Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4281 E. 2026/2059 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4281
- Karar No
- 2026/2059
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3025 E., 2025/1061 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1029 E., 2021/458 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı yüklenicinin tesislerinde yumurta tavuklarının fason bakımı ve üretilen yumurtaların iş sahibi tarafından alınması karşılığında sözleşmede belirtilen fiyattan hizmet bedelinin yükleniciye ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalıya teslim edilen yarkaların ölüm oranının sözleşmede belirtilen orandan yüksek olduğunu, ayrıca sözleşme hükümlerine aykırı olarak olması gerekenden çok daha az sayıda yumurta teslim edildiğini, teslim edilen bir kısım yumurtalardaki kirli/kırık oranının da fazla olduğunu belirterek sözleşmeden ... edimi gereği gibi ifade etmeyen yüklenicinin KDV hariç 648.145,40 TL tutarında ceza tahakkuk ettirilmesi gerektiğini belirterek, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı taraftan 31.03.2016 tarihli 34.120,60 TL bedelli ve 18.06.2015 tarihli 119.277,41 TL bedelli faturalardan kaynaklanan toplam 153.398,01 TL alacaklı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahsup talebinde bulunduğunu, 20 14... yıllarında işin performansını etkileyecek kümes hayvanlarında ölümcül hastalıkların ortaya çıktığını, tüm bunların işletmeyi olumsuz etkilemesine rağmen sözleşmeden ... edimlerin en iyi şekilde yerine getirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hayvan kayıplarının sebebinin tam olarak tespit edilemediği, davalı yükleniciye ait K2 kümesinde meydana gelen hayvan kayıplarının yaşandığı dönemde bölgede ve ülkede avian influenza salgınının ortaya çıktığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede salgın hastalık halinde davalıya sorumluluk atfedilebileceğine dair bir hükme yer verilmediği, buna karşılık sözleşmede salgın hastalık halinde tarafların karşılıklı iyiniyet çerçevesinde hareket edeceklerinin kararlaştırıldığı, salgın hastalık nedeniyle oluşan kayıplardan kaynaklanan zararın davalıdan talep edilemeyeceği, zararın salgın hastalıktan değil de salt davalının sözleşmeye aykırı davranışlarından kaynaklandığı hususunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalının, sözleşme konusu üretimi yürüttüğü kümeslerde, biyogüvenlik ve hijyen kurallarına aykırı hareket ettiğini, yem ve su analizlerini düzenli yaptırmadığını, havalandırma sistemlerini işler halde tutmadığını, temizlik ve bakım çizelgelerini oluşturmadığını,
b. Çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren hususlarda hakimin bilirkişi yerine geçerek değerlendirme yapmasının mümkün olmadığını, 09.03.2021 tarihli bilirkişi kurulu rapor ile davalı kusurunun açıkça tespit edildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle oluşan zararın giderilmesi istemine işkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup ve özellikle keşif sonucu hazırlanan 06.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda kümeslerin biyogüvenlik ve hijyen kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, söz konusu tarihlerde işletmenin bulunduğu bölgelerde avien influanze hastalığının çıktığının gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüklerince tespit edildiği, 01.04.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda biyogüvenlik önlemleri alınmamış olsaydı hayvanlarda daha farklı hastalıkların da çıkması gerektiği, hastalık etkeni virüslerin yemlerle de çiftliğe gelmiş olabileceği, yemlerin davacı tarafça gönderildiği, dosyadaki mevcut delil durumunun hayvan ölümlerine hangi nedenin ne derece etkili olacağına karar verebilecek nitelikte olmadığı ve oluşan zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı anlaşılmakla, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dairemizdeki duruşmada davalı vekille temsil olunduğundan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan ... zararını gidermekle yükümlüdür (TBK 112/1). Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir (TBK 114/1). Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır (TBK 114/2).
Kanunda giderim yükümlülüğüyle ilgili olarak ayrıntılı düzenleme yapılmamış, haksız fiil hükümlerine yollama yapılmakla yetinilmiştir. Kanunda yer alan borca (sözleşmeye) aykırılık nedeniyle giderim yükümlülüğünün koşulları, haksız fiil nedeniyle sorumluluk koşullarıyla benzerlik arz etmektedir. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle borçlunun giderim yükümlülüğünden söz edebilmek için varlığı gerekli beş koşul, eylem, borca aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusurdur.
