Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4269 E. 2026/774 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4269
Karar No
2026/774
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/381 E., 2025/997 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/697 E., 2024/212 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; mülkiyeti müvekkiline ait olan ... ... ilçesi ... Mahallesi 435 81... parsel, 435 86... parsel, 435 88... parsel, 435 89... parsel, 435 91... parsel, 435 92... parsel numaralı taşınmazlara inşaat yapmak üzere müvekkili ... ile yüklenici ... İnşaat ve Petrol Ticaret Ltd. Şti. (Eski Unvanı ... Yapı A.Ş.)arasında ... 46. Noterliğinin 09.10.19 98... yevmiye nolu "Düzenleme Şeklinde Arsa Payı İnşaat Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi" düzenlendiğini, diğer davalıların yüklenici şirketten sözleşme gereğince yükleniciye verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümleri devralan ve lehlerine taşınmazlar üzerinde ipotek, intifa hakkı ile kiracılık şerhi bulunan kişiler olduklarını, dava dilekçesinde belirtildiği üzere idari ve yargısal süreçler sebebiyle müvekkili ile davalı yüklenici şirket arasındaki sözleşme gereğince korunması gerekli ... duygusunun ortadan kalktığını, davalı yüklenicinin edimlerini sözleşmeye uygun tam ve gereği gibi ifa etmediğini belirterek kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ve eki protokollerin geriye etkili olarak feshi ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına her türlü şerh ve takyidattan ari olarak tapuya kayıt ve tesciline, davalıların dava konusu taşınmazlara haksız müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar cevaplarında, davanın reddini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Dece Mahkemesince; davanın mahkemenin 2022/126 Esasına kayden açılmış olup, dava konusu taleplerin konusu para ile değerlendirilebilen talep kalemleri olup bu nedenle nispi harca tabi oldukları gözetilerek oluşturulan 17.07.2023 tarihli ara kararı ile ara kararda belirtilen eksik peşin harcın ikmali hususunda davacı vekiline ihtaratlı kesin süre verildiği, ara karardaki kesin sürede eksik peşin harç sadece geriye etkili fesih istemine konu noterde düzenlenen 2 adet sözleşmenin sözleşmede belirtilen değerleri toplamı üzerinden eksik peşin harç ikmal edilmekle birlikte dava konusu tapu iptali ve tescil ile men'i müdahale talepleri yönünden eksik peşin harcı ikmal edemeyeceklerini bildiren 30.09.2023 tarihli beyan dilekçesinin davacı vekilince dosyaya sunulduğu, bu itibarla, mahkemenin 2022/126 E. sayılı dava dosyasında 12.10.2023 tarihli celse ara kararı ile davacı vekilinin beyan dilekçesi içeriği gözetilerek eksik peşin harcı ikmal edilmeyen dava konusu tapu iptali ve tescil ile men'i müdahale ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında mevcut takyidatların terkini talepleri yönünden ayrıca değerlendirme yapılmak üzere dava dosyasının işbu dava dosyasından ...167.m. gereğince ayrılmasına karar verildiği, ayırma kararı verilen bahse konu talep kalemleri yönünden dava dosyasının mahkemenin 2023/697 Esasına kaydedildiği, yargılamanın 13.12.2023 tarihli celsesinde dosyanın tefrik edildiği 2022/126 Esas sayılı dava dosyasında eksik peşin harcın ikmaline yönelik olarak verilen ihtaratlı ve usule uygun kesin süre ara kararı gereğinin en geç 20.09.2023 tarihli duruşmaya kadar yerine getirilmesi gerektiği halde ikmal edilmediği gözetilerek 492 sayılı Harçlar Kanununun 30... .maddeleri delaleti ile HMK.'nın 150/1 maddesi gereğince dava dosyasının taraflarca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olduğu, dava dosyasının işlemden kaldırılmasından sonra yasal 3 aylık süre geçtiği halde dosyaya yenileme talepli dilekçe sunulmadığından, aynı yasanın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş, davalı ... vekilince verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken zuhulen gerekçeli kararda tek vekalet ücreti takdir edildiğinden bahse konu hatanın hükmün tavzihi veya tashihi yoluyla düzeltilmesi talebini içeren dilekçesi üzerine mahkemenin 20.03.2024 tarihli ek kararında özetle; istemin kabulü halinde taraflara yüklenen hak ve yükümlülüklerin değiştirilmesi sonucunu doğuracağı, diğer taraftan hükmün tamamlanması yoluyla sözkonusu hususun hüküm fıkrasına HMK. 305/A maddesi bağlamında eklenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin