Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1371 E. 2026/11467 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1371
Karar No
2026/11467
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/469 Esas, 2025/2144 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/11 Esas, 2025/62 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 63 92... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirmek suretiyle fiilen el atıldığını, ayrıca 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kamuya özgülendiğini ileri sürerek proje bütünlüğü ilkesi gereği taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini, ıslah dilekçesi ile de bu bedelin dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizi ile ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el koyma davasını ancak malikin açabileceğini, bu nedenle hisseli parselde özel parselasyon planının ibrazı ve davacıların parsel içerisinde fiilen başka bir yeri kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiğini, aksi hâlde, davacı sıfatına sahip olamayacaklarını, müvekkili belediyenin dava konusu taşınmazın 10.191,52 m²lik kısmının maliki olduğunu, iddia edilen fiili el atma işleminin kendi maliki olduğu kısımlarda gerçekleştirildiğini, taşınmazda iştirak halinde mülkiyet söz konusu olduğundan davacıların yol geçen kısımları fiilen kullandıklarını ispatlayamadıkça tazminat talep edemeyeceklerini, taşınmazın bir kısmının "Rekreasyon Alanı"na alınmasına ilişkin 1/5000 ... Planı değişikliğinin Bursa 2. İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildiğini ve bu alana ait yürürlükte bir plan bulunmadığını, diğer kısmının ise "konut alanı" ve "yol alanı" olarak planlandığını, bu durumun proje bütünlüğü gereği hukuki el atmadan bahsedilmesini engellediğini, dava konusu yolun müvekkili belediyenin mülkiyet hakkı kapsamında kalması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen metrekare birim değerinin düşük olduğunu, davalı idarenin tarafı olduğu yakın bir parsele ilişkin davanın istinaf ve Yargıtay denetiminden geçmediği gerekçesiyle güçlü delil sayılmamasının hatalı olduğunu, ek beyan dilekçesi ile de ıslah dilekçesinde talep edilen kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz yerine yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararının eksik inceleme ve araştırma sonucu hatalı verildiğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından el atıldığı yönünde hiçbir delil bulunmadığını, taşınmazın kamusal alana tahsis edilmesinin kamulaştırmasız el koyma olarak kabul edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın rekreasyon alanına alınmasına ilişkin 1/5000 ölçekli ... Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının Bursa 2. İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildiğini ve bölgenin plansız alanda kaldığını, bu durumda sorumlu idarenin ve tazminat miktarının tespitinin mümkün olamayacağını, karara esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen değerin bölge ve piyasa rayicinin üzerinde olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın idari yargı kararıyla iptal edilmiş olsa dahi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında rekreasyon alanında kaldığı; taşınmaza fiilen yol yapılmak suretiyle el atıldığı, proje bütünlüğü kapsamında kamulaştırmadan geriye kalan kısımda da davacı tarafın mülkiyet hakkını tasarruf edemeyeceğinin açık olduğu anlaşıldığından davacılara ait payların tümünün tazminat bedelinin hesaplanmasında hata yapılmadığı, idari yargı kararıyla sadece 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının ilgili kısmı iptal edilmiş olup ... planı yürürlükte olduğundan ve taşınmazın kamusal alana özgülenmesi devam ettiğinden bu konuya değinen istinaf nedeninin yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazda fiilen el atılan alan, bir kısım davacıların açtığı Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/616 Esas sayılı dava dosyasındaki alan içinde kalmayıp, taşınmazın imar uygulamasına dahil edilmeyen, mevcut durumdaki alana göre belirlenen yerler içinde kaldığı, proje bütünlüğü kapsamındaki fiili el atılmayan kısımlarla ilgili olarak ise daha önceden bir yargılama yapılmadığının da açık olduğu, emsal kıyaslamasına göre belirlenen metrekare birim değerinin de taşınmazın konum ve özelliklerine binaen makul ve adil olduğu, tespit edilen metrekare birim değerinin, az önce vurgulanan Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/616 Esas sayılı dosyasında aynı parselle ilgili olarak 2019 yılına göre tespit edilen metrekare birim değeriyle aynı paralellik içinde olduğu, davacının güçlü delil olarak ileri sürdüğü Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/35 Esas sayılı dosyasında ise farklı bir parsel değerlendirmeye alınmış olup, bu dosyanın güçlü delil olma özelliğinin olmadığını, kaldı ki, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na göre arsa vasfındaki taşınmazların değerinin emsal yöntemine göre belirlendiği, doğrudan güncelleme endeksi kullanılarak belirlenecek rakamın daima hakkaniyetli olduğunu söyleyebilmenin de mümkün olmadığı, son olarak el atma davaları nitelik olarak haksız fiil sayıldığından belirlenen tazminata yasal faiz işletilmesi hukuka uygun olup, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı işletilmesi gerekir şeklindeki davacı istinafının kabul edilmediği, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Kamulaştırmasız el atma bedeline ıslah dilekçesindeki talep gibi kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "yasal faizi" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizi" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1371, K. 2026/11467, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1371-e-2026-11467-k-3cb5646a07f3