Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1451 E. 2025/2534 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1451
- Karar No
- 2025/2534
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/76 E., 2025/306 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/621 E., 2024/996 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep edenler vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. TALEP Talep edenler vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin 2019 yılından bu yana her türlü dayanıklı tüketim malları, beyaz eşya satışı işi yaptığını, ülke ekonomisinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle şirketin kaynaklarının eridiğini, alacakların tam olarak tahsil edilememesi ve ekonominin kötü gidişatına bağlı olarak ve yine alacaklılar tarafından uygulanan haciz ve muhafaza işlemleri nedeniyle konkordato başvurusunda bulunmak zorunda kaldıklarını, müvekkili şirketin % 25 tenzilat oranı ile konkordato projesinin tasdikinden sonraki 6. ayın sonunda başlatılmak sureti ile borçlarını 48 ayda eşit taksitler halinde belli bir ödeme planı çerçevesinde borçlarının 25.512.940,00 TL'sini ödemeyi taahhüt ettiğini, talep eden müvekkili şirket ortağının ise müvekkili şirket kredilerine kefil olduğunu, müteselsil kefil olarak şirketin borçların ödeyememesi durumunda borçları ödeyememe riski altında olduğunu, şirketin tek ortağı olup krediler nedeniyle borçlandığını, konkordato ön projesindeki kaynaklarla borcun ödenmesinin planlandığını, konkordato sürecine dahil edilmesi gerektiğini, kişisel malvarlığı ile katkı sağlayacağını belirterek konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Alacaklı vekilleri müdahale dilekçesi sunarak davaya müdahil olmak istemişler ise de, mahkemece davanın niteliği gereği iş bu davaya müdahale mümkün bulunmadığından müdahale istekleri reddedilmiş, bu alacaklılar sundukları dilekçelerinde konkordato talebinin reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ön raporda incelenen 30.04.2024 tarihli ara bilançosu ile 31.07.2024 tarihli ara bilançosunda alacakların 3 aylık dönemde 16.729.565,77 TL'den 36.040.484,58 TL'ye çıktığı, önemli tahsilat sorunları yaşandığı, stoklarda büyük kayıplar sözkonusu olduğu, banka kredilerinde 4.000.000,00 TL'ye yakın bir artış olduğu, alınan sipariş avanslarında önemli bir artış olduğu, öz kaynaklarda azalış meydana geldiği, şirketin kısa vadeli borç ödeme gücünün zayıf olduğu, şirketin faaliyetine son verdiği, ön projenin uygulama imkanının olmadığı ve şirketin bilançolarının incelenmesinde borca batıklık olmadığı, davacı şirketin geçici mühlet döneminde herhangi bir proje revizyonu yapmadığı, finansman yönetimi sermaye artışı ya da tenzilat oranının artırılması gibi bir teklif sunmadığı, ancak borçlanmasının arttığı, dönem karının artırılması için faaliyetine devam etmesi gerekirken satıcı firmalardan mal tedarik edemediği ve faaliyetlerini durdurduğu, mali oranlar yönünden, borçların öz kaynak oranlarına göre alacaklıların güvence içinde bulunmadığı, işletmede yeterli nakit bulunmadığı, kısa vadeli borçlarını karşılayamadığı, net çalışma sermayesi bulunmadığı, günlük faaliyetlerini sürdürebilir durumda olmadığı, işletme faaliyeti durduğundan revize proje sunulmasının da mümkün olmadığı, bu durumda İİK'nın 292/1-a,b bendleri gereğince borçlunun mal varlığının korunması gerektiği ve konkordatonun başarıya ulaşmayacağı sübut bulduğundan borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesi gerektiği, borçlu gerçek şahıs yönünden ise, sunulan ön projede de konkordatonun başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, bu açıdan da ön projelerin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediği gerekçeleriyle talep edenlerin konkordato taleplerinin reddine, talep eden şirketin İİK'nın 292/1. maddesi uyarınca iflasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde talep edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Talep edenler vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından şirket vekili dinlenerek usuli eksikliğin giderilmiş olmasına ve ilk derece Mahkeme kararının usule aykırılığının kabul edilmesine rağmen istinaf taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, usul eksikliği giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin borca batık olmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin faaliyetlerini tamamen sona erdirmemiş olduğunu, ... firmasından mal tedarik edilememesinin geçici bir durum olduğunu, komiser raporunda da böyle bir tespit olmadığını, son ayda faaliyetin durduğuna yönelik tespit yapıldığını, spot piyasadan mal tedarik edilmesi suretiyle faaliyetlere devam edileceğini, revize proje sunulması için süre verilmeden karar verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Talep, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup talep edenler vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz harcı talep edenler tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi. KARŞI OY
Talep, konkordato mühleti verilmesi ve konkordatonun tasdikine ilişkindir. Mahkemece, İİK m. 292/I- b gereği talep eden şirketin iflâsına karar verilmiştir. Hukukî sorun, İİK m. 292/I- a, b de yer alan hâllerin konkordato geçici veya kesin mühleti içerisinde tek başına borçlunun iflâsına yol açıp açmayacağı noktasında toplanmaktadır.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 287/V atfı gereği, kesin mühlet içeresinde borçlunun iflasına karar verilebilecek hâlleri düzenleyen İİK m. 292/I hükmü, geçici mühlet içeresinde de uygulanmaktadır. Şüphesiz, dört bent hâlinde düzenlenen bu sebepler, geçici veya kesin mühlet içerisinde borçlunun iflâsına karar verilmesine yol açan özel iflâs sebepleridir. Ancak söz konusu iflâs sebepleri arasında yer alan borçlunun malvarlığının korunması amacıyla iflâsın açılması (İİK m. 292/I-a) ve konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması (İİK. 292/I-b) halleri, konkordato kurumuyla amaçlanan duruma ve konkordatonun ruhuna uygun olarak yorumlanmalıdır. Özellikle, bu hallerde borçlunun iflasının açılması açısından farklı bir doğrudan doğruya iflasın sebebinin (İİK m. 177, 178, 179 TTK m. 376, 377, Koop. K. m. 63/son) varlığının aranması, hukukî güvenlik ilkesi ve iflâsın son çare olarak düşünülmesinin de doğal bir sonucudur. Nitekim doktrinde konkordato projesinin başarıya ulaşamaması durumunda ayrıca doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması gerektiğini ancak bu halde iflas kararı verilebileceğini düşünen yazarlar vardır (Budak, Ali Cem/Kale, Serdar, Öztek - Konkordato Şerhi, m. 308, no:4; Sarısözen, Serhat, Konkordato, 2024,s.276)
Somut olayda, mühlet hükümleri içerisinde İİK m. 292/I- a ve b gereği iflâsına karar verilen borçlu, alacaklıları zarar veren hileli davranışlarda bulunmamış, mal kaçırmamış, komiser talimatlarına aykırı davranmamıştır. Borçlu sermaye şirekti olup borca batık durumda da değildir. Salt bu hâliyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi yanında, İİK m. 292/I - a ve b hükmü hatalı şekilde yorumlanarak borçlunun iflâsına karar verilmesi, cebri icra hukuken hâkim olan ölçülülük ilkesini olabildiğince zedelemektedir. Diğer yandan bu durum, konkordatoya başvurarak borçlarını tasfiye edip, malî durumunu yeniden yapılandırma hedefi taşıyan dürüst borçluyu, farklı bir şekilde cezalandırmaya da yol açmaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, konkordato talebinin reddiyle yetinilmesi gerekirken, borçlunun iflâsına da karar verilmesi doğru olmamıştır. Sayın çoğunluğun bu konudaki görüşüne katılmamaktayız.