Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1295 E. 2026/732 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1295
- Karar No
- 2026/732
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1099 E., 2023/1382 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/575 E., 2022/464 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait ................ İli, .......... Mahallesi, 2012 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından yapılacak işyerlerinden 6 bağımsız bölüm numaralı işyerinin 646.000,00 TL bedelle davacıya satışına ilişkin tarafların anlaştıklarını ve davalının 6 numaralı iş yerini 25.07.2018 tarihinde tapuda davacıya devrettiğini, davalının 30.01.2019 tarihinde işyerini teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen edimin yerine getirmediğini, inşaatı yarım halde bıraktığını, davacı tarafından satış bedelinin 546.000,00 TL'si ödenmesine rağmen, davalının inşaatın %16'sını tamamlayabildiğini ve temerrüde düştüğünü ileri sürerek, inşaatın kalan %84'lik kısımının tamamlanması için gereken para miktarından şimdilik 110.000,00 TL'nin bu mümkün olmazsa yapılan %16'lık kısmının parasal miktarının tespiti ile ödenen 546.000,00 TL'den en mahsup edilerek bakiye bedelin davalıdan tahsili ile teslim tarihinden dava tarihine kadar olan 23 aylık dönem için hesaplanacak kira tazminatından şimdilik 10.000,00 TL'nin, taşınmaz üzerindeki banka ipotek bedelinin ve 15.000,00 TL manevi tazminatın teslim tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının satış bedelinin 100.000,00 TL'sini ödemediğini, kendi edimin yerine getirmeyen davacının iş bu davayı açmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, inşaatın yapımının halen devam ettiğini, davacının tapu kaydında mevcut ipoteği bilerek taşınmazı satın aldığını, davacı şirket lehine gerçek kişi gibi manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların 27.12.2017 tarihinde yaptıkları sözleşme ile 646.000,00 TL bedel karşılığında işyeri yapımı konusunda anlaştıkları ve satış bedelinin son ödemesinin 01.09.2018 tarihinde yapılmasının, işyerinin ise 30.09.2019 tarihinde teslim edilmesinin kararlaştırıldığı ancak davacının satış bedelinin 100.000,00 TL'sini ödemediği, davacının kendi edimini ifa etmeden davalıdan edimin ifasını isteyemeyeceği, davalının cevap dilekçesinde ödemezlik defi'nde bulunduğu, inşaat sözleşmeye uygun olarak tamamlanmamış ise de, davacının son taksiti ödememiş olmamasın nedeniyle davacı iş sahibinin alacağının muaccel olmadığı ve davalı yüklenicinin temerrüte düşmediği, davalının ödemezlik definde bulunarak edimini yerine getirmekten kaçınmada haklı olduğu, ayrıca manevi tazminata hükmedilebilmesi için gerekli koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının, davalı tarafa 19.10.2018 tarihi itibari ile 30.01.2019 tarihinde teslim edilmesi gereken iş yerinin bedeli olarak 546.000,00TL ödeme yaptığını, bilirkişi raporları ve dosyaya delil olarak sunulan ipotek ile ilgili belgeler görmezden gelinerek satış bedelinin %15'lik kısmının ödenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyet ve dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, davalı inşaata hiç başlamamışken davacıdan satış bedelinin tamamını ödemesinin beklenmesinin hukuka aykırı olacağını, kalan bedelin ödenmesi için davalı tarafından her hangi bir talepte de bulunulmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 479/1. maddesinde iş sahibinin bedel ödeme borcunun eserin teslimi anında muaccel olacağının düzenlendiğini, bu halde eserin teslimi yapılmadan bedel ödeme borcu doğmayacağından mahkemenin bu maddeye aykırı kabulünün doğru olmadığını, 30.01.2019 tarihinde teslimi kararlaştırılan iş yerinin 20.10.2020 tarihinde %16'lık kısmının bitirilmiş olduğu tespit edilmekle davalının temerrüte düştüğünde şüphe olmadığını, davalının 24.09.2021 tarihi itibarıyla inşaatı %80 seviyesine getirdiğinin tespit edildiğini, bu orana tekabül eden satış bedeli 520.000,00 TL olduğundan davacının halen 34.000,00 TL ödeme yaptığının sabit olduğunu, şu durumda bu bedelin davacıya verilmesi gerektiğini, davalının 30.01.2019 tarihinde teslimi gerçekleştirmeyerek temerrüte düşmesi nedeniyle dava tarihine kadar oluşan davacının işyerini kullanamamaktan kaynaklı kira tazminatı alacağından sorumlu tutulması gerektiğini, davalının borcundan dolayı taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasın için davacını QNB Finansbank'a 10.02.2022 tarihinde 222.000,00 TL ödeme yaptığını, TBK'nın 127. maddesine göre alacaklının haklarına halef olarak ödenen bedelin davalıdan tahsili gerektiğini, işyerinin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davacının manevi olarak da zarar gördüğünü beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı eksik imalât bedeli, gecikme tazminatı ile ödenen ipotek bedelinin tahsili ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.