Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2723 E. 2026/771 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2723
Karar No
2026/771
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/513 E., 2025/1262 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/243 E., 2024/1064 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 19.12.2018 tarihinde, ... Üniversitesi ... Yerleşkesi Fen Edebiyat Fakültesi Binası Yapım İşlerine Ait Sözleşme düzenlendiğini, davacı yüklenicinin sözleşmede belirtilen sürede edimlerini yerine getirdiğini, davalının hakedişleri zamanında ödemediğini, son olarak düzenlenen 20 no.lu hakedişte kesintiler sonrası 3.369.104,11 TL ödeme talep edildiği halde, davalı idarenin haksız kesintiler sonrası 1.955.347,44 TL hakediş tahakkuk ettirdiğini, ayrıca davalının bu hakedişte haksız olarak 358 günlük toplam 4.108.139,50 TL gecikme cezası kestiğini, davalının iddia ettiği gibi bir gecikme olmadığını, binayı teslim almaktan kaçındığını, ayrıca binayı teslim alırken cezalı çalışıldığına ve işin süresinde bitirilmediğine dair bir bildirimde bulunmadığını, iş süresinin davalıdan kaynaklanan alt yapı bağlantılarının yapılmaması gibi nedenlerle uzadığını, fen noktasında imalat yapılmayacak sürelerin ve imalat artışlarının dikkate alınmadığını, ayrıca hakedişlerin geç ödenmesinin işin gecikmesine olan etkisinin hesaplanmadığını ileri sürerek, davalının 20 no.lu hakediş raporunda 358 gün üzerinden tahakkuk ettirdiği gecikme cezasının iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL hakediş alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04.02.2019 tarihli dilekçesiyle hakediş alacağı talebini 1.955.460,70 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yüklenicinin, davalı idarece verilen süre uzatımı hariç işi süresinde bitirmediğini, bu nedenle sözleşmenin ilgili hükmüne dayalı olarak gecikme cezası kesildiğini, sözleşmede fen noktasında çalışmaya uygun olmayan süreler de dikkate alınarak iş süresinin belirlendiğini, öte yandan, imalat artışı ve ödenek yetersizliği gözetilerek davacıya 168 gün ek süre verildiğini, bu ek süre dolduktan sonra 09.06.2011 ilâ 01.06.2012 tarihleri arası için davacıya gecikme cezası verildiğini, sözleşmeye konu yerin davacıya tüm alt yapı bağlantıları sağlanarak teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan sürede işi teslim etmediğini, davalı idare tarafından iş artışı ve ödenek yetersizliği nedeniyle verilen ek sürelerden sonra, işin yine teslim edilmemesi üzerine, gecikilen süre için sözleşmenin 10.2.1. maddesine dayalı olarak 20 no.lu hakedişte 358 gün için gecikme cezası tahakkuk ettirildiği, fen noktasında çalışılamayan sürelerin düşülmesi halinde gecikme cezasının 247 gün için kesilmesi gerektiği belirtilerek, söz konusu kesintinin yapılması halinde davacı yüklenicinin davalı iş sahibi idareye olan borcunun 879.039,05 TL olarak hesap edildiği, herhangi bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Dosya kapsamında birbiri ile çelişen ondan fazla rapor alındıktan sonra neticede hangi raporun hükme esas alındığı belirtilmeden sonuca varıldığını, yargılamanın bu kadar uzun sürmesinin tek başına hukuka aykırılık nedeni olduğunu, bilirkişi heyetlerinin yetersiz olduğunu, kamu ihale mevzuatından anlayan bir bilirkişinin heyetlerde yer alması gerektiğini, hakedişlerin geç ödenmesinin işe etkisinin değerlendirilmediğini, 20 no.lu hakedişin ödenmesinin 1 yıla yakın geciktirildiğini, davalının 20 no.lu hakediş ödemesini yapmayarak geçici kabulü beklediğini, böyle bir hakkı olmadığını,

b. Davalı idarenin, müvekkili tarafından 06.06.2011 tarihinde verilen 20 no.lu hakedişin yapılmasına ilişkin dilekçeyi, geçici kabulün yapılması olarak anladığını, herhangi bir işlem ve ödeme yapmadığını, oysaki bu dilekçeden itibaren 45 gün içinde ödeme yapması gerektiğini, idare bunu yapmayarak 01.06.2012 tarihine kadar haksız hukuksuz bir şekilde gecikme cezası uyguladığını, müvekkilinin 06.06.2011 tarihli talebinden sonra başkaca bir imalat yapmadığını, bu tarih itibariyle iş artışı ile birlikte imalat seviyesinin %106,008 olduğunu, 19 no.lu hakedişteki imalat oranının ise %95,25 olduğunu, talep tarihi itibariyle aradaki farkın ödenmesi gerektiğini, davalı idare bu ara hakedişi ödemeden geçici kabul yapılması gerektiğini bildirdiğini, dosya kapsamında haklılıklarını ortaya koyan bilirkişi raporları da bulunmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen ... sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz sebeplerine göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı yararına duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, konusu uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının hakediş alacakları yapılan ödemeler ile idarece yapılan kesinti ve gecikme cezaları göz önünde bulundurularak çıkarılan kesin hesaba göre davacı yüklenicinin alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından da davanın onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğu kesilen gecikme cezasının yerinde olduğu görüşündedir. Ancak davacı yüklenicinin 06.06.2011 tarihinde 20 no.lu hakedişin yapılmasına ilişkin dilekçeyi idareye sunmasına ve dilekçe tarihinden itibaren 45 gün içinde hakedişin onaylanarak ödeme yapılması gerekmesine rağmen davalı idarenin 01.06.2012 tarihine kadar yaklaşık 1 yıl süre ile bu hakedişle ilgili herhangi bir işlem yapmamış ve bu süreyle ilgili yükleniciye gecikme cezası uygulamıştır. Halbuki hiç kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği gibi Türk Borçlar Kanunu’nun 114/2. maddesinde, “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır” hükmü yer almaktadır. Diğer yandan anılan maddenin atıf yaptığı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi gereğince “Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tanınan yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya kaldırabilir” hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanması gereken Türk Borçlar Kanununun iş sahibinin borçlarını düzenleyen 479. maddesi “İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur” hükmünü içermekte olup, bu hükme göre iş sahibinin bedel ödeme borcunu yerine getirmediği takdirde yüklenicinin işe devam etmeme, bir başka deyişle işi durdurma yetkisi bulunmaktadır. Bu yasal düzenlemeler bakımından somut olay değerlendirildiğinde taraflar arasındaki sözleşmede hakedişin incelenip onaylanması kabul veya reddi için 45 günlük azami süre olmasına ve bu konuda davacı yüklenici tarafından dilekçe verilmesine rağmen, süresi içerisinde hakedişle ilgili inceleme ve ödeme yapmayarak Türk Borçlar Kanunu’nun 479. maddesine aykırı davranan ve işin gecikmesinde kusuru bulunan davalı idarenin Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi gereğince zararın artmasında etkili olduğu hususu göz önünde bulundurularak, hakimin gecikme tazminatında indirim yapması veya kaldırması konusunda gerekli inceleme ve değerlendirilme yapılmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekirken, onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2723, K. 2026/771, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-2723-e-2026-771-k-2b8968b41046