Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5605 E. 2026/2040 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5605
Karar No
2026/2040
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4311 E., 2024/1938 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli ve 2023/310 Esas, 2023/375 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-h, 168/3 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 30.04.2024 tarihli ve 2023/4311 Esas, 2024/1938 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Sanık müdafinin temyiz istemi, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın atılı üzerine atılı yağma suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, mağdur ve sanığın aralarında ilişki bulunduğuna, olay günü birlikte olduklarına, mağdurun telefonu almayı unuttuğuna, telefonun hemen teslim edildiğine, sanığın yağma kastının bulunmadığına, mağdurun kırgınlıkla asılsız beyanlarda bulunduğunu belirttiğine, İddia Makamının belirttiği gerekçeler doğrultusunda sanığın yağma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğine, kasten yaralama suçu ile ilgili olarak ise, nitelikli halin oluşmadığına, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte; yeterli ve haklı gerekçe gösterilmeksizin cezanın alt sınırından uzaklaşıldığına ve takdiri indirim uygulanmadığına, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün sanık lehine bozularak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde, mağdurun alınan ilk beyanında, sanığın kendisini darp ederek çantasında bulunan 1,800 TL parasını ve cep telefonunu aldığını, nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunu, kendisini silahla tehdit ettiğini ve darp ettiğini iddia ettiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği, mağdur ile para karşılığında ilişkiye girdiklerini beyan ettiği, mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise bir anlık kızgınlıkla böyle bir beyanda bulunduğunu, sanığın kendisini zorla olay yerine götürmediğini, cinsel birlikteliğin zorla gerçekleşmediğini, ancak kendisini darp ettiğini ve şikayetçi olmadığını beyan ettiği, ilk derece mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince beraat, nitelikli yağmadan suçundan ise mahkumiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında, ilk derece mahkemesince, sanığın yağma eylemine ilişkin olarak, cebir ve tehdidin hangi aşamada ve nasıl gerçekleştiğinin belirlenmediği, diğer suçlardan şüphe nedeniyle, beraat hükmü kurulurken, mağdurun yağma suçuna ilişkin beyanına hangi gerekçeyle üstünlük tanındığının açıklanmadığı göz önüne alındığında, sanık hakkında yetersiz gerekçe ile nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5605, K. 2026/2040, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5605-e-2026-2040-k-9d1b03886a76