Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/3388 E. 2026/10186 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3388
Karar No
2026/10186
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/370 Esas, 2025/442 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, Sur ilçesi, ... Mahallesi 4 23... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, Büyükşehir Belediyesi hudutları dahilinde ve şehir merkezinde olup, belediyenin tüm hizmetlerinden yararlandığını, tüm belirtilen nedenlerden dolayı haksız ve usulsüz davanın reddine, kamulaştırma değerinin gerçek piyasa değeri üzerinden belirlenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafta bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2019/221 Esas, 2021/121 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini, gerçek piyasa araştırması yapılarak bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.20 23... /2467 Esas, 2023/1141 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesine ve Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı iptal kararı sebebiyle tespit edilen bedelin kararın kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.20 23... /2467 Esas, 2023/1141 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/25 D.İş Esas sayılı dosyasındaki taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin kıymet takdir raporundaki bedel esas alınarak dava konusu taşınmaza değer biçildiğinden bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan redde ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 05.11.20 25... /370 Esas, 2025/442 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kamulaştırma bedelinin kanunda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde tespit edilmediği, davaya konu taşınmazın değeri yeni bilirkişi raporunda daha düşük tespit edilmesi nedeniyle mahkemece usuli kazılmış hak gözetilerek evvelce verilen karar üzerinden hüküm tesis edilmesine rağmen davalı taraf lehine vekâlet ücretine karar verilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen kamulaştırma bedeline, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda, dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilmesi yönünde karar verilmesi gerektiği ile hükmedilen bedelin dava konusu taşınmazın gerçek bedelini yansıtmadığını ileri sürerek taşınmazda yer alan yapı ve sunulan yeni ve eski tüm emsaller ile raporlarda yer alan eksikler dikkate alınarak yeni bilirkişi heyetinin oluşturulması ve mahallinde yeniden keşif icrası ile ve bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihaî kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine;

2. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (2) numaralı bendinde bulunan "dört aylık sürenin bittiği 01/03/2020 tarihinde karar tarihi olan 24.03.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine" cümlesinin hükümden çıkartılmasına yerine "dava tarihi olan 07.11.2019 tarihinden karar tarihi olan 24.03.2021 tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin işletilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,

02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/3388, K. 2026/10186, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-3388-e-2026-10186-k-c445907a97e3