Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8801 E. 2025/15913 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8801
Karar No
2025/15913
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1394 Esas, 2025/786 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/283 Esas, 2023/251 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;.. ili, .. ilçesi, .. orman köyü, .. mevkii, 2158 Ada, 2 Parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalılar ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idarece teklif edilen bedelin düşük olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazın vasfının tapuda tarla gözükmesine rağmen arsa vasıflı olduğunu, taşınmazın ... Bölgesi 250 m, D-100 Karayoluna 500 m uzaklıkta olduğunu, taşınmazın tamamının kamulaştırılması gerektiğini beyan ederek taşınmazın arsa vasfıyla gerçek değerinin tespitini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından taşınmaza teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, taşınmazın imar planına dahil edilmiş olması, kamulaştırma sonrası sanayi bölgesi olarak kullanılacak olması ve davalının tasarruf yetkisinin kısıtlanarak taşınmazın fahiş oranda bedel farkı ile kiralama/satışının yapılacağı hususları karşısında Anayasa'ya aykırı olacağını, taşınmazın bedelinin hakkaniyete uygun olarak tespit edilerek faiziyle birlikte davalıya ödenmesini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu dava konusu taşınmazın değerinin davacı tarafından çok düşük hesaplandığını, davaya konu taşınmazın belediye sınırları içinde kaldığını ve belediye hizmetlerinden yararlandığını, tarıma elverişli olduğunu, konumu nedeniyle büyük şehirlere, lojistik ve tedarik bölgelerine yakın ve ulaşımının kolay olduğunu, kıymet takdirinin yapıldığı tarih üzerinden uzun zaman geçtiğini ve paranın değer kaybettiğini, bu nedenle teklif edilen bedelin geçerliliğinin kalmadığını beyan ederek hakkaniyete uygun olarak taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle;kıymet takdiri raporunda belirlenen bedel ile bilirkişi raporu belirlenen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu, dava konusu taşınmaz tarla vasfında iken arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaza belirlenen bedelin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlanmadığını, meskun mahalde bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bedel yönünden kaldırılarak hakkaniyete uygun bedel belirlenerek taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece dava konusu taşınmaz için hazırlanan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda emsal taşınmaz seciminde tarla vasfında yerlerin seçildiğini, raporda keşif gününe ait sadece 1 adet fotoğrafa yer verildiğini, bu fotoğrafta ağaçlık alanın görüldüğünü, uydu fotoğraflarında ise ağaçlık alanın dava konusu taşınmaz sınırında olduğunun anlaşıldığını, bu hali ile taşınmazda mevcut ağaçların bedeli tespitin hatalı olduğunu ve bu hatanın giderilmesi gerektiğini, taşınmazın ticari arsa niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmazı ticari arsa niteliği ile ilgili de değerlendirilmede bulunmadığını, yerel mahkemece, taşınmazların değeri belirlenirken objektif değer artışının iyice irdelenip değerlendirilmesini ve mevcut duruma göre değer belirlenmesini gerekir iken bu husustaki taleplerinin değerlendirilmediğini, üstelik tüm bu durmların karşısında bilirkişi heyeti objektif değer artışı ile enflasyon kaybı ve diğer lehe hususları değerlendirmeye dahil etmediğini, özellikle taşınmazın değerinin belirlendiği dava tarihinden sonra ülkede yaşanan aşırı enflasyondan doğan fark taşınmaz değerine yansıtılmadığını, mevcut enflasyon koşullarında, davacı tarafın davanın açıldığı tarihten taşınmazın belirlenecek değerine işletilecek yasal faiz ile paranın enflasyon karşısındaki değeri mukayese edildiğinde müvekkilin mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olduğu yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya bildirdikleri emsal taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, ayrıca bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi gerektiği beyan edilmesine ve hesaplama yöntemi olarak emsal taşınmaz yöntemi kullanılmasına rağmen; davaya konu taşınmazın bedel tespiti yapılırken tarla vasfındaki taşınmazın emsal olarak kabul edilmesi çelişki içerdiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların bedellerinin de hatalı olarak hesaplandığını, yapılan hesaplamada ağaçların değerlerine ilişkin olarak kullanılan veriler 2021 yılına ait veriler olduğunu, ancak derdest olan davanın 2022 yılında ikame edilmiş olduğunu, hesaplamada dava tarihi dikkate alınarak 2022 yılı verilerinin kullanılması gerektiğini, davanın açılışından 4 ay geçmesiyle 25.06.2022 tarihinden itibaren ödenmesi gereken yasal faiz %9 olup mevcut enflasyon koşullarında, davacı tarafın davanın açıldığı tarihten taşınmazın belirlenecek değerine işletilecek yasal faiz ile paranın enflasyon karşısındaki değeri mukayese edildiğinde müvekkilin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bu hususta mahkemece resen dikkate alınarak taşınmazın değerinin tespiti gerektiğinden yerel mahkeme kararının bedel yönünden kaldırılmasına, kamulaştırma bedelinin hukuka uygun şekilde tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

4. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın bedelinin tespiti noktasında hataya düşüldüğünü, her ne kadar dava konusu taşınmaz yerel mahkeme tarafından arsa vasfında kabul edilmişse de raporda tek esas alınan 12 nolu emsal satışın incelenmesi halinde satış konusu gayrimenkulün ''tarla vasfında'' olduğunu bu durumun dava konusu taşınmazın değerini çok daha düşük ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini, taraflarınca delil olarak sunulan emsal taşınmazların dikkate alınmadığını, bölge itibari ile ticari nitelikli arsalar olduğunu, hal böyle iken emsal gösterilen satışların taşınmazların gerçek değerini ortaya koymak açısından düşük kaldığını, dava konusu gayrimenkul üzerindeki ağaçların hiçbir şekilde rapor konusu edilmeyerek kıymet takdirinin yapılmadığını, müvekkilleri yönünden mahkeme kararında belirtilen yasal faiz ödemesi ülkemizde özellikle son yıllarda ciddi boyutları bulan enflasyon oranlarının kat be kat altında kaldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalıların, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekillerinin 14.05.2025, 20.05.20 25... .05.2025 tarihli dilekçelerindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8801, K. 2025/15913, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-8801-e-2025-15913-k-634a3ecf4ac0