Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3668 E. 2025/2516 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3668
Karar No
2025/2516
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/258 E., 2024/1361 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/874 E., 2018/859 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 05.02.2016'da ... Reklam Zamanları Satış Sözleşmesi imzalandığını, davacı firmaya davalı tarafından gönderilen 11.02.2016 tarihli ve sözleşmenin feshi konulu yazı ile sözleşmenin 8. maddesi ve 17.2 maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin imzalanmasından önce davacı tarafından davalı kuruma yatırılan 3.000.000,00 TL geçici teminatın irat kaydedildiğinin davacıya bildirildiğini, sözleşmenin feshi ile birlikte sözleşme öncesi alınan teminatın irat kaydedilmesi ve yine sözleşme öncesi alınan 1.706.400,00 TL damga vergisi bedeline ilişkin tahsilatın haksız olduğunu, işbu bedellerin iadesinin talep edildiğini, ancak idarece talebe olumsuz yanıt verildiğini, dava konusu olayın idare/kamu kurumunun özel hukuka tabi bir sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin idari bir sözleşme vasfı taşımadığını, dava konusu olayda sözleşme yapılmadan önce sanki ihale yapılmış gibi hareket edildiğini ve bu durumun usulsüz olduğunu, kamu kurumunun özel hukuka tabi bir sözleşme yapsa bile özel hukuk kişisiymiş gibi davranamayacağını, sözleşmenin feshi ve teminatın irat kaydedilmesi ile ilgili sözleşmede yer alan hükümlerin, hem genel hükümler hem de idarenin bağlı olduğu Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeler Kanununa da aykırı olduğunu, davalının önceden süre verilmeksizin sözleşmeyi feshetme imkanının bulunmadığını, fesih sebeplerinin açıkça gösterilmediğini, feshin sözleşmenin imzalanmasından 6 gün sonra önceden ihtar edilmeksizin ve süre verilmeksizin gerçekleştiğini, davacının sözleşmenin başında ifa güçlüğü hatta imkansızlığına maruz bırakıldığını, akabinde makul süre verilmeksizin doğrudan tek taraflı olarak sözleşmenin feshedilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmede ödenmesi gereken bedelin aynı zamanda teminat bedeli olup, cezai şart olarak nitelendirilemeyeceğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, fesih geçersiz olduğundan sözleşmenin sona ermesi nedeniyle sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkisine göre meselenin çözülmesi gerektiğini ileri sürerek sözleşmenin davalı kurumca feshinin haksızlığının ve geçersizliğinin tespiti ile sözleşme öncesi ödenmiş olan 3.000.000,00 TL teminat bedelinin irat kaydedildiği belirtilen 11.02.2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile yine sözleşme öncesi damga vergisi bedeli olarak alınan ve davalı tarafından vergi dairesine ödenen 1.706.400,00 TL'nin sözleşmenin 11.02.2016 haksız feshi tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yönetim kurulunun 22.12.2015 kararıyla TV ve radyo yayınlarına ait reklam sürelerinin 3 yıl süreyle kurum dışı firma aracılığıyla satışına ilişkin olarak yapılan ihalede sadece bir firma tarafından teklif verilmesi, ayrıca bir önceki ihalede de hiç teklif verilmemiş olması sebebiyle genel müdürlük teklif konusu ihalenin iptaline, söz konusu reklam sürelerinin pazarlanması ve satışının 2016 yılı boyunca 1 yıl süreyle kurumun Reklam Tasarım Tanıtım Dairesi Başkanlığınca yapılmasına karar verdiğini, davacı firma tarafından 04.02.2016 tarihli dilekçe ile teklif verildiğini, 05.02.2016 tarihli olur ile firmanın teklifinin revize edilerek sözleşmenin imzalandığını,488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve davacının dava konusu sözleşmeyi imzalamakla damga vergisi mükellefi olduğunu, davalının yasa gereği vergi sorumlusu olarak davacıdan tahsil ettiği damga vergisini Maliye Bakanlığına yatırdığını, damga vergisi iadesi talebinin muhatabının davalı kurum olmadığından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, itiraz kabul görmese dahi damga vergisi iadesinin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu sözleşmenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunundaki esaslar dahilinde yapılmadığını, sözleşme gereği alınan bedellerin geçici teminat olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, sözleşme şartlarına aykırı davacı fiili ile gerçekleşen fesihte TTK ve TBK hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığını, sözleşmenin Teminat başlıklı 8. maddesi, Cezalar ve Sözleşmenin Feshi başlıklı 15.2. maddesi, İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi başlıklı 17.2 maddeleri gereğince feshin haklı olduğunu, sözleşmenin imza tarihi olan 05.02.2016 tarihinden itibaren 5 takvim gününün sonu olan 10.02.2016 tarihine kadar sözleşmede kararlaştırılan 14.700.000,00 TL'lik teminatın davacı tarafından yatırılmadığını, davacının daha işin başında 14.700.000,00 TL'lik teminatı yatırmayarak sözleşmeyi ifa edemeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, feshin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 05.02.2016 tarihli ... Reklam Zamanları Satış Sözleşmesi'nin imzalandığı, davalı tarafından 11.02.2016 tarihinde davacının sözleşmenin 15.2 maddesinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan sözleşmenin geçerli olarak kurulup kurulmadığı ve davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ile bu kapsamda davacı tarafından irat kaydedilen teminat bedelinin ve keza damga vergisi bedelinin iadesinin istenip istenemeyeceği noktasında toplandığı, taraflar arasında imzalanan ve Kamu İhale Kanununa tabi olmayan 05.02.2016 tarihli sözleşme uyarınca davalı idarenin kendisine ait televizyon ve radyo yayınları ile dijital alanlarına ait reklam zamanlarını bir yıl süre ile davacı şirkete tahsis etmeyi, karşılığında ise davacı şirketin sözleşmede kararlaştırılan 180.00.00,00 TL+KDV ücret ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin bütünü incelendiğinde sözleşme serbestisi ilkesine uygun olarak düzenlenmiş tam iki tarafa borç yükleyen özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşme olduğu, ayrıntılı hükümler içeren sözleşmenin 19.1 maddesinde sözleşme ve eklerinde hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacağının ifade edildiği görülmekle davacı yanın sözleşmenin geçerli olarak kurulmadığına ilişkin iddiasının yerinde görülmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 15.2 maddesinde öngörülen teminat tutarının maddede belirtilen sürede davacı tarafından yatırılmaması nedeniyle sözleşmenin davalı tarafından 17.2 maddesine uygun olarak haklı nedenle feshedilmiş olduğu ve sözleşmenin 15.2 ile 17.2 maddeleri kapsamında davacı tarafından başlangıçta yatırılmış olan 3.000.000,00 TL teminat tutarının davalı tarafından ceza koşulu olarak irat kaydedilmesinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu, somut olayda taraflar arasında geçerli bir şekilde kurulmuş olan sözleşmenin toplam bedelinin 180.000.000,00 TL + KDV olduğu, sözleşmenin 8. maddesi kapsamında davacı tarafından verilmesi öngörülen toplam teminat tutarının KDV dahil 54.280.000,00 TL olarak belirlendiği görülmekle sözleşme bedelinin %1,4'üne tekabül eden 3.000.000,00 TL ceza tutarının toplam sözleşme bedeli ve toplam teminat tutarı nazara alındığında miktar itibariyle davacı yanın ekonomik mahvına sebep olacak derecede fahiş olmadığı, TBK’nın 20-25 maddeleri kapsamında genel işlem koşulu niteliği taşımayan sözleşmenin 8. maddesi uyarınca damga vergisinden davacı yanın sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacı tarafından ödenmiş olan damga vergisi bedelinin istirdatının talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle davalı tarafından sözleşme maddeleri gereğince yapılan feshin haklı olmasına göre kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Bölge Adliye Mahkemesi yeterli inceleme yapılmadan eksik inceleme ile ret karar verildiğini,

