Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8839 E. 2026/3340 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8839
- Karar No
- 2026/3340
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/316 Esas, 2025/162 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 149 parsel (ifraz ile 3505 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın kamulaştırma şekline ve kamulaştırma kararına bir itirazlarının bulunmadığını, davacı idare tarafından kamulaştırılacak taşınmazın vasfının yanlış tayin edildiğini, bu şekilde eksik ve noksan bedel ödenmek istendiğini, bu nedenle müvekkili davalının pazarlık usulü ile uzlaşmaya yanaşmadığını, kamulaştırılmasına karar verilen davalıya ait taşınmaz ve üzerindeki muhdesatlar için takdir edilen bedellerin taşınmazın değerinin çok altında bedeller olduğunu, piyasa rayici ve emsallerinin altında olduğunu, kıymet takdir raporunu kabul etmediklerini, dava konusu edilen taşınmazın tamamlanmış ve iskan edilmiş yapılar olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davanın esasına girilecek olması halinde yasal nedenler gözetilerek kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve 2019/38 Esas, 2023/80 Karar sayısıyla belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2023 tarihli ve 2023/621 Esas, 2023/2245 Karar sayısıyla belirtilen kararı ile davacı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, hükme esas bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz satışı limited şirkete yapılan özel amaçlı satış olup emsal olarak kabul edilemeyeceğinden rapor inandırıcı, doğru görülmeyerek yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması yerinde görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada yeterli ve denetime elverişli inceleme yapılmadan, bilirkişi raporlarına dair itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olup kabulü mümkün olmadığını, Mahkemece, davaya konu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 40.785,84 TL olarak tespit edilmesi hatalı olduğu gibi davacı kurum tarafından fazla ödendiği öne sürülen 226.855,96 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıdan alınıp davacıya ödenmesine dair hüküm kurulmasının da kabul edilemeyeceği, bozma öncesi kamulaştırma bedeli hesabında dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatı 340 TL iken bozma sonrası eldeki raporda metrekare fiyatının 47 TL olarak tespit edildiği göz önüne alındığında aradaki fahiş fark fiyatının eldeki raporlarla açıklanmadığını, kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğrudur.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle değer biçilmesi doğru ise de somut uyuşmazlıkta bozma öncesinde davaya konu taşınmazın m² değeri 340 TL, bozma sonrasında ise 47,00 TL olarak belirlenmiş olup metrekare değerleri arasında fahiş fark bulunması ve bu farkın gerekçelendirilmemesi nedeniyle alınan rapor inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli değildir.
6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.