Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1789 E. 2026/970 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1789
- Karar No
- 2026/970
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/435 E., 2025/427 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/266 E., 2023/552 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında ... projesinden A blok, 8 numaralı dairenin 500.000,00 TL bedelle satışına ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini ve iş bu bedelin peşin olarak ödendiğini, davalı şirket tarafından 22.06.2022 tarihinde emaneten diğer davalıya devir işlemi yapıldığını, müvekkilinin satın aldığı ve bedelini ödediği dairenin bulunduğu taşınmazın satış sitesinde 3.150.000,00 TL bedel karşılığında satışa sunulduğunu, proje ortaya çıkmaya başlayıp değerlendiğinde yüksek fiyattan başka bir alıcıya tapuda taşınmazı devrederek ilk alıcıyı mağdur ettiklerini belirterek, açılan davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacı müvekkili adına tesciline, tapu iptali ve tescil talebinin kabul görmemesi halinde davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet kuralları gereği hesaplanarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından satın alınan ve satış bedeli ödenen taşınmazın talebi üzerine 22.06.2022 tarihinde tapuda kendisine devredildiğini, tapudaki resmi satış esnasında tapu kaydı üzerinde herhangi bir şerh bulunmadığını, tamamen iyiniyetle devraldığını, taşınmazın daha önce davacıya satıldığını bilmediğini, taşınmazın değerinin 3.150.000,00 TL olmasının söz konusu olmadığını, davacının taşınmazın 01.10.2021 tarihli sözleşme ile 500.000,00 TL bedelle satın aldığını ifade ettiğini, davalı müvekkilinin ise taşınmazı 28.01.2022 tarihinde 700.000,00 TL bedelle satın aldığını, sözleşme tarihi arasında 3 ay zaman farkı bulunduğunu, taşınmazın değerinin 6 ay içerisinde 7-8 kat artmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin de mağdur olduğunu bildirerek taşınmaz üzerine teminatsız olarak konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde davacıdan makul miktarda teminat alınmasına ve açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; ... İnşaat Firmasının sahibi ...'ın bir çok inşaat firmasından temelden satın alma yöntemi ile daire satın alıp iş bu daireleri kâr payı eklemek suretiyle sattığını, 2021 yılında başlayan müvekkili şirketin bazı projelerinden vadeli çekler vermek suretiyle daireler satın aldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde her bir daire için ayrı ayrı satış bedeli müvekkili şirkete ödendiğinde ve teslim tarihi geldiğinde daire teslimi yapılacağının kararlaştırıldığını, şahsın çeklerinden tahsil olanlar karşılığında talep ettiği dairelerin satış yaptığı kişilere tapuda devri yapıldığını ancak, yıl başından bu yana şirketlerine ödeme yapılmaması ve verdiği çeklerin tahsil edilememesi sebebiyle müvekkili şirketin ... ile yapılan sözleşmelerin bir kısmını iptal ettiğini, dairelerin satışını yaptığı şahıslara paralarını faizi ile iade etmeye başladığını, ödemeleri alan ve doğrudan şahıslara satışı gerçekleştiren kişinin ... olduğunu, müvekkili şirketin bu satışlarla doğrudan bir bağlantısı olmadığını, davacı ile görüşmeleri bizzat bu şirket ve yetkilisi yaptığını, ödemelerin müvekkili şirkete değil dava dışı muhataplara yapıldığını, her ne kadar dava dilekçesinde davacı satış bedelinin tamamını müvekkili şirkete ödediğini belirtmiş ise de iş bu ödemelerin müvekkili şirkete yapılmadığını dolayısıyla terditli olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bedel iadesi talep edilse de sebepsiz zenginleşmenin temel mantığında verilen şeyin iadesi yükümlülüğü olduğunu, müvekkili şirket bakımından uhdesinde olmayan paranın sebepsiz zenginleştiği iddiası ile iadesinden bahsedilemeyeceğini, dava konusu taşınmaza ilişkin ödemenin ispatı davacıdayken ödemeye ilişkin herhangi bir dekont sunulmadığını bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanıkların davalılar arasındaki muvazaayı ispatlayıcı beyanlar sunmadığı, dosya kapsamında davacının 01.10.2021 tarihli sözleşmesinin 500.000,00 TL olduğu, davalı ...'in 28.01.2022 tarihli sözleşmesinin 700.000,00 TL olarak düzenlendiği, tarafların sözleşmelerinin tarihlerinin ve bedellerinin yakın olduğu, bilirkişi raporunda davalıya yapılan satışın gerçek satış olabileceğinin vurgulandığı, davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddi gerektiği, taşınmazın rayiç değerinin davacıya verilmesi yönünde karar vermek gerektiği, davacıya rayiç değer verilirken ifanın imkansız hale geldiği tarihin baz alınması gerektiği, aksi takdirde davacının davasını geç açması nedeniyle taşınmazın rayicinin artmasının davacı lehine sebepsiz zenginleşme yaratacağı, rayiç değer belirlenirken davalı yüklenicinin ifasının imkânsız hale geldiği tarih itibariyle ulaşacağı rayiç değere hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın tapu iptal tescil talebi yönünden reddine, tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Davacı müvekkilinin sözleşme tarihi ile davalının sözleşme, ödeme, tapu tarihlerindeki USD/demir/çimento/hazır beton fiyatları karşılaştırıldığında davacı müvekkilinin taşınmazı 500.000,00 TL'ye satın almış iken davalı ...'in 700.000,00 TL'ye satın almış olmasının mümkün olmadığını, Aralık 2021 döneminde Dolar kurunda ve TEFE oranlarında rekor artışlar meydana gelmiş olup söz konusu dönemde ortalama konut fiyatlarının da 2-3 katı arttığını, davalı şirketin de bu sebeple taahhütlerinden dönerek bu yollara tevessül ettiğini, davacının ve davalının sözleşmelerine konu rakamların karşılaştırmasının hatalı olduğunu, b.Davalı ...'in davalı şirket ile sözleşme tarihinin 28.01.2022 tarihi olduğu, 08.06.2022 tarihinde dava konusu taşınmazın tapu kaydına işlenen haciz şerhinin 20.06.2022 tarihinde terkin edildiği ve taşınmazın 22.06.2022 tarihinde davalı ... ...'e devredildiğini, davacı müvekkilinin davalı şirket ile diyaloğa geçmesi, endişelerini anlatması, sorular sorması üzerine dava konusu taşınmaz güvenli bir limana çekildiğini, c.İlk Derece Mahkemesi kararında davacı tanığının ifadesinin muvazaayı ispatlamayacağı ifade edilse de yaşanan süreç, zamanlama, tanığın emlakçı olması, tanığın "bu dairenin başka bir kişiye geçtiğini ben emlakçıdan duymuştum, tapu davalı ... beye geçmesine rağmen pazarlamasını hala ... şirketi yapıyordu" yönündeki açık beyanının, taşınmazın gerçek bir satış işlemi ile devredilmediğini gösterdiğini, d.İlk Derece Mahkemesince alacak taleplerinin 1.740.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmişse de davacı müvekkilince sözleşme gereği üstlendiği edimin yerine getirildiğini ve davacı müvekkilince ilk Derece Mahkemesince hükmedilen bedelle aynı bölgede ev alabilmesinin mümkün olmadığını ve evin rayiç değerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, e.Davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil aksi halde tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacının tüketici olması nedeniyle peşin alınan temyiz harcının talep halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.