b. Dava konusu sözleşmenin 47 34... sayılı Kanunlara uygun olarak düzenlenmediğini, feshe dayanak yapılan sözleşme hükmünün 4735 sayılı Özel Yasaya aykırı olduğunu, fesih sebeplerinin açıkca gösterilmediğini, önceden ihtar edilmeden ve süre verilmeden sözleşmenin imzalanmasından 6 gün sonra feshedildiğini,

c. Yetersiz, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, itirazlarının dikkate alınmadığını, yeni bilirkişilerden rapor aldırılmadığını,

d. Sözleşme hükümlerinin geçersizliği davada tartışma konusu olmasına rağmen bu konudaki geçersizlik nedenleri bir tarafa bırakılarak, davanın tamamen davacının basiretli tacir olup olmaması durumuna bağlanarak neticelendirildiğini, sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunun taraflar tacir de olsa her zaman ileri sürülebileceğini,

e. Dava konusu sözleşmenin, genel veya özel hukuk sözleşmeleri gözönünde alındığında uygulanamazlık hükmü taşıdığını, imtiyaz sözleşmelerinde yer alan öngörülmezlik ilkesi boyutuyla incelendiğinde, kamu hizmeti sunan kişiye kamusal olanakların sunulması (reklam rezervasyon belgeleri, reklam rezervasyon programının yetkilendirilmesi ve kamu adına bu hizmetin yürütüleceği yönünde ilgililere ilânı) yönüyle de idarenin yükümlülüklerini yerine getirmediğini,

f.Sözleşmede, ... Satınalma Yönetmeliği’nde yer alan belgelerin idare tarafından yüklenici müvekkile verilmediği ve ... Satınalma Yönetmeliği’ndeki yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, mevzuatta “Ajanslara ve reklam verenlere elektronik posta yoluyla bildirilir” maddesinde olduğu üzere davacının, ‘... adına yetkili ajans’ olarak tanımlanması, yetkilendirilmesi, hiyerarşideki ‘atama’ ve ‘atamanın duyurulması’ yönündeki yetkisinin kullanımını temsil ettiğini, davalının, reklam verenler, sektör ilgilileri, aracı ajanslara direk bildirim veya davacının bildirimi için yetkilendirme sürecini tamamlamadığını,

