Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1132 E. 2025/3130 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1132
- Karar No
- 2025/3130
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2104 E., 2025/84 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/436 E., 2024/622 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Hollanda'da bir ihracat kredi kuruluşu olduğunu, 10 adet poliçenin usulüne uygun ciro zincirine göre yetkili hamili olduğunu, davalının ... Akademi ile ... Holding'in poliçelerden kaynaklı müvekkili şirkete olan borcunu üstlendiğini, sunulu mail kayıtları ile borcun üstlenildiğinin açık olduğunu, poliçelerin ödenmesi için defalarca talepte bulunulduğunu ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla iflas yoluyla adi takip başlatıldığını, borca itiraz üzerine takibin durduğunu, borcu üstlenen davalı şirketin ödeme yapması beklenirken poliçelerin borçluları ... Akademi ve ... Holding'in içinin boşaltılarak gayrifaal hale getirildiğini, bu şirketlerden borcun tahsil edilemez duruma geldiğini, davalı şirketin de bu duruma sebebiyet vermesi nedeniyle müvekkili şirkete karşı borcun üstlenilmesi ve sözleşme öncesi sorumluluk ilkesine göre poliçelerden doğan alacaklar için sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının arabuluculuğa başvurusunun yalnızca itirazın kaldırılması talepli olduğunu, iflas talebine yer verilmediğini, iflas talebinin işbu dava kapsamında talep edilmesinin usule aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, borcun müvekkili tarafından üstlenildiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, borcun dış üstlenilmesinin alacaklı ile üstlenen arasında akdedilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında hiçbir şekilde böyle bir sözleşme kurulmadığını, davaya esas icra takibinin ve dolayısıyla işbu davanın açıldığı mahkemenin yetkili olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK'nın 114. maddesi hükümlerinde dava şartlarının belirtildiği, somut olayda taraflar arasında yetki sözleşmesi olmadığı, İİK'nın 154. maddesi gereğince iflas yoluyla takipte yetkili merciin borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesi ve mahkemeleri olduğu, davacı vekili tarafından yetkiye itiraz üzerine borçlunun ikametgahının bulunduğu yerde iflas talepli icra takibi başlatmadığı gibi, yetki itirazı üzerine dosyayı yetkili birime gönderip iş bu yetkili birimden ödeme emri tebliğ ettirmediği, bu haliyle borçlunun ikamet adresinde yapılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararında hiçbir gerekçeye yer verilmediğini, borçlulara karşı tek takip başlatılmasının usul ekonomisinin gereği ve tahsilde tekerrürü ve sebepsiz zenginleşmeyi önlemek için gerekli olduğunu, dava konusu iflas takibinin üç farklı borçluya yöneltildiğini, takibin yasada belirtildiği üzere bu borçlulardan birinin merkezi olan İstanbul icra müdürlüklerinde ikame edildiğini, takipte birden fazla borçlu olduğu nazara alınmaksızın tesis edilen kararın hatalı olduğunu, İİK'nın 154. maddesi hükmü incelendiğinde iflas yoluyla takipte yetkili icra dairesinin yetkisinin kamu düzeninden olmadığını, genel hükümlere tabi kılındığının anlaşıldığını, takipteki borçlulardan ... Akademi Şirketinin merkezi İstanbul olup, takibin tüm borçlular yönünden İstanbul icra müdürlüğünde başlatılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, HMK'nın 7. maddesi hükmü uyarınca borçlulardan birinin merkezinin bulunduğu icra müdürlüğünde takip açılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin emsal kararında icra takibinin iflas yoluyla takip borçlularından birinin ikametgahında açılmasını yeterli olduğunun kabul edildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iflas yoluyla takipten doğan itirazın iptali ile iflas kararı vermesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.