1989, K. 2026/2126, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-1989-e-2026-2126-k-4f4088082767