Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9087 E. 2025/16618 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9087
Karar No
2025/16618
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1819 Esas, 2025/694 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/75 Esas, 2023/49 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. Mahallesi 13 05... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca topladığını iddia ettiği bilgi ve belgelerin eksik olduğunu, taşınmazın cins ve nevinin, yüzölçümünün, kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurların her unsurun ayrı ayrı değerinin, vergi beyanının, kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerinin, özellikle arsalarda kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin ve bedelinin tespitinde etkili olacak değer objektif ölçütlerin esas alınarak taşınmaz bedelinin takdiri gerektiği öngörüldüğünü beyan ederek kamulaştırılmasına karar verilen müvekkiline ait taşınmazın bedel tespitinin yaptırılarak davalı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın tarla vasfı taşıdığı belirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, dava konusu taşınmazın ... Belediyesi sınırları içerisinde yer aldığını, şehrin gelişme istikametinde olduğunu, kadastral parselin içerisinde olduğunu, meskun mahale yakın olduğunu, çevresinin iskana açık olduğunu, belediye hizmetlerinden yararlandığını, taşınmazın belediye ve alt yapı faaliyetlerinden yararlanma kabiliyetinin bulunduğunu, emsal satış bilgilerinin tapu müdürlüğünden istenilmesi gerektiğini beyan ederek gerçek ekonomik koşulları karşılayan ve hakkaniyete uygun alanında uzman bilirkişilerce bir bedel tespit edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin hükmettiği bedelin yüksek olduğunu, müvekkil idarenin oluşturmuş olduğu kıymet takdir komisyonu tarafından davalı tarafa teklif edilen bedel ile bilirkişilerce tespit edilerek yerel mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedelleri arasında ciddi bir fark bulunduğunu, müvekkil idarece dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin üzerindeki değer tespitinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın tarla vasfındayken mahkemece arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, esasen tarla olduğu yapılan keşif esnasında görülen ve bilirkişilerce de malum olan ulaşımın mümkün olmadığı alanların belediyenin cevabı yazısına istinaden arsa olarak değerlendirilmesinin müvekkilin telafisi mümkün olmayacak şekilde mağduriyetine neden olduğunu, müvekkil idarenin kamunun asla öngörülmeyen ve öngörülemeyecek olan kamulaştırma yükü altında kalmasına engel olunarak, vatandaş Devlet dengesinin gözetilmesini talep ettiklerini, ayrıca davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir iken çift vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal olarak bildirilen taşınmazlar dikkate alınmadan bilirkişi raporu tanzim edildiğini, bildirilen emsal taşınmazların tamamı yönünden somut herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, hükme esas alınan raporda belirlenen emsal taşınmazın gerekli kriterlere haiz olmadığını, emsal taşınmaz olarak kabulünün mümkün olmadığını, denetime elverişli olmadığını, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında olduğunu, hatalı özel satış değerlendirilmesi yapıldığını, dava tarihine daha yakın sunmuş olunulan emsallerin değerlendirme dışı bırakılması suretiyle hak kaybına sebep olunmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, emsal olarak tarla vasfındaki taşınmazların dikkate alınarak rapor tanzim edilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporlarda emsal taşınmazın karşılaştırma tablosundaki katsayının belirli bir sayıya sabitlenmemesi tüm dosyalar açısından eşitliğin sağlanması açısından hakkaniyetsizlik oluşturduğunu, kat sayının sabitlenmemesi açısından bozmayı gerektirdiğini, objektif değer artışına sebep olacak hususlar dikkate alınmadan eksik değerlendirme yapılmıştır bozmayı gerektirdiğini, bilirkişi raporunda ağaç bedeli hatalı eksik hesaplandığını, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faizin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz değil en yüksek mevduat faizi işletilmesi gerektiğini, kamulaştırma bedeli tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun gözardı edilmesinin müvekkilin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdiri için seçilen emsalin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan mütemmim cüz olan tek katlı kümes, tek katlı sundurma için hesaplamada kullanılan birim fiyatlarında bilirkişinin hatalı değerlendirme yaptığını beyan ederek, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesinden uzak, eksik ve davalı müvekkili aleyhine olan bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen yerel mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden hüküm tesis edilmesine, karar verilmesini müvekkili adına talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrarla ek olarak Anayasa Mahkemesinin faize yönelik iptal kararınına rağmen kamulaştırma bedeline en yüksek faiz oranının uygulanmamasının mülkiyet hakkının özüne zarar verdiğini kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak; üzerindeki fındık ağaçlarına kapama fındık net gelirine göre belirlenen bedelden mutat münavebe ürünlerine göre belirlenen bedel indirilmek suretiyle değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09. 12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı ... vekili ile Davalılar ... vd. vekilinin “faize” ilişkin temyiz talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 09.12.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9087, K. 2025/16618, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-9087-e-2025-16618-k-23996c2139d1