Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3935 E. 2025/4596 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3935
Karar No
2025/4596
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/811 E., 2024/686 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ilgaz Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2023/6 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı;...........köyünde bulunun dava konusu 2 23... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı kardeşi .............. adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın mirasbırakan babası ...'dan kaldığını ve mirasbırakanın sağlığında ya da ölümünden sonra mirasçılar arasında bir paylaşım yapılmadığını, taşınmazın ölene kadar mirasbırakanın zilyetliğinde olduğunu, diğer dava konusu 1 74... , 1 75... , 1 98... , 1 98... , 2 27... , 2 40... parsel sayılı taşınmazların ise kök mirasbırakan ..........’dan kaldığını, mirasbırakan ...nın ölümü ile taşınmazın eşit payla babaannesi ... ile babaannesinin kardeşi olan .............’a kaldığını, kadastro sırasında esas alınan babaannesi ...'nin anılan taşınmazlardaki 1/2 payını davalı kardeşi ...ye devrettiğine ilişkin 25.05.1995 tarihli harici satış senedinin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı; iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakan babaannesi ...'nın 25.05.1995 tarihli satış senediyle dava konusu taşınmazları kendisine devrederek zilyetliğini devrettiğini, satış senedinin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2020 tarihli ve 2017/1 94... /30 Karar sayılı kararıyla; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde kız çocuklarının mirastan bir şekilde mahrum bırakıldığının anlaşıldığı, kök mirasbırakan ...'nin gerçek iradesinin 25.05.1995 tarihli harici satış senedinde belirtildiği şekilde satış olmadığı, senet tarihinde mirasbırakanın paraya ihtiyacı bulunmadığı, paylaşım yaptığına dair köyde bir duyumun da olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/4 19... /993 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece dava konusu taşınmazlarda mirasbırakan ...'nin gerçek iradesinin 25.05.1995 tarihli senette belirtilen şekilde satış olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de bu gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığı, dava konusu 1 74... , 1 75... , 1 98... ve 99, 2 27... ve 2 40... parsel sayılı taşınmazların öncesinde kök mirasbırakan .............ya ait olduğu, 1958 de ...nın ölümü üzerine kızları ...... ve ...’yi terk ettiği, ..............'ın taşınmazlardaki 1/2 payını 20.12.1964 yılında yeğeni ...’ya (davacının babası) verdiği, taşınmazlardaki 1/2 payın davacının babası ... adına tescil edildiği anlaşılmakta olup 1/2 pay yönünden uyuşmazlık konusunun bulunmadığı, uyuşmazlığın kök muris ...nın diğer mirasçısı ... (davacının babaannesi) ile davalı ... arasında düzenlenen 25.05.1995 tarihli harici satış senedinin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, çekişmeli taşınmazların öncesi tapusuz olup tapusuz taşınmazlarda muvazaa iddiasının dinlenmeyeceği gibi zilyetliğin devri ile mülkiyetin karşı tarafa geçeceği ve bunun için yazılı şeklin gerekli olmadığı, mirasbırakan ...’nın sağlığında taşınmazları davalıya devrettiğinin ispatlandığı gözetildiğinde dava konusu 1 74... , 1 75... , 1 98... , 1 98... , 2 27... , 2 40... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, diğer dava konusu 2 23... parsel sayılı parsel yönünden ise davacının taşınmazın mirasbırakan babası muris ...’ya ait olduğu ve taksim edilmediği iddiası ile dava açtığı, davalının ise taşınmazın kök muris babaannesi ...’ya ait olduğunu ve ...’nin 25.05.1995 tarihli satış senediyle dava konusu taşınmazı kendisine sattığını savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın öncesinin muris ...........’ya mı yoksa, kök muris ...’ye mi ait olduğu, ...’ye ait ise davalı ...’ye satıp satmadığı hususunda olup, bu yönde hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 1 74... , 1 75... , 1 98... , 1 98... , 2 27... , 2 40... parsel sayılı taşınmazlar yönünden Bölge Adliye Mahkemesinde belirtilen gerekçe doğrultusunda davacının iddiasını ispatlayamadığı; diğer dava konusu 2 23... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından davacının iddiasını ispatladığı, köyde kız çocuklarına mal verilmek istenmediği, mirasbırakanın iradesinin gerçekten satış olmadığı gerekçesiyle 1 74... , 1 75... , 1 98... , 1 98... , 2 27... , 2 40... parseller yönünden davanın reddine, diğer dava konusu 2 23... parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 1 74... , 1 75... , 1 98... ve 99, 2 27... ve 2 40... parsel sayılı taşınmazlar yönünden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, diğer dava konusu 2 23... sayılı parsel yönünden ise dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile dava konusu 2 23... parsel sayılı taşınmazın öncesinde tarafların kök mirasbırakanı ...’ya ait olduğu, tespite dayanak yapılan ve davalı tarafın dayanağı 25.05.1995 tarihli satış senedi kapsamında kaldığının belirlendiği, taşınmaz belgesiz zilyetliğe dayalı olarak tespit edilmekle tapusuz menkul mal hükmünde olduğundan, mülkiyetin zilyetliğin devri ile (teslimle) birlikte geçeceğinin kuşkusuz olduğu ne var ki taşınmazın davalı tarafın dayanağı 25.05.1995 tarihli senet kapsamında kaldığı belirlenmiş ise de senet tarihinden sonra çekişmeli 2 23... parsel sayılı taşınmazın zilyetliğinin davalı tarafa devredilmediği, bu nedenle mülkiyetin geçmediği, davalı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerinde bağımsız olarak 20 yıl süre ile zilyetliğinin bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece 2 23... parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 1 74... , 1 75... , 1 98... , 1 98... , 2 27... , 2 40... sayılı parseller yönünden davanın reddinin doğru olmadığını, davalı tarafın dayanağı 25.05.1995 tarihli senetle taşınmazların devrinin gerçeğe, usul ve yasaya aykırı olduğunu, dinlenen tanıklar ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre davalının dayandığı satış senedi gereğince taşımazların zilyetliğinin devredildiğinin kabul edilmesinin doğru olmadığını, mirasçıların miras hakkından mahrum bırakıldığını, muvazaanın bulunduğunu, eksik araştırma ve inceleme sonucunda karar verildiğini, davanın tümden kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir,

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro sonucunda ............... köyü çalışma alanında bulunan 1 74... , 1 75... , 1 98... , 1 98... , 2 27... , 2 40... parsel sayılı taşınmazların 1/2 payının ve 2 23... parsel sayılı taşınmazın tamamının mirasbırakan ...'nın ceddinden intikalen ve taksimen gelme malı olup 25.05.1995 tarihli harici satış senedi ile taşınmazları davalı torunu ...ye devrettiğinden bahisle davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3935, K. 2025/4596, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3935-e-2025-4596-k-0a97172ebc67