tavzih ve hükmün tamamlanması isteminin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Temyiz eden davalı ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretinin tüm davalılara verilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ihtiyari dava arkadaşlığında davalıların birbirinden bağımsız olduğunu, bu hususun HMK'nın 58.maddesinde açıkça belirtildiğini, ihtiyari dava arkadaşlığı birbirinden bağımsız olduğundan vekille davasını takip eden her bir dava arkadaşı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, birden fazla davalıya karşı açılan davada davalıların ayrı ayrı vekille temsil edilmeleri halinde dava aynı sebepten reddedilse dahi davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil ile men'i müdahale istemine ilişkin olup, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı süresi içinde davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle mahkemesince tüm davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 maddesi gereğince tüm davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve temyiz sebeplerinin her davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik bulunmasına göre davalı ...Ş. vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ipoteğin ve hacizlerin fekki ile meni müdahale isteğine ilişkindir. Birden fazla davalı aleyhine farklı sebeplerle dava açılmıştır. Yargılama sonunda davaların açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davalılar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesi nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın istinaf talebi reddedilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine Daire, davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerektiği düşüncesiyle kararı onamıştır. Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, somut olayda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığı, her bir davalı bakımından Davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere ihtiyari dava arkadaşlığı HMKnın 57.vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığı MADDE 57- (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri. c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.

İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu MADDE 58- (1) İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi ise, Seri davalarda ücret MADDE 22- (1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir. Şeklinde, Tarifenin 3. Maddesi ise “ …Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” Şeklindedir. Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hususunda şüphe yoktur. Hal böyle olunca her bir davalının davasının birbirinden bağımsız olduğunu Yasa metni açıkça ifade etmiştir. Her bir davalı aleyhine ayrı bir dava açabilecekken birlikte dava açılmasının davalı aleyhe sonuç doğurması beklenmemelidir. Davalıların her birihakkında ayrı dava açılması halinde bu davaların birleştirilmesi mümkün olduğu gibi ayrı ayrı sonuçlandırılmaları da mümkündür. Her bir dosya ayrı sonuçlandığında, nasıl ki her dava bakımından yargılama giderleri ayrı hüküm altına alınacak ve yine yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine de hükmedilecekse, bu davalar birleştiğinde de her davanın bağımsızlığını koruduğu ilkesi gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. Taraf sayısının çokluğu veya azlığı, ancak Tarifenin 22.m.si kapsamında değerlendirilebilir. Her bir davalı aleyhine ayrı dava açıldığında nasıl ki vekalet ücreti takdirinden kaçınmak mümkün olmayacaksa, aleyhlerine birlikte dava açıldığında da lehlerine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekecektir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. Maddesine gelince burada açıkça “ birden fazla davalı aleyhine açılan dava”dan bahsetmekle tek dava olması halinde tek ücret ilkesi benimsenmiştir. Halbuki somut olayda davalıların her biri hakkında açılan davanın konusu farklı olduğu gibi tek vekille değil, her davalı kendisini ayrı vekille temsil ettirmiştir. Hal böyle olunca 3. Maddenin şartları bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle, her bir davalı açısından Av. Asg. Ücret Tarifesinin 22. maddesi de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi için kararın bozulması gerekirken onama yönünde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/4269, K. 2026/774, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-4269-e-2026-774-k-94d280fa7802