Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3266 E. 2026/1011 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3266
Karar No
2026/1011
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/267 E., 2025/590 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/131 E., 2023/550 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı yüklenici ile davalılar ... ve diğer davalıların miras bırakanı ... arasında 27.02.2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin standart bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olmayıp, inşaata başlanılmasından önce arsa sahiplerine bir kısım ek yükümlülükler getiren bir sözleşme olduğunu, bu anlamda arsa sahipleri tarafından Maliye Hazinesi hissesinin satın alınması işlemlerinin tamamlanması gerektiğini, sözleşmeye konu taşınmazın bitişik parsellerinin de projeye dahil edilmesi ve bu suretle bütüncül bir proje çalışması yapılması amacıyla, arsa sahiplerinin gerekli girişimleri yapma yükümlülüğü altında olduklarını, ancak edimlerini yerine getirmedikleri gibi davacı yükleniciyi vekaletten haksız şekilde azlettiklerini ileri sürerek; sözleşmenin ifası için lüzumlu işlemleri yapmak üzere davacıya yetki verilmesine talep ve dava etmiştir.

2.Birleşen davada davacılar vekili; taraflar arasındaki sözleşme ve vekaletname tarihinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen taşınmazın üzerinde herhangi bir yapının bulunmadığı ve arazinin boş olduğunun tespit edildiğini, ... Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünden yapılan araştırma neticesinde söz konusu taşınmaz için herhangi bir imar durum belgesi, yapı ruhsatı ve mimari proje onayının da bulunmadığının öğrenildiğini ileri sürerek, 27.02.2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların işin yapımı için verilmesi gereken vekaletnameyi verildiğini, azilnamenin ise 5 yıl sonra yapıldığını, davacının bu 5 yıl boyunca hiçbir iş yapmadığını, davalıların iyiniyetle beklediğini, arsanın sorunsuz teslim edilmiş olmasına rağmen davalı şirket tarafından hiçbir fiili girişimde bulunulmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 23.05.2016 tarihli sözleşme incelendiğinde, arsa sahiplerinin, inşaatın yapılacağı arsaya ilişkin, (Hazine adına kayıtlı olan hissenin edinilmesi dışında) sözleşme konusu arsanın inşaatın yapımı için herhangi bir engel olmaksızın teslimi yükümlülüğünden başka bir yükümlülüğünün bulunmadığı, 23.05.2016 tarihli sözleşmede Hazine adına kayıtlı olan hissenin alınması ile arsa bütünlüğünün sağlandığı belirtildiğinden, bu konuda arsa sahiplerinin yükümlülüğü olan ve yerine getirilmeyen bir borcun olmadığı, vekaletnamenin 20.03.2017 tarihinde düzenlendiği, sözleşmede “arsa sahiplerinin işin yürütülmesi için gerekli olan vekaletnameyi talep halinde verme” yükümlülüğünün bulunduğu, ancak verilen vekaletnamenin yeterli olmadığı, başkaca yetkilerin verilmesi için de vekaletnamenin gerekli olduğuna ilişkin bir talebin bulunduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, vekaletnamenin verilmesi konusunda arsa sahiplerinin yükümlülüğünü yerine getirdiği, yüklenicinin işe fiilen başlayabilmesi için 20.03.2017 tarihi itibariyle bir engelinin bulunmadığı, sözleşmede yapı ruhsatının alınmasından sonra 48 ay iş süresi belirlendiği, öncesindeki imar planı, proje onayı ve yapı ruhsatının alınması için makul süre olarak belirlenen 9 ay eklendiğinde bağımsız bölümlerin tesliminin 20.12.2019 tarihinde yapılabileceği, ancak birleşen dava tarihi itibari ile yüklenicinin edimini yerine getirmediği belirtilerek, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile sözleşmenin feshine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmeler kapsamında arsa sahiplerinin maliye hissesinin satın alınması, bitişik parsellerin projeye dahil edilmesi ve arsa bütünlüğünün sağlanması ile iş ve işlerin yürütülmesi için yükleniciye vekaletname verilmesi hususlarında yükümlülükleri bulunduğunu, taşınmazın sorunsuz teslimi şartının yerine getirilmediğini, verilen vekâletin kapsamı itibariyle yetersiz olduğunu, mahkeme tespitlerinin davacı tarafından yapılan masraf kalemleri dikkate alındığında esasa uygun olmadığını, iki adet sözleşmenin ancak biri hakkında verilen fesih kararının uyuşmazlığın çözümüne imkân sağlamadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Sonuç Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ifaya yönelik yetki talebi ile sözleşmenin feshi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil edilen asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan tahsili ile asıl davada davalılar-birleşen davada davacılara ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı-birleşen davada davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3266, K. 2026/1011, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3266-e-2026-1011-k-1302b2e410a8