Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3091 E. 2026/770 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3091
- Karar No
- 2026/770
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2621 E., 2025/773 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/271 E., 2021/140 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının maliki olduğu taşınmazın 169/241 hissesini 10.04.1997 tarihinde, aralarındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak, dava dışı yüklenici ...'a devrettiğini, yüklenicinin proje aşamasında, gerek tapuda hisse devri yoluyla gerekse harici sözleşmelerle müvekkillerine inşa edilecek binadan bağımsız bölüm satışları yaptığını, onaylı projede 1 dükkan ve 4 daire olmak üzere 5 bağımsız bölüm inşa edilmesi öngörülmüş iken, projeye aykırı olarak 5 adet dükkan ve 18 daire olmak üzere toplam 23 bağımsız bölüm inşa edildiğini, davalı arsa sahibinin kendi uhdesinde tuttuğu 72/241 hisseden, binanın projeye uygun yapılan 1 dükkan ve 4 dairelik kısmına karşılık gelen 47/241 hissenin satışı konusunda yükleniciye vekalet verdiğini, bu hissenin ve karşılığı olan bağımsız bölümlerin yüklenici tarafından satıldığını, davalı arsa sahibinin geriye kalan 25/241 oranındaki taşınmaz hissesini uhdesinde tutmasının hukuki ve fiili bir gerekçesi bulunmadığını, davalının bu hisseye dayalı olarak bir başka mahkemede ortaklığın giderilmesi davası açtığını, davalının taşınmazda payının veya yasal bir hakkının kalmadığını, uhdesinde tuttuğu hissenin herhangi bir bağımsız bölüme de karşılık gelmediğini, inşa edilen tüm bağımsız bölümlerin davalı ve yüklenici tarafından satıldığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı 25/241 hissenin iptali ile bedelsiz olarak tapuda müvekkilleri adına eşit oranlarda tesciline, tescil talebinin kabul edilmemesi halinde arsa üzerinde bulunan binanın dava dışı diğer maliklerle birlikte halen ve fiilen kullanmakta olan zilyetlere ait olduğunun tespiti ile davalı payına düşen arsa payının rayiç bedeli üzerinden müvekkilleri adına eşit oranlarda tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile yüklenici ... arasında 12.04.1996 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye dayalı olarak taşınmazın 169/241 hissesinin yükleniciye devredildiğini, müvekkilinin daha sonra taşınmazda kendi uhdesinde kalan 72/241 hisseden 47/241'nin satışı konusunda yükleniciye vekalet verdiğini, yüklenicinin hisseleri üçüncü kişilere sattığı halde müvekkiline bir bedel ödemediğini, davalının bunun üzerine yükleniciyi azlettiğini ve uğradığı zararlar için tazminat davası açtığını, belediye ve tapu kayıtlarını incelemeden daire alan davacıların iyiniyetli kabul edilemeyeceklerini, projede kaç daire yapılacağının belli olduğunu, hisse aldıkları dönemde müvekkilinin de tapuda hissedar olduğunu, sırf ortaklığın giderilmesi davasını geciktirmek amacıyla işbu davayı açtıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu binada kat irtifakının kurulmadığı, davacıların taşınmazda hissedar oldukları, davacılar, davalının yapılan binada herhangi bir bağımsız bölüme sahip olmadığı halde taşınmazda hissedar olmasının hukuki dayanağı bulunmadığı iddiasıyla işbu davayı açmışlar ise de davacıların taleplerinin herhangi bir ayni ya da şahsi hakka dayanmadığı, bu nedenle tapu iptal ve tescil taleplerinin yerinde görülmediği, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemleri yönünden yapılan incelemede ise bu talebin kabulü için muhdesatın, talepte bulunan tarafından meydana getirildiğinin ispatlanması gerektiği, davacıların bir kısmının yükleniciden bir kısmının ise yüklenici dışında üçüncü kişilerden hisse aldıkları, bağımsız bölümleri kendilerinin meydana getirdiğini ispat edemedikleri, dairelerde oturmalarının muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının kabulü için yeterli olmadığı, davacılar vekili TMK'nın 696. maddesi hükmü gereği bedel karşılığı davalıya ait payın iptalini talep etmiş ise de bu talebin kabulünün de mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa üzerine yapılan bina imara aykırı ve kaçak yapıldığından kat irtifakı kurulması imkânsız olduğu gibi düzeltilmesinin de mümkün olmadığı, davalının da arsa olarak görülen alan üzerinde hissesi bulunmakta olup, davacılara hissesini devir etmesini gerektiren sözleşme bulunmadığı gibi devir gerektiren hukuki bir işlem de bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Arsa üzerinde inşa edilen binadaki tüm bağımsız bölümlerin satıldığını, davalının tapudaki hissesine karşılık gelen herhangi bir bağımsız bölüm bulunmadığını, bir başka davaya sunduğu beyan dilekçesinde de bunu kabul ettiğini,
2. TMK'nın 696. maddesi hükmü gereği davalının sahip olduğu hisseyi gerekirse bedelini ödeyerek almayı talep ettiklerini, mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden bu talebin de reddine karar verildiğini,
3. Davalının yüklenici ile birlikte hareket ederek, tamamen kötüniyetli bir şekilde müvekkillerini zarara uğratmak kastıyla hareket ettiğini, binanın imara aykırı inşa edildiğini ve kat irtifakı kurulmasının mümkün olmadığını bildiğini, eksik arsa payı devrederek kendisine haksız menfaat sağladığını, davalının arsa üzerinde inşa edilen binada herhangi bir hakkı olmadığını, muhdesatın müvekillerine ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin davacılara yükletilmesine, Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil edilmediğinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.