Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/133 E. 2025/2579 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/133
- Karar No
- 2025/2579
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/246 E., 2024/331 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları vekilince duruşmalı, davalı ... tarafından duruşmasız olarak; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı ... vd. vekili Avukat ..., davalı asıl ... ile davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı kooperatif üyesi vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi'nin üyesi olduğunu, kooperatife karşı üzerine düşen tüm sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getiren müvekkiline D Blok 4 no.lu bağımsız bölümün verileceğinin bildirilmesine rağmen dairesinin tapusunun verilmediğini, dava konusu bağımsız bölümün davalı kooperatif başkanı ... ve yardımcısı ...'nın talimatı ile arsa sahibi ... tarafından davalı ...'ya devredildiğini, kooperatif kayıtlarında ve karar defterinde üyeliğine rastlanmadığı hâlde haksız olarak daireyi devralan ...'nın borcundan dolayı dairenin cebri icra yolu ile satıldığını ve müvekkilinin mağdur olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dairenin bedeli için şimdilik 70.000,00 TL ile müvekkiline ait eşyalar için 1.000,00 TL, müvekkilinin uğradığı manevi zararlarının giderilmesi için 20.000,00 TL tazminatın zararın meydana geldiği satış tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yurt dışında yaşayan davacının tüm işlerini eniştesi olan davalı ...'nın yürüttüğünü, kooperatifin tapu dağıtımı sırasında davacıya ulaşılamadığını, arsa sahibi ...’ın borçlarından dolayı kooperatifin binalarına haciz konulmasını önlemek amacıyla tapunun davalı ...’ya devredildiğini, müvekkilinin ya da kooperatifin bu satıştan dolayı para almadığını, sadece güvene dayalı olarak tapunun arsa sahibi tarafından davalı ...’a devredilmesi için karar alındığını, ...’nın borçlanıp icra yoluyla daireleri elinden alınınca, eniştesinden bir şey alamayacağını anlayan davacının bu davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının kayınbiraderi olduğunu, davacının öncelikle adına isabet edecek dairenin tapusunun adına tescili için yurt dışından vekaletname gönderdiğini, ancak söz konusu vekaletnamenin Tapu Sicil Müdürlüğünce kabul görmediğini, davacının bunun üzerine yurt dışından gelerek tapusunu adına tescil ettirmek yerine kooperatif yetkililerine telefon ederek adına isabet eden dairenin tapusunun müvekkili adına çıkarılmasını talep ettiğini, tapunun müvekkili adına çıkarılmasında davacının açık bir rızası ve yönlendirmesinin mevcut olduğunu, hatta daha sonra davacının Türkiye'ye geldiğinde dahi müvekkili tarafından söz konusu tapuyu devralmasının istendiği halde tapuyu üzerine almadığını, daha sonra müvekkilinin işlerinin kötüye gittiğini, dairenin kaydı üzerine haciz konulduğunu ve cebri icra yolu ile satıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2015 tarihli kararı ile ceza dosyasında davalı sanıkların atılı suçtan beraat ettikleri, davacının kardeşi olan ... ...'nin satış tarihinden tam 30 gün önce davalı ... adına .... Başkonsolosluğundan vekaletname vermesi, ... ile ...'nin Hollanda'da yaşamaları, dava konusu taşınmazın tapuda satışının yapıldığı 17.05.2007 tarihinden cebri satış tarihi olan 27.03.2009 tarihine kadar 1 yıl 10... gün geçmesi ve söz konusu sürenin tapunun talep edilebilmesi için makul bir süre olması, davalı ...'nın üçüncü bir kişi konumunda olmayıp davacının kayınbiraderi olması, davacı tarafından Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na davalılar hakkında ki şikayetin icradaki satış yapıldıktan sonra ve makul süre geçtikten sonra ve yine hukuk mahkemesine dava açıldıktan sonra yapılması hususları gözönüne alındığında mahkememizde 17.05.2007 tarihinde yapılan satış işleminin davacının bilgisi ve isteği doğrultusunda yapıldığı yönünde kanaatin oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 10.06.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; yönetim kurulu üyelerinin ve kooperatif memurlarının kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu oldukları, somut olayda kooperatif üyeliğinden kaynaklı taşınmazının davacının yazılı talimatı ve vekaletnamesi olmaksızın davalı ...'ya tapuda devredildiği, davalıların davacının bilgisi olduğu yönündeki iddialarının davacı tarafça kabul edilmediği ve aksinin ispatlanamadığı, mahkemenin davacının davalı ...'ya tapu devrinden önce verdiği vekaletin davacının kendi adına taşınmaz alım yetkisi içerdiği, ...'nın kendisi adına taşınmaz alım yetkisi vermediği dikkate alındığında davalıların davacının meydana gelen zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilerek davacının maddi ve manevi tazminat istemi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar hakkında Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/159 Esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiği, bu anlamda ceza ilamının mahkemece bağlayıcı olmadığı, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu ve 09.08.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmaz bedeli talebini 2.200.000,00 TL'ye yükselttiği, davalıların ıslaha karşı zamanaşımı defi öne sürdükleri, belirsiz alacak davasında kısmi davanın aksine zamanaşımının dolma riskinin bertaraf edildiği, zamanaşımı süresi belirsiz alacak davasının açılması ile alacağın tamamı için kesildiğinden, davacının belirleyemediği alacağının zamanaşımına uğrama riski bulunmadığı, davanın açılması ile alacağın tamamı için zamanaşımı kesileceğinden, mahkemece talep artırım dilekçesi ile artırılan miktarlar dâhil alacakların tümünün dava tarihinden itibaren zamanaşımına uğramadığı gözetilerek hüküm altına alınması gerektiği, davacının manevi olarak zarar gördüğünü ve eşya bedeli istemlerini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 2.330.000,00 TL maddi tazminatın satış tarihi olan 09.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın belirsiz alacak davası olmadığını, kısmi dava olduğunu, ıslahla artırılan miktar yönünden davanın reddi gerektiğini,
