Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/3737 E. 2026/5081 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3737
- Karar No
- 2026/5081
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1281 E., 2022/2894 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; ölenin kusurlu olduğuna, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin yerinde olmadığına, verilen cezanın adli para cezasına çevrilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere; sanığın araç kullandığı esnada göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kazaya asli ve tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği, aracın içerisindeki takoğraf cihazının incelenmesinde; 58... plakalı aracın kazanın meydana geldiği saat aralığı olan 14. 00... .45 saatleri arasında uyması gereken maksimum hız sınırı 55 km iken, sanığın 80 km ve üzeri hızla seyrettiğinin tespit edildiği, kazanın meydana geldiği yol güzergahında sanığın kullandığı tipte vasıtaların hız sınırı maksimum 55 km iken, sanığın neredeyse hız sınırının 2 katı kadar bir hızla üstelik yağmurlu bir havada, yerler kaygan ve yanıcı madde taşır vaziyetteyken araç kullandığı, sanığın 2007 yılından beri tanker şoförlüğü yaptığı ve uyması gereken kurallar ile hız sınırını çok iyi bilmesi gerektiği, bununla birlikte her ne kadar sanık hakkında tanzim olunan alkol raporunda sanığın kaza esnasında alkollü olmadığı tespit edilmiş ise de; sanığın mesleği gereği tehlikeli madde taşıdığı araçta ailesiyle birlikte seyir halindeyken, havanın yağışlı ve yerlerin kaygan olması durumunu dikkate almayarak maksimum 55 km olması gereken hız sınırına uymayıp 80 km ve üzerinde bir hızla seyretmesi sırasında sebebiyet verdiği eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği kanaatine ulaşıldığı, katılan ...'ın Tokat ... Müdürlüğünce tanzim edilen kati hekim raporunda; "kaza sebebiyle meydana gelen yaralanmasının; basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte ve vücudunda kemik kırığına neden oluğu, yine duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi ile sürekli zayıflamasına ve yaşamanını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu" kanaatinin bildirildiği, mağdur ...'ın Tokat ... Müdürlüğünce tanzim edilen kati hekim raporunda; "kaza sebebiyle meydana gelen yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, yine yaralanmanın vücudunda kemik kırığına ve yüzünde sabit ize neden olduğu" kanaatinin bildirildiği, bu doğrultuda mağdur ... her ne kadar olay sebebiyle şikayetçi olmadığını beyan etmiş ise de; mağdurun 5237 sayılı TCK'nın 89/2. maddesinde düzenlenen nitelikte yaralanmasının mevcudiyetinden ötürü, aynı Kanun'un 89/5. maddesi gereği bilinçli taksirle gerçekleşen eyleme ilişkin olarak re'sen soruşturma ve kovuşturma yapılması gerektiği, bu anlamda mağdura yönelik eylemde şikayet şartının aranmayacağı değerlendirilmekle, sanığın gerçekleştirdiği eylem neticesinde meydana gelen kaza ile bir kişinin ölümü ve şikayetçilerin yaralanması arasında uygun illiyet bağının bulunduğu gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, suç tarihinde sanık ...'ın sevk ve iradesindeki çekici ve bu araca bağlı tanker yarı römork ile Tokat ilinden ... ilçesi istikametine doğru seyir halindeyken olayın meydana geldiği yere geldiğinde tedbirsiz ve dikkatsizlik sonucu aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve şerit ihlali yaptığı, karşı şeritten gelmekte olan ölenin sevk ve iradesindeki aracın sol yan kısımlarına çarpmak suretiyle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, karşı yönden gelen araç sürücüsünün öldüğü, yolcu olarak bulunan...'un hayati tehlike oluşacak ve ağır kırık oluşacak şekilde, yine duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına sebebiyet verecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, böylece sanık ...'nin taksirle bir kişinin ölümüne, bir kişinin de ağır yaralanmasına sebebiyet verdiği, olayın oluşumuna, gelişimine ve sonucuna uygun bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere sanık ...'nin kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince sanığın taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan mahkûmiyetine ilişkin hüküm oluş ve sübut açısından yerinde ise de sanık ...'nin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu aracını bir an için kontrolünden kaçırmak suretiyle karşı şeride geçirmesi şeklindeki kusurlu hareketinin taksir oluşturduğu açık olmakla birlikte karşı şeride geçerek seyir düşüncesi içerisinde olduğunun ispatlanmadığı anlaşılmakla olayın oluşumunda bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, öngörülebilen bir sonucun öngörüldüğü şeklindeki kabulün dosya kapsamıyla örtüşmediği, ayrıca bir kişinin ölümü ve bir kişinin ağır yaralanması şeklinde gerçekleşen eylemle ilgili 5237 sayılı TCK'nın 3/1, 22/4. ve 61. maddelerindeki kriterlere göre temel cezanın makul ve hakkaniyet ölçüsünde belirlenmesi gerekmekle 6 sene olarak belirlenmesinin fazla bulunduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, sanığın yukarıda belirtilen ölçütler göz önüne alınarak takdiren 5 yıl temel ceza belirlenmek suretiyle mahkumiyetine, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.