Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4671 E. 2026/3607 K. – Silahla, Birden
Konu: Silahla, Birden Fazla Kişi İle Birlikte Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4671
- Karar No
- 2026/3607
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahla, Birden Fazla Kişi İle Birlikte Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2538 E., 2024/879 K. SUÇ : Silahla, birden fazla kişi ile birlikte yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Sanık ...'in ceza infaz kurumu kanalıyla 29.04.2024 tarihli temyiz dilekçesinin sebep içermediği belirlenmiştir.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ..., ... hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2022 tarihli ve 2021/408 Esas, 2022/547 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, silahla birden fazla kişi ile birlikte yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 53, 598. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve hapis cezalarının mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.04.2024 tarihli ve 2022/2538 Esas, 2024/879 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince silahla birden fazla kişi ile birlikte yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık ... Müdafii Temyiz İstemi Sanık müvekkilinin müştekinin zararını gidermek istediğini ancak tutuklu olması sebebiyle bu arzusunu yerine getiremediğini, müvekkilinin suçlamaya yönelik samimi itiraflarda bulunmasına karşılık lehe hükümlerin uygulanmayarak üst hadden ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık ... Müdafii Temyiz İstemi Müştekinin müvekkilini teşhis edemediğine, olay yeri kamera görüntülerinden de müvekkilinin net olarak tespit edilemediğini, hiçbir maddi delil olmadığı halde müvekkilinin cezalandırıldığına, hakkında beraat karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alınarak belirlenen cezanın isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ... müdafinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak;
Olay günü saat 18:00 sıralarında sokakta yürüyen mağdurun yanına gelen üç şahsın bıçak göstermek suretiyle mağdurdan cep telefonunu zorla aldıkları olayda; sanıklar ... ve ...'un üzerilerine atılı suçlamayı ikrar ederek sanık ...'un da olaya iştirak ettiğini beyan etmelerine karşın, sanık ...'un her aşamada üzerine atılı suçu kabul etmediği ve olay yerinde olmadığını savunduğu, mağdurun hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında yapılan teşhis işleminde sanık ...'u teşhis edemediği gözetildiğinde; sanık ...'un suç tarihinde kullanımında bulunan gsm hattına ait HTS, BAZ kayıtlarının getirtilerek sanığın olay saatinde mağdur ve diğer sanıklar ile ortak baz sinyali verip vermediğine, diğer sanıklar ile aralarında irtibat bulunup bulunmadığına yönelik BTK kayıtlarının getirtilerek incelenmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile sanık hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR A. Sanık ...'in Temyiz İsteminin İncelenmesinde 5271 sayılı Kanun'un 294. maddesinde düzenlenen, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.'' şeklindeki düzenleme gözetilerek, temyiz dilekçesinin sebep içermemesi nedeniyle, sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ... müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Gerekçenin 1 numaralı bölümünde açıklanan nedenle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Gerekçenin 2 numaralı bölümünde yer alan nedenle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,27.04.2026 tarihinde karar verildi.