Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5997 E. 2026/2510 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5997
Karar No
2026/2510
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/19 E., 2024/1103 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/210 Esas, 2022/318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 62, 53, 58... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, ikinci defa mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve mahsuba karar verilmiştir.

B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 14.05.2024 tarihli ve 2023/19 Esas, 2024/1103 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun "Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş ancak; Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2023/28465 Esas, 2023/9367 Karar sayılı, 18/12/2023 tarihli ilâmında belirtildiği üzere; 5275 sayılı Kanun’un 108/3. maddesi hükmü uyarınca ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı göz önüne alınarak, ikinci kez mükerrir olan sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Hukuka aykırı görülmüş ise de, bu hukuka aykırılık yeniden duruşma yapılarak, davanın yeniden görülmesini veya olayın daha fazla araştırılmasını gerektirmediğinden, dairemizce düzeltilebilir hukuka aykırılık niteliğinde olduğu kabul edilmekle, CMK'nın280/1-d ve 303/1 maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak; Hükmün tekerrür hükümlerinin uygulandığı 5. bendin "... ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin..." ibaresinin ÇIKARILMASI ve diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün düzeltilmeyen yönlerinin aynen bırakılması suretiyle CMK'nın 280/1-a ve 303/1 maddeleri uyarınca HUKUKA AYKIRILIĞIN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Kesinlikle bu suçu işlemediğine, suçun işlendiği semtte yaklaşık 10 yıldır bulunmadığına ve gitmediğine, suçun işlendiği saatte ikamet ettiği evde olduğuna, buna şahit olarak ailesinin olduğuna, ayrıca oturduğu binadaki komşuların olduğuna, bu şahitlerin dinlenilmesini istediğine, ayrıca kamera kayıtlarında hırsızlık yapılan binaya giren ve çıkan kişinin esmer olduğunun belli olduğuna, ayrıca o tarihte ve o saatte olayı gerçekleştiğindeki mobese kayıtlarının da incelenmesini talep ettiğine, beraatini talep ettiğine mağdur olduğuna ilişkindir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın isnat olunan suç ile ilgili olarak hakkında işlem yapıldığı ilk andan itibaren samimi bir biçimde atılı suçu işlemediğini ifade ettiğine, olayın aydınlatılmasına ilişkin olarak tüm aşamalarda değişmeyen, tutarlı ve çelişkiye mahal bırakmayacak şekilde anlatımlarda bulunduğuna, suçun işlendiği tarihte ikametinden hiç çıkmadığını, müştekinin adresinin yakınından dahi geçmediğini açık ve gerçeğe uygun bir şekilde dile getirdiğine, dosya kapsamında müvekkilin suça yönelik herhangi bir eylem tespiti bulunmadığı gibi buna ilişkin maddi, somut ve net delilin olmadığına, salt katılan beyanları ve kolluğun varsayımsal değerlendirmelerine dayanan kanaatine itibar edilerek, müvekkilin atılı suçu işlediğine dair verilen usule ve yasaya aykırı mahkûmiyet kararının isabetsiz olduğuna, dosya muhteviyatı incelendiğinde eksikliklerin sanığın aleyhine değerlendirildiğine, ayrıca karşı oy yazısında da ifade edildiği gibi müvekkil hakkında mahkûmiyet hükmü kurulurken hukuka aykırı delillere dayanıldığına, şüphelinin yakalanmış olmasının teşhis için yeterli olmadığına, ayrıca Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş bir gözaltı kararının olması gerektiğine, öyleyse gözaltı kararı verilmeden yapılmış teşhis işlemlerinin hukuka uygun olmadığına, sanığın yakalaması yapılmadan önce sanığın fotoğrafı üzerinden 27.04.2022 tarihinde müştekiye teşhis yaptırıldığına, tek bir fotoğrafla yaptırılan bu teşhiste polis memurlarının hangi gerekçeyle yalnızca sanığın resmini müştekiye göstermiş olduğu, neye istinaden müvekkilin atılı suçu işlediğine ilişkin kanaat oluştuğu anlaşılmamasının yanı sıra tek bir fotoğraf ile yapılmış olan usul ve yasaya aykırı teşhis işlemi ile müvekkile suç atfında bulunulmasına itibar edilemeyeceğine, katılanın sanığın müvekkil olduğuna yöneltecek nitelikteki işlemler neticesinde müvekkile suç atfında bulunulduğuna, müştekinin serbest iradesiyle müvekkili teşhis ettiğine yönelik haklı şüpheleri doğduğuna, usule aykırı yapılan teşhisin işbu dosya kapsamında delil mahiyetinde dahi değerlendirilemeyecekken suça konu eylemi gerçekleştiren şüpheliye adeta kimlik atamak suretiyle yapılan teşhise dayanarak müvekkilin cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçu kabul anlamına gelmemek kaydıyla kişinin, suç ortağını yahut kendisini yakalanmaktan kurtarmak için müracaat ettiği cebirin, hırsızlığı yağmaya dönüştürmeyeceğine, olayda malın alınması sırasında herhangi bir cebir veya tehdit olmadığı gözetilmeden nitelikli yağma suçundan müvekkil hakkında mahkûmiyet kararına varılmasında hukuka ve usule uyarlılıktan bahsedilemeyeceğine, gerekli inceleme yapılmadan, yasal olmayan ve hukuka aykırı delillere dayanarak, "masumiyet karinesi" ve "eşit ve adil yargılanma" ilkeleri gözetilmeden, somut delillerle kuvvetlendirilmeyen bir şüphe nedeniyle "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine aykırı şekilde, müvekkilin atılı suçu işlediğine dair maddi, somut ve her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmamasına rağmen müvekkil hakkında usul ve kanuna aykırı olarak verilen mahkumiyet kararının bozulmasına gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararında, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 31.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5997, K. 2026/2510, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5997-e-2026-2510-k-d6e6fe996a88