b. Davacı adına tüm işlemleri diğer davalı ...’nın yürüttüğünü, davalı ...’tan bu satışa istinaden bedel almadıklarını,
c. Ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmediğini,
d. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmazın keşif tarihindeki değerinin esas alınmasının hatalı olduğunu, dava tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde;
a. Davanın belirsiz alacak davası olmadığını, kısmi dava olduğunu, ıslahla artırılan miktar yönünden davanın reddi gerektiğini,
b. Davacı adına tüm işlemleri diğer davalı ...’nın yürüttüğünü, davalı ...’tan bu satışa istinaden bedel almadıklarını,
c. Ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmediğini,
d. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmazın keşif tarihindeki değerinin esas alınmasının hatalı olduğunu, dava tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif eski yöneticilerinin haksız eylemlerine dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 2013/4652 Esas, 2013/6006 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davalı kooperatif yöneticileri ... ve ... hakkında Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/159 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet” başlıklı 53. maddesinin; “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet olmadığı, bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez” hükmünü içerdiği, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verildiği, ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa, diğer anlatımla beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmekte olduğu, bunun yanında, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacağından, mahkemece öncelikle Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/159 Esas sayılı dosyası ile davalılar hakkında açılan dava sonucunda verilen kararın iş bu davanın sonucunu etkileme olasılığı bulunduğundan söz konusu davanın kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden verilen karar doğru olmamıştır.
Mahkemece dava, belirsiz alacak davası olarak kabul edilmiş ise de, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya “kısmi dava” denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde “fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla” şeklinde beyanda bulunarak 70.000,00 TL bağımsız bölüm bedelinin tahsili talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmadığı gibi, davacının 12.08.2024 tarihli dilekçesini de ıslah dilekçesi olarak sunduğu, ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirtilen 70.000,00 TL olan taşınmaz bedeli alacağı talebini bilirkişi raporunda tespit edilen bedel olan 2.200.000,00 TL’ye ıslah ettiğini belirttiği anlaşıldığından davanın kısmı dava olarak açıldığının kabulü gerekirken, belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulü doğru olmamıştır. İş bu nedenle mahkemece, davalıların ıslah edilen miktar bakımından zamanaşımı definde bulundukları anlaşıldığından ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının kabule göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık, haksız fiile dayalı alacak istemine ilişkindir. Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak, zarar haksız eylem tarihi itibariyle belirlenir. Haksız eylemlerde, zarar görenin mal varlığındaki eksilme olay tarihinde meydana gelmiş ve haksız eylemde bulunan da bu tarihte direnime düşmüş sayılır. O nedenle ve ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın eylem tarihinden itibaren faize hükmedilir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda ise satılan bağımsız bölümün keşif tarihi itibariyle bilirkişi kurulu tarafından belirlenen bedeline hükmedilmiş, hükmedilen bedele satışın gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de, az yukarıda belirtildiği üzere haksız eylem bağımsız bölümün satışı ile gerçekleştiğinden satış tarihi itibariyle hesaplanan bağımsız bölüm değerine ve bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir ise de, davalılarca sunulan temyiz dilekçesinde dava tarihindeki değerin ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi kabul edildiğinden bağımsız bölümün dava tarihindeki değeri ve bu tarihten faize hükmedilmesi gerekirken, keşif tarihindeki bağımsız bölüm değerine ve satış tarihinden itibaren faize hükmedilmesi kabule göre doğru olmamış, belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının davalılar ... ve ... mirasçıları yararına BOZULMASINA,
Dairemizdeki duruşmada ... mirasçıları vekille temsil olunduğundan takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak ... mirasçılarına verilmesine,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.