Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/20286 E. 2012/1198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/20286
- Karar No
- 2012/1198
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ...’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1, 5 9/2, 81/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ANKARA 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2001 tarihli ve 2000/338 esas 2001/1435 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-6, 143, 145, 62. maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan cezanın aynı Kanunun mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 29/07/2005 tarihli ve 2000/338 esas, 2001/1435 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 2/08/2009 gün ve 2009/10016/47812 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 28/09/2009 gün ve 2009/209890 KYB. sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 05/10/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Tüm dosya kapsamına göre; 1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa,hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, 2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanması dışında benzerlik bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma halinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesi gereğince indirim yapılmasında, 3) Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fikrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur; 3. fikrasında ise “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karsısında, sanık hakkında Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2000 tarihli ve 2000/183 - 468 sayılı mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir. TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddeleri uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir. Ancak; a)-Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa, b)-Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa, c)-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa,duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir. İnceleme konusu karara gelince; 1-5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 492/1.maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; geceleyin iş yerine girilerek yapılan hırsızlık eyleminin,yakınana karşı hırsızlığın yanı sıra, 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4.maddesine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu halde, uzlaşma koşulları da değerlendirilerek bu suçla ilgili uygulama yapılmaması, 2-5237 Sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, yasa koyucunun amacı ve suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları oluşmadığı halde aynı Yasanın 145. maddesiyle cezadan indirim yapılması, 3-5237 sayılı TCY’nın 7/3. maddesinin açık hükmü karşısında, 29.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmesi, 4-5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin ayrı ayrı ve bir bütün halinde olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığnı bozma suçlarını oluşturan eylem nedeniyle verilecek temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, 143. maddeye göre artırım oranının takdiri için duruşma açılarak hüküm kurulması gerekirken dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi; Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C.Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre bu nedenlerle yerinde görüldüğünden; kabulü ile hırsızlık suçundan hükümlü ... hakkında Ankara 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 1.6.2005 günü yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın lehe hükümlerinin uygulanması istemi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilip kesinleşen 29.07.2005 gün ve 2000/338-2001/1435 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.