Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1115 E. 2026/413 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1115
- Karar No
- 2026/413
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1182 E., 2025/96 K. BİRLEŞEN ANKARA 3. ATM'NİN 2018/969 E. SAYILI DOSYASINDA; İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/440 E., 2024/718 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı -birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1-Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ............Sözleşmesi başlıklı sözleşmeyle ......... İli, ......... İlçesi,..........Mahallesi 228 adet işyeri ve 55 adet imalathane inşaatı ile alt yapı ve çevre düzenlenmesi işinde mermer döşeme, duvar kaplama, mermer merdiven basamağı işlerini üslendiğini, müvekkilinin 55 adet imalâthane kısmını tam olarak bitirdiğini ancak 228 adet işyeri mahallindeki yüklemini işyerlerini davalının çalışma şartlarına uygun olarak teslim etmemesi sebebi ile yerine getiremediğini, Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/44 D.İş dosyası kapsamında davalının yer teslimi yapmadığı hususunun bilirkişi raporu ile ortaya konduğunu, bu rapor ile 55 adet dükkân mahallinde çalışmanın tamamlandığının, kendisine teslimi yapılmayan 228 adet işyerinde dükkân içlerinde asma katlara çıkan merdiven basamaklarının mermer kaplamalarının 11 işyerinde sahanlık hariç bitirildiğinin tespit edildiğini, davalı yanın süresinde yer teslimi yapmayarak davacı yana işi süresinde bitirme imkânı vermediğini, bu nedenle davacının %10 kârdan mahrum kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; şimdilik 50.000,00 TL alacağın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiş, dava dilekçesini açıklama dilekçesi ile, 45.000,00 TL'nin mal ve hizmet alacakları, 5.000,00 TL'nin kâr kaybına ilişkin olduğunu belirtmiş, 26.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi; iş bedeli talebinin 913.442,18 TL'ye, kâr kaybı talebini 250.890,31 TL'ye yükseltmiştir.
2-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taşeronun yüklendiği edimini sözleşmenin şartlarına uygun olarak yerine getirmediğini, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, sözleşmenin 11. maddesi ve diğer maddeleri gereğince davalı taşeronun teminatları gelir kaydedildiğinden davacı yüklenicinin teminat alacaklarının tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, sözleşmenin 14. maddesi gereğince verilen 350.000,00 TL’lik kesin teminat senedi alacaklarının şimdilik 2.500,00 TL'si ve sözleşmenin 15. maddesi gereğince verilen 1.500.000,00 TL'lik malzeme ödemeleri teminat senedi alacaklarının şimdilik 2.500,00 TL'si olmak üzere toplam 5.000,00 TL'lik kısmının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1-Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taşeronun 22.06.2017 tarihinde tutulan tutanaktan anlaşılacağı üzere işyerini terk ettiğini, bunun üzerine Ankara 24. Noterliği’nin 22.06.2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi gereği kendisine verilen 7 gün içinde sözleşmeye aykırı davranışlarını gidermediğinden sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğini, davacı taşeronun muaccel hale gelmiş alacağının bulunmadığını, sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden davacının kâr kaybı talep etmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2-Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sözleşmenin 3. maddesinde belirtildiği gibi yapının kaba inşaat biten seviyeye getirildikten sonraki aşamada mermer uygulama aşamasına geçilebileceği için sözleşme imza tarihi itibari ile yapı bu aşamada olmadığından müvekkilinin sözleşmede kendisine yüklenen işlerin imalatına başlayamadığını, bu nedenle de 10 aylık sürede işin bitmesinin imkânsız hale geldiğini, karşı tarafça yer teslimi yapılmamasına rağmen, müvekkilinin sözleşme konusu iş nedeni ile gereken malzemeyi sahaya indirdiğini, karşı tarafın ödemeleri yapmadığını, sözleşmenin feshine dayanak gösterilen tutanağın gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı-birleşen davada davalının, imalâtlara başlaması gereken tarih itibariyle asıl iş yerinin henüz temel inşaatının dahi atılmadığı, sözleşmenin feshinde davacı-birleşen davada davalının kusurunun olmadığı, davalı-birleşen davada davacının sözleşmeyi feshetmekte haksız olduğu, taşeronun 895.876,39 TL kesin hakediş alacağı ile 17.565,79 TL tutarında teminat kesintisi alacağının olduğu, öte yandan kesinti yöntemi hesaplama yapılan bilirkişi raporuna göre davacı-birleşen davada davalının kâr kaybı alacağının ise 341.537,41 TL olduğu, ikinci kere ıslah mümkün olmadığından davacının bu yöndeki talebinin dikkate alınmadığı, davacı-birleşen davanın davalısının keşide ettiği temerrüt ihtarı, içeriği ve tebliğ tarihi dikkate alındığında hakediş bedeli bakımından davalı-karşı davacının 24.04.2017 tarihinde, kâr payı bakımından ise dava tarihinde temerrüdünün gerçekleştiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı -birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; götürü bedelli eser sözleşmelerinde yüklenicinin kısmen ifa halinde gerçekleştirdiği imalât bedeli ve yapılmayan iş bedelinin fiziki oran yöntemi ile hesaplanması gerekirken bakiye iş bedelinin bu yönteme göre hesaplanmadığını, piyasa rayiçlerine göre yapılan hesaplamanın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, kalan sürede başka bir işten elde ettiği ya da elde etmekten kaçındığı kazanç hesaplanıp düşülmediğini, davacı - birleşen dosya davalısının müvekkilinin uyarılarına rağmen şantiyeyi terk ederek işi bırakmak suretiyle sözleşmeyi eylemli olarak daha önceden feshettiğini, müvekkilince yapılan feshin haklı olması sebebiyle taşeronun kâr kaybı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine bilirkişi raporlarından yer alan kâr kaybı hesaplamasının da doğru olmadığını, sözleşmede taşeronun haklı neden ile sözleşmeyi feshetmesi halinde yükleniciden müspet zarar isteyebileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin 11. maddesinde haklı fesih halinde müspet zarar isteme hakkının müvekkili yükleniciye verildiğini, davacı - birleşen dosya davalısının işi bırakıp şantiyeyi terk etmek suretiyle sözleşmeyi eylemli olarak feshettiğini ve davada da fesih iradesini açıkça ifade ettiğini bu nedenler ile müspet zarar kapsamında kâr kaybı isteminin mümkün olmadığını, sözleşmenin 11, 14, 15, 17. maddelerine uygun olarak teminatların gelir kaydedildiğini, birleşen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davadan önce temerrüde düşürülmediğini, hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden önce işlemiş faiz yürütülmesinin de isabetli olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenmeyen iş bedeli alacağı ile kâr payının tahsili, birleşen davada sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı -birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.