g.Davacının, ikinci teminat yükümlülüklerine başlayabilmek için kendisine verilen 5 iş günü sürede ihale öncesinde yaptığı rezervasyon görüşmeleri, ön anlaşmaları, ön satış sözleşmeleri gibi süreçleri bahse konu yetkilendirmenin ve gerekli evrakların idare tarafından kendisine verilmemesi ve görevlendirmenin tamamlanmaması dolayısıyla sonlandıramadığını,

h. Sayıştay raporunda ... kurumu Reklam Yönetmeliği ile Yönetim Kurulu kararı arasındaki farklılıklara dikkat çekildiğini, ... Reklam Yönetmeliğinin, Kurum reklâm sürelerinin bir bölümünün ya da tamamının Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Satış Yönetmeliği’ndeki usul ve esaslar uygulanmak suretiyle satılabileceği hususunu düzenlediğini, bu yönetmelik kapsamında hazırlanan usul ve esaslarda ise yönetmeliğe aykırı bir düzenleme yapılarak, Kuruma reklam sürelerinin satışında, ... Kurumu Satış Yönetmeliğinde yer almayan doğrudan ihalesiz satış yetkisi verildiğini, 2017 yılında radyo yayınlarına ait reklam zamanları” ilan yoluyla kapalı teklif alma usulü” ile satışının yönetim kurulunca onaylandığını, bu uygulamadan anlaşılacağı üzere yönetmeliğin 2/c maddesindeki “ niteliği gereği ihale edilmesi mümkün olmayacağı” düzenlemesi kapsamında yer almadığını,

ı.Sayıştay raporundaki ‘mevcut mevzuat hükümlerini anlamı dışında yorumlayarak uygulamalara gerekçe oluşturma mantığının doğru bir yaklaşım olmadığı’ cümlesinin, ... Reklam Yönetmeliğinin davacı lehine de uygulanmadığı, işin yürütülmesi için gerekli kabul görmüş usul ve esaslara uyulmadığı yönündeki iddialarını özetlediğini,

i.Davalı, Sayıştay raporlarına da yansıdığı üzere; dava konusu sözleşmede de hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmeye çalıştığını, davalının, davacının edinimlerini yerine getirmesi için üzerine düşeni yapmadığını, sözleşmenin feshi için kamu kurumu olma gücünü kullanıp sözleşmenin fesihle sonuçlanmasına zorladığını, yüklenicinin koordineli bir şekilde işverenle çalışması için gerekli ortamı oluşturmadığını,

j. Davacının sözleşmeyi imzalayan yöneticileri tanık olarak gösterdiğini, tanıklık etmekten kaçındıklarını,

k. Kararda sözleşmenin taraflar arasında imzalanan ve kamu ihale kanuna tabi olmayan bir sözleşme olduğu saptamasının yasal dayanağının ortaya konulmadığını, oysa 47 34... sayılı Yasa hükümlerinin ve buna bağlı kurumsal yönetmelikle kamunun ihaleli ve ihalesiz işlerini de kapsadığını, mahkemenin sözleşme öncesi ihale yapılmadı diye sözleşmeyi bu kanunların dışına atmasının yasal dayanağı bulunmadığını,

l.Mahkemenin sözleşmenin geçerliliğiyle ilgili olmayan sadece tasfiyesiyle ilgili kararlaştırılan genel hükümleri sözleşmenin geçerliliği hususunda esas almasının hatalı olduğunu, Kamu Kurumunun, Özel Hukuk Sözleşmeleri ile de olsa Özel Hukuk kişisinin işi yapmasını, yükümlülüklerini yerine getirmesini, imkânsız kılar veya güçleştirirse, kişinin bundan dolayı uğrayacağı zararları tazmin etme mecburiyeti bulunduğunu,

m. Kararda sözleşmeye göre irat kaydedilme cezai şart olarak nitelendirilirse cezai şart fahiş olduğundan geçersiz olduğunu, ayrıca TTK’nın 22. maddesi uyarınca tenkise tabi olması gerektiği itirazının yeterince değerlendirilmediğini, tarafların sermaye ve ekonomik durumları ticari ve mali kayıt ve evraklar üzerinden inceleme yapılmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı keyfi olduğunu,

n. Sözleşmede kararlaştırılan yaptırımın cezai şart saydığında borçlunun iktisaden mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise, adap ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptal edilmesi gerektiğini, sözleşmedeki bedel aşırı fahiş olduğundan TBK’nın 27/1. maddesine göre aynı zamanda geçersiz ise ya da bununla ilgili ve alakalı sözleşme hükümlerinden dolayı fesih geçersiz ise cezanın ifasının yine istenemeyeceğini,

o. Damga vergisine ilişkin dava konusu taleplerinin karşılanmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tacirler arası hizmet alım sözleşmenin feshinin haksız ve geçersiz olduğunun tespiti ile ödenen teminat bedeli ve damga vergisi bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3668, K. 2025/2516, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2024-3668-e-2025-2516-k-d8721641b2e2