Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2637 E. 2024/4977 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2637
Karar No
2024/4977
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/202 E., 2023/1027 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/451 E., 2020/665 K. Davacı vekili, taraflar arasında 02.01.2012 tarihinde Yeniköy Muğla EÜAŞ termik santralinin fla-ke line ve lastik kaplama sözleşmesi imzalandığını, anlaşma gereği davacının davalı iş sahibi firmanın temin ettiği malzemeyi kullanmak şartı ile kaplama işinin yapılmasını yüklendiğini, davacının bu malzeme ile kaplama işini tamamladığını, ancak malzeme hatası nedeniyle Muğla EÜAŞ yetkilileri tarafından kesin kabulün yapılmadığını, işlemin doğru malzeme ile yenilenmesinin talep edildiğini, müvekkilinin yeni malzeme ile kaplama işini yapmayı kabul ettiğini, işin bitirilerek kesin kabulün yapıldığını, müvekkilinin ilk sözleşmeden bakiye alacağı ile ikinci malzeme ile yapılan kaplama işçilik bedeli alacakları bulunduğunu, müvekkiline ödeme yapılmadığı gibi teminat mektubunun da nakde çevrildiğini, ayrıca ikinci kaplama işine ilişkin masrafların müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek sözleşme gereği alacaklı oldukları bakiye 64.700,00 Türk Lirası'nın ve ikinci kez aynı imalatın yaptırılması nedeniyle işçilik bedeline ve işçilik masraflarına mahsuben şimdilik 10.000,00 Türk Lirası'nın avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, iş için kullanılacak malzemenin müvekkili şirket tarafından karşılandığının tartışmasız olduğunu, ancak malzemenin bozuk olduğuna ve zararın bu yüzden oluştuğuna yönelik iddianın gerçek dışı olduğunu, teslim edilen malzeme bozuk olsa dahi ortaya çıkan zarar nedeniyle iş sahibinin değil bozuk malzemeyi ısrarla tatbik eden ve malzemenin kalitesine ilişkin hiçbir beyan veya bildirimde bulunmayan yüklenicinin sorumlu olduğunu, sözleşmenin süresinde ve sözleşmeye uygun teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, bu itibarla teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle sözleşmede yer alan ceza bedelinin tahakkuk ettirilmesinin sözleşme taahhütlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen Muğla Yeniköy EÜAŞ Termik Santralinin "Fla-ke Line ve Lastik Kaplama Sözleşmesi" sözleşme gereği bakiye alacağının 58.824,03 Euro olduğu, bu bedel ile davalının cezai şart alacağı olan 102.120 Euro mahsup edildiğinde davacının davalıdan bir alacağının kalmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından TBK 472/3. maddesi kapsamında davacı yüklenicinin genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini iddia ve ispat edemediğinden malzemenin tekrar sökülüp yapılması için gereken masraflara yüklenicinin katlanması ve gecikmeden de davacı yüklenicinin sorumlu olması gerektiğine yönelik kabulün yerinde olduğu, TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir olan tarafların cezanın fahiş olduğundan bahisle tenkisini isteyemeyeceği, somut olayda davacı tacir olduğundan cezai şarttan tenkis yapılmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Türk Borçlar Hukuku kural olarak sözleşme serbestisi ilkesini benimsemiştir. Dava konusu sözleşme tarihinde yürürlükte bulununa 818 sayılı Borçlar Kanununun 19 ve 20 nci maddesi hükümlerine (TBK 26,27) göre taraflar kanuna, ahlâk ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. Türk Ticaret Kanunu’nun 22 nci maddesinde “Tacir sıfatını haiz bir borçlu, Türk Borçlar Kanunun 121’inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” Buna göre Türk Ticaret Hukukunda cezai şart, miktarı yönünden sadece Borçlar Kanunundaki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK’nın 22. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir. Ancak, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, ahlâk ve adaba aykırı olarak kabul edilerek, cezai şartın kısmen veya tamamen iptaline karar verilmesi mümkündür. Borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve varlığının tehlikeye girmesine veya yıkılmasına sebebiyet verecek her cezai şart, ahlâk ve adaba aykırıdır. Bu durumda, her ne kadar tacirler TTK'nın 22. maddesi uyarınca ceza koşulunun indirilmesini isteyemez ise de, az yukarıda ifade edilen yeknesaklık kazanan uygulamalar gereğince hükmedilecek cezanın tacirin ekonomik olarak mahvına sebep olacak olması durumunda ahlâka aykırı kabul edilerek tenkis edilmesi gerekmektedir. Davaya konu olayda, hükmolunacak cezanın davacının mahvına sebep olup olmayacağı değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı ve tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle hükmolunacak cezanın davacının ekonomik olarak mahvına sebep olup olmadığını belirlemek, mahvına sebep olacak olması halinde makul oranda indirim yapmak suretiyle cezaya hükmederek oluşacak sonuç dairesinde karar vermekten ibaret olup, bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/451 Esas, 2020/665 Karar, 20.10.2020 tarihli kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2637, K. 2024/4977, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-2637-e-2024-4977-k-afd306a14017