Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3891 E. 2026/1914 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3891
Karar No
2026/1914
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/929 E., 2025/944 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacılar vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasında 13.02.2018 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu arsanın davalı yükleniciye devredilip inşaatın tamamlanmış olmasına rağmen sözleşme uyarınca arsa sahiplerine verilmiş olan bodrum+zemin kattaki depolu dükkan vasıflı bağımsız bölümün davacılar adına tescilinin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek, 5 ve 6 no'lu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan yeni bir sözleşme ile davacıların taşınmazın tamamını 1.800.000,00 TL bedel ödemek şartı ile müvekkilinden geri almayı taahhüt ettikleri halde bu şartı yerine getirmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli kararı ile cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen ek sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmediği ve içeriği incelendiğinde davacıların yükümlülüklerini ağırlaştırıcı hükümler ihtiva ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle ek sözleşmenin geçerli olmadığı, davacıların dava konusu 5 ve 6 no'lu bağımsız bölümlerin kendilerine devrini talep hakkının sözleşmeye ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2023 tarihli kararı ile, davacıların aşamalardaki beyanlarında; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra taraflar arasında, davalı tarafından ibraz edilen el yazılı belgenin imzalandığını, belge içeriğinde ilk önce 1.450.000,00 TL bedelin müvekkili tarafından ödenmesi halinde, taşınmazın tamamının müvekkiline ait olacağı, müvekkili tarafından ödeme yapılmaması halinde ise dairelerin satış hakkının davalıya ait olacağı, 200.000,00 TL ödeme halinde 4 no'lu dairenin davacı ...’ya ait olacağının kararlaştırıldığı, daha sonra 1.450.000,00 TL bedelin 1.800.000,00 TL olarak değiştirilip paraflandığı, söz konusu ek sözleşmenin tek nüsha olarak düzenlendiği ve davalı uhdesine alındığı, taraflar arasında imzalanan bu sözleşmede daha sonra tekrar değişiklik yapılarak toplam 650.000,00 TL davalının ödeme yapacağı, inşaatın tamamını bitireceği, iş bitiminde ...’nın binanın tamamına karşılık 1.800.000,00 TL ödeme yapacağının kabul edildiği, 1.800.000,00 TL bedelin hazır olduğu, davalıya ödenebileceği beyan edilmesine rağmen, davalı tarafın, ek sözleşmeye aykırı davranarak, taşınmazın tamamının davacıya devrinden kaçındığı, ikinci sözleşmede yer alan son hükmün müvekkilinin bilgisi dışında davalı tarafından sonradan eklendiğini ifade ettikleri, dolayısıyla adi yazılı ek sözleşmenin davacı tarafça kabul edildiği, sözleşmeye daha sonra davalı yanca kendilerinden habersiz olarak ekleme yapıldığı yönündeki iddianın ispatlanamadığı, ek sözleşmedeki bu hükmün üstte yazılı maddeleri teyit eder nitelikte olduğu, sözleşme uyarınca davacılara verilmesi kararlaştırılan iki adet dairenin davalı yükleniciye bedeli mukabilinde satıldığı, nitekim bilirkişi raporu ile belirlenen iki adet bağımsız bölümün değerinin; taraflar arasında akdedilen ek sözleşmede belirlenen rakama ve satış senedinde yazılı toplam bedele uygun bir rakam olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacılar tarafından sözleşme konusu arsanın davalı yükleniciye yapılan tapu devrinin, 13.02.2018 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden ve tadil sözleşmesinden önce gerçekleştirilmiş olduğu, bahsi geçen devir işleminin ek sözleşmeye geçerlilik kazandırmayacağı gibi tarafların bu sözleşme uyarınca edimlerini tam olarak yerine getirdiklerinin de söylenemeyeceği, bu durumda mahkemece; ek sözleşmenin şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü gerekirken, aksi gerekçeyle kurulan hükmün doğru olmadığı belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 13.02.2018 tarihli resmi sözleşme hükümleri itibariyle, davacıların dava konusu 5 ve 6 no'lu bağımsız bölümlerin kendilerine devrini talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tapu devrinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılmadığını, sözleşmeye göre devrin temel üstü ruhsatı alındıktan sonra ve 1.2.3.ve 4. katlarla sınırlı olmak üzere yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak devrin satış suretiyle ve henüz riskli yapı yıkılmadan önce arsanın tamamı hakkında gerçekleştirildiğini, sözleşmelerin tapu devrinden önce yapıldığını, tapu devrinden sonra yapılmış olduklarının kabulünün hayatın olağan akışına ve genel mantık kurallarına aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacılar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,

Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3891, K. 2026/1914, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3891-e-2026-1914-k-d2c0ec09fa47