Taraflar arasında "... Bakım ve Yumurta Sözleşmesi" başlıklı sözleşme bulunmaktadır. Sözleşmede firmanın; yangın, deprem, sel, doğal afetler hariç olmak üzere üreticinin eksik ve/veya hatalı yönetim ve bakımdan doğabilecek ölüm ve verim kayıplarından firmanın sorumlu olmayacağı, oluşan zarar ve ziyanı talep edebileceği kararlaştırılmış ve kabul edilebilir fire oranları belirtilmiştir. Ayrıca salgın hastalık halinde tarafların karşılıklı iyiniyet çerçevesinde hareket edecekleri kararlaştırılmıştır.
Dosyada üç ayrı kök rapor ve ek raporlar alınmıştır. Alınan raporlarda yörede yaşanan ve kanatlı hayvanlar için ölümcül salgın hastalığın yaşandığına dair açıklamalara ve kümeslerde biyogüvenlik ve hijyen önlemlerinin yeterince alınmadığına dair tespit ve açıklamalara yer verilmiş ancak uyuşmazlığa konu kümesteki ölümlerin bu önlemlerin alınmamasından ya da salgın hastalıktan kaynaklandığına dair kesin bir kanaat belirtilmemiştir.
Yörede salgın hastalık yaşanmış ve sözleşmeye konu tavukların ölümündeki etkisi tam olarak belirlenememiş ise de oluşturulan heyetten 2019 yılında alınan raporda biyogüvenlik ve hijyen önlemlerinin yeterince alınması halinde tavuk ölümlerinin % 20 oranında azaltılabileceği belirtilerek bu orana göre istenebilecek tazminat miktarına ilişkin hesaplama yapılmıştır. Dosyada bir veteriner bilirkişi ve iki bilirkişi heyeti olmak üzere üç ayrı bilirkişiden alınan raporlar arasında ortalama görüşü yansıtan ve uzlaştırıcı nitelikte olan bu rapordur.
Yörede yaşanan salgın hastalığın varlığı dosyadaki delillerle sabit olduğu, uzlaştırıcı nitelikte olan bilirkişi kurulu raporunda salgın hastalık olsa bile biyogüvenlik ve hijyen önlemlerinin yeterince alınması halinde tavuk ölümlerinin % 20 oranında azaltılabileceği belirtilerek tazminat hesabı yapılmış olduğu, her üç raporda da biyogüvenlik ve hijyen eksikliğine ilişkin tespitlere ve bu sonuca varmayı gerektiren delil ve açıklamalara yer verildiği gözetildiğinde davalının tümüyle kusursuzluğunu ispatlayamadığı, alınan uzlaştırıcı rapora göre % 20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Borçlunun giderim yükümlülüğünden söz edebilmek için varlığı gerekli beş koşul bu raporla birlikte değerlendirildiğinde bakım ve üretim aşamasının gerektirdiği önlemlerin yeterince alınmaması (eylem), sözleşmedeki fire oranlarının aşılması (borca aykırılık),verim kaybı (zarar), önlemlerin alınmamasının tavuk ölümleri ile ilişkisi (illiyet bağı), davalının hiç kusursuz olduğunu ispatlayamaması (kusur) unsurları somut olayda gerçekleşmiştir.
Bu durumda raporda belirtilen yüzde 20 oranında olmak üzere sözleşmede kararlaştırılan fire oranlarını aşan zarardan davalının sorumlu olduğu kabul edilerek raporlar değerlendirilip gerekirse yeniden rapor alınmak suretiyle bu orana karşılık gelen maddi tazminata hükmetmek gerekirken, her üç rapordaki tespitlere, hijyen önlemleri eksikliğine dair dayanılan delillere rağmen hiçbirine itibar edilmeyerek ölümlerin tümüyle salgın hastalıktan kaynaklandığı ve davalıya kusur yüklenemeyeceği kabul edilmek suretiyle mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan kararın onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum