Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4117 E. 2026/2062 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4117
- Karar No
- 2026/2062
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/323 E., 2025/1266 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1011 E., 2021/570 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında evlendirme programı içerikli 17.05.2012 tarihli ana sözleşme ve 17.09.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği kararlaştırılan 05.12.2013 tarihli ek sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklanan edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının bakiye iş bedelini ödememesi sebebiyle ödeme yapılması talebi ile 08.04.2015 tarihli ihtarname keşide edildiğini, bunun üzerine davalı tarafından 17.04.2015 tarihinde keşide edilen ihtarname ile, müvekkilinin alacağından RTÜK cezalarından kaynaklanan idari para cezaları nedeni ile toplam 1.736.800,00 TL'yi mahsup ettiğini bildirerek ve 781.010,00 TL kısmi ödemede bulunarak başkaca bir ödeme yapmayacağını, bundan başka bir borcu olmadığını beyan ettiğini, ayrıca yapılan haksız kesintiye ilişkin düzenlenen 17.04.2015 tarihli 3 adet faturanın aynı ihtarname ile müvekkiline gönderildiğini, müvekkili tarafından keşide edilen 24.04.2015 tarihli ihtarname ile söz konusu faturaların iade edildiğini, faturalara dayalı kesinti işleminin taraflar arasında tanzim edilen sözleşmelere ve hukuka uygun olmadığını, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklanan edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının 3. yayın dönemine ilişkin sözleşmeden kaynaklanan ve muaccel hale gelen borcunu ödemediğini ileri sürerek, müvekkili tarafından alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; ana sözleşmenin 4.13 maddesinde, sunucu ...in programa herhangi bir müeyyide kararı verilmemesi için gerekli önlemi alma yükümlülüğü olduğunu, aksi halde her türlü zarardan sorumlu olduğunun düzenlendiğini, ayrıca sözleşmenin 4.22 maddesinde, davacının da bundan sorumlu olduğunun açıkça ifade edildiğini, RTÜK tarafından uygulanan idari para cezalarının müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin de toplam 1.736.800,00 TL'yi haklı olarak davacının alacaklarından mahsup etmesi sebebiyle davacının müvekkilinden bir alacağının kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketle sözleşmeleri devam etmesine karşın haksız fesih beyanında bulunduğunu ve ...in sunucu olarak ATV kanalı ile anlaştığını, bu nedenle müvekkilince FSEK ile korunan hakları ihlal edildiğinden tazminat davası açıldığı gibi bu tazminat borcundan bağımsız müvekkilinin 5.000.000,00 TL cezai şart bedeli kadar da alacağının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşmenin 3.11. maddesi gözetildiğinde davacı şirketin hazırladığı programı sunan sunucunun gerekli önlemleri almaması nedeniyle davalının ödemek zorunda kaldığı cezalardan davacının sorumlu olduğu, yine sözleşmede yer alan maddelerden herhangi birinin ihlal edilmesi halinde asıl ve birleşen davada davalıya ödenmek üzere 5.000.000,00 TL bedelli ceza koşulunun gerçekleştiği, sözleşmede açıkça zarar yanında ceza koşulunun dahi talep edebileceğinin düzenlendiği, mahsup savunmasının kabulü nedeniyle asıl ve birleşen davada davacının alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, icra inkâr tazminatı talebinin ve davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; RTÜK tarafından verilen idari para cezasından müvekkilinin sorumlu olmadığını, ayrıca sözleşme maddelerinde mahsup yapılabileceğine dair hükmün bulunmadığını, cezaların ödendiğinin davalı tarafça ispat edilmediğini, 1. yayın dönemi ile ilgili ibranın bulunduğunu, davalının cezai şart talep edemeyeceğini, cezai şart talebinin ayrı bir dosyada yargılama konusu yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin kişisel niteliklerin ön planda olduğu tipik bir vekâlet sözleşmesi niteliğinde olup, sunucunun sözleşmeyi serbestçe sona erdirme hakkını kısıtlayacak şekilde cezai şarta hükmedilmesinin mümkün olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, asıl ve birleşen davada bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan asıl ve birleşen davada davalı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.