Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4047 E. 2025/4554 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4047
- Karar No
- 2025/4554
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/541 E., 2024/1142 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çemişgezek Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/37 E., 2021/56 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; maliki olduğu 1 87... parsel, 2 26... parsel ve 1 97... parsel sayılı taşınmazların davalı tarafından aleyhine başlatılan Elazığ 2. İcra Müdürlüğünde 2015/2293 Esas sayılı takip neticesinde alacağına mahsuben satılarak davalı adına tescil edildiğini, icra dosyasına konu olan senetten dolayı davalının Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/810 Esas, 2019/328 Karar sayılı dosyasında tefecilik suçundan cezalandırıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı; davacının kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir bono, bu bonoya istinaden yapılan herhangi bir itirazı söz konusu olmaksızın usulüne uygun kesinleşmiş olan bir kambiyo takibi ve yine usulüne uygun şekilde yapılan haciz ve satış işlemi bulunduğunu, davacının ceza dosyasında borcunun 60.000,00 TL'lik kısmını açıkça ikrar ettiğini, senedin geçersizliği veyahut bedelsizliği ile imzanın sahteliği veya aidiyeti konusunda herhangi bir itirazının bulunmadığını, menfi tespit veya istirdat davasının da söz konusu olmadığını, davacının bonoya karşı iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini, tapu kaydının oluşmasında herhangi bir usulsüzlüğün veya yolsuz tescilin söz konusu olmadığını, mahkumiyet kararının da henüz kesinleşmediğini, kesinleşse bile davacıdan olan alacağı bakımından yalnızca miktar yönünden bir uyuşmazlık söz konusu olacağından tapu iptali ve tescil için bir neden sayılamayacağını, sadece yokluğu ispat edilen miktar oranında geri alma veya denkleştirme söz konusu olacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; davalının kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile tefecilik suçundan mahkum olduğu, davaya konu senedin tefecilik ilişkisi nedeniyle verildiğinin Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/810 Esas, 2019/328 Karar sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde tespit edildiği, maddi vakıanın kesinleştiği, 818 sayılı BK 20/1. maddesi (6098 sayılı TBK'nın 27/1. maddesi) uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu gerekçesiyle davaya konu bononun hukuken geçerli olmayıp hükümsüz olduğu, dava konusu taşınmazlar geçersiz olan bonoya dayalı olarak yapılan icra takibinde ihale edilerek davalı adına tescil edildiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza yargılamasında davaya konu senedin tefecilik suçu kapsamında davalıya verildiğinin tespit edilerek ceza davasının kesinleşmesi karşısında tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya 150.000,00 TL borç verdiğini ve ödenmeyince icra yoluna başvurulduğunu, ihalenin feshi davasının reddine karar verildiğini, usulüne uygun bir şekilde düzenlenen ihaleden satın alınan taşınmazlarının tescilinin yolsuz olduğu iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, senette yazan borç miktarının bir kısmının davacı tarafından da kabul edildiğini, salt ceza dosyası gerekçe gösterilerek senetteki tüm borcun tefecilik kapsamında verildiğinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ceza yargılamasının özensiz olduğunu, tefecilik yapmadığını, karara karşı Anayasa Mahkemesine başvurulduğunu, davacının borç miktarına ilişkin bir itirazı var ise bunu ancak menfi tespit davası açarak ve senede karşı senetle ispat zorunluluğu kapsamında yazılı bir delille ispat etmek zorunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 1 87... , 2 26... ve 1 97... parsel sayılı taşınmazların davacı adına kayıtlı iken Elazığ 2. İcra Müdürlüğünün 2015/2293 Esas sayılı davalı ... tarafından davacı ve .........aleyhine 13.05.2015 tarihinde başlatılan 150.000,00 TL bedelli kambiyo senedine dayalı takip neticesinde 23.05.2018 tarihli ihale ile alacağına mahsuben davalıya devredildiği, 02.10.2019 tarihinde adına cebri satış ile tescil edildiği, Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.20 19... /810 Esas, 2019/328 Karar sayılı kararı ile bahsi geçen icra dosyası, tanık beyanları ile sanığın ve katılanın mağdur olarak yer aldığı dolandırıcılık suçuna ilişkin Bor Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/545 Esas ve 2015/834 Karar sayılı dosyasında sanık ...'in katılan ...'ye 60.000,00 TL borç verdiğini ifade ettiği, 60.000,00 TL'lik borç karşılığında 150.000,00 TL'lik senet almak suretiyle tefecilik suçu işlendiği gerekçesiyle mahkumiyet kararı (erteli) verildiği, kararın 27.05.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 10.600